- Kategori
- Türkiye Ekonomisi
Ey iman edenler...

Böyle söylüyor…
Peki, kim söylüyor?
Varlığına, birliğine, mekândan ve zamandan uzak ve yaradan olarak inandığımız Yüce Allah, kitabı Kuran’da, birçok ayete <ı>“Ey iman edenler…”ı> diye söze giriyor.
Neye ve kime <ı>“İman edenler” ı>diye sorduğumuzda da, Allahın varlığına ve birliğine, peygamberlerine, kitaplarına, meleklerine, ahirete, hayır ve şerrin Allah’tan geldiğine inananlar…
İşte o <ı>“İman edenlere”ı> Yüce Yaradan, yine birçok ayette de <ı>“akıl ve idrak”ı>ten söz eder. Yani, kullarının aklı ve idraki daha öne çıkarmalarını öğütler.
<ı>“Ahlak” ı>ile <ı>“akıl ve idrak”ı>in olmadığı bir <ı>“İslamiyet” ı>bana göre düşünülebilecek şey değil. Eğer düşünürsek, yine bana göre <ı>“Allah” ı>ile <ı>“Peygamberini ve kitabını” ı>da inkâr etmiş oluruz. Sonuç olarak de <ı>“Ey iman edenler…” ı>diye başlayan öğüt ve öğretilerin de muhatabı olmayız.
Ben de ortaya koyduğum bu gerekçeden yola çıkarak <ı>“Ey ahlak, akıl ve idrak sahipleri” ı>diyerek başlıyorum…
Toplumları yıkmanın, ortadan tümden kaldırmanın, kendi emellerine hizmetkâr kılmanın yolları vardır. Bu yolları da tarih içinde geriye doğru dönüp baktığımızda göreceğimiz gibi.
Şimdi, Türkiye üzerinde de benzer oyunlar sergilenmeye çoktan başlamış ve sürdürülmektedir.
Tahrip çalışmalarının <ı>“Din” ı>üzerinden olanları bir kenara bırakacağım. İşin o yönüne girmeyeceğim, çok derin…
Ancak, ülkeyi tahrip etme ve insanları birbirine düşürmenin diğer yollarından biri de ülkeyi ve insanları <ı>“ekonomik”ı> bakımdan zora sokmaktır…
Gün geçtikçe Türkiye, ekonomik yönden daha da sıkıntıların içine doğru sürüklenmekte, insanlar daha da yoksullaştırılmaya çalışılmaktadır. Ve bizler de bunun farkına varmama inadımızı sürdürmekteyiz.
Burada en büyük görev, bilinmelidir ki <ı>“İş adamlarına” ı>düşmektedir.
Türkiye’de artık iş adamları da giderek büyüyen ekonomik sorunların farkına vardırlar. Bunu biliyoruz ve hükümete karşı yaptıkları uyarıların da farkındayız.
Ancak bu yeterli değil… Daha fazla etkin olmaları gerekir.
Sade vatandaş olarak ancak <ı>“Sokaklara dökülme” ı>eylemini gerçekleştirebiliriz. Ancak iş adamları başkaldırmanın öncülüğünü yaparlarsa, eylemin gücü daha da etkisini gösterecektir.
Hepimiz aynı geminin içindeyiz. Ancak, geminin içindeki yerimiz ve görevlerimiz farklı…
Bir kısmımız kaptan köşkünde otururken, diğer çoğunluğumuz, o geminin suda yüzmesi için gemi içindeki diğer çalışmaları yürütmektedir.
Gemi, şu anda su almaya başladı. Kaptan kökünde oturanlar bunun farkında değillerdi. Geminin diğer bölümünde iş görenler, açılan deliği kapatıp, geminin su almasını önlemeye çalışıyorlardı. Gemi o kadar hızlı su almaya devam ediyor ki, birisi de akıl edip, kaptan köşkünde veya güvertede bulunan, etraftaki güzellikleri seyrederek işlerini görenlere <ı>“Ey ahaliii… Gemi su alıyor” ı>uyarısını yapmayı akıl erdiremiyor.
Ben buradan şimdi <ı>“Ey ahlak, akıl ve idrak sahipleri” ı>diyerek sesleniyorum…
Gemi su alıyor… Batacaaaaaak…
Sizler, kaptan köşkünde veya güvertede olanlar…
Eğer düşünüyorsanız ki <ı>“Biz can yeleklerini kuşanıp denize atlar canımızı kurtarırız” ı>diye, ona da bir şey diyemem. Ama bilmenizi istediğim bir başka şey daha var, unutmadan onu da söyleyeyim bari de bu size yaptığımız son iyilik olsun, insanlara kötülük yapmak içimizden gelmiyor da…
Söyleyeceğim de şu…
Ne kadar can yeleği varsa, bu kez patlak, o yeleklere de güvenmeyin ha…
<ı>04 HAZİRAN 2008 ı>