- Kategori
- Gündelik Yaşam
Eylül benim için hüzün ayıdır

Deniz manzarası
Yaz mevsiminin sona ermesiyle birlikte her yere bir sessizlik çökmüş sanki. İnsanlar yavaş yavaş tatillerini bitirip yaşadıkları yerlere dönüyorlar. Kuşlar bile daha az görülüyor, sanki hiç yoklar, yazın cıvıl cıvıl öten kuşlar artık ötmez oldular. Penceremin karşısında olan koca Çınar ağacının yapraklarının sararması ve teker teker dökülmeye başlaması da bu hüzne ortak olduğunun bir göstergesi. Deniz de bile bir hüzün var sanki. Yazın sabahları dümdüz olan öğlene doğru dalgalanan deniz Eylül de tam tersini yaşıyor. Bir çok insanın yüzüyor olması, teknelerin turlarına devam ediyor olması, balıkçıların oltalarını denize atmaları bile denizde ki tuhaf sessizliği, hüznü bozamıyor. Günler, aylar, mevsimler öyle hızla geçiyor ki? Ama hiç bir ay Eylül kadar sessiz değil. Eylül bir çokları için olduğu gibi benim için de çok şey ifade ediyor. Hayatımın en önemli olayları bu ayda gerçekleşti. Bu ay içinde doğmuşum, bu ay içinde evlendim hatta birçok yakınım bu ay içinde doğdu ve evlendi. Babam trafik kazasında Eylül de öldü. Sanırım bu hüznün nedeni bu, her taraf hüzün kokuyor. Yazdan kalma sıcak günler devam ediyor. Bazı deniz severler gibi ben de havalar iyice soğuyuncaya kadar denize girmeye devam edeceğim. Ama deniz suyu bile Eylül gelir gelmez hafiften sıcaklığını yitirmeye başladı. Denizi seviyorsanız, hala tatil yapamadıysanız, güneye gitme imkanınız varsa Eylül de hatta Ekim de deniz çok güzel olur. Dalga yoktur, İki mavi arasında (Deniz ve Gökyüzü) insan adeta suyla dans eder. Yazdan kalma kalabalık, aşırı sıcak ve kirlilik yok. Zamanı olanların Akdenizin bu güzelliğinden yararlanmalarını öneriyorum.