​ Eyvah çocuğum büyüyor… / Türkiye Ekonomisi / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Haziran '11

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
 

Eyvah çocuğum büyüyor…

Eyvah çocuğum büyüyor…
 

Bu veya benzeri bir cümle ile aynı durumu birçoğumuzun yaşadığı muhakkaktır. Oysa neden çocuk dünyaya getiririz? Tabii ki sağlıklı, başarılı, güler yüzlü ve rahat bir hayat yaşamasını ümit ederiz. Pek azımız çocuk yapmadan önce acaba bakabilirmiyim, ona çağın dayattığı koşullarda sağlıklı bir büyümeyi sağlayabilirmiyim diye düşünür ve çocuk yapma kararını öyle alır. Aklı başında bir ebeveyninin akılsızca yaptığı bir çocuk büyürken başlıkta kullandığımız endişeye düşmesi kesindir. 

Ekonomiler de, bir ülkenin çocuğudur. Doğal olarak büyümeleri gerekir. Zira büyümezlerse insanların artan taleplerine cevap verilemez. Ama bu büyüme sağlıklı olmalıdır. Sağlıksız bir büyüme bir kesimin işine gelirken diğer kesimlerin giderek fakirleşmesi, büyük yığınların ezilmesi demektir. Bu da devletin vergi gelirlerini düşürecek, böylece çari açık artacak, borçlar çoğalacak, iflas kokuları yetkilileri tedirgin etmeye başlayacak, bu gün olduğu gibi büyümeden adeta memnun olunmamaya başlanacaktır. 

TÜİK bu gün yılın ilk üç aylık büyüme rakamlarını açıkladı. “Üretime dayalı büyüme sağlık işaretidir. Büyüme iş ve aş artışı demektir. 

Ancak biz son yıllarda büyümeye sevinemez olduk. Çünkü bizim büyümemiz üretime dayanmıyor. İthalata ve tüketime dayalı bir yapı ortaya çıktı. Ucuz döviz ile başkalarının üretimini ucuz ucuz ithal ediyor, ucuz ucuz tüketiyoruz. Üretimimizde de yerli girdi yerine ucuz ithal girdi kullanıyoruz. Bunun sonucu üretim de ithalata dayalı, tüketim de ithalata dayalı hale geldi. 

2010 yılının ilk 3 ayında ithalata 38.4 milyar dolar harcamıştık. 2011 yılının aynı döneminde ithalat yüzde 45.6 oranında arttı. 56 milyar dolarlık mal ithal ettik. Bırakınız içerideki üretimdeki artışı, dışarıdan bu kadar mal girdiğinde tabii ki ekonomide “sahte/hormonlu” büyüme ortaya çıkar. 

Normal olarak ekonomi büyüdükçe dolar üretme gücü de artar. Bizde tersi oluyor. Yanlış ekonomi politikaları sonucu ekonomi ucuz döviz bağımlısı bir yapıya kavuşturulduğu için, büyüdükçe döviz açığı (cari açık) artıyor. Her ülke “aman büyüyelim” diyerek çabalarken, bizler “aman büyümeyelim” diyerek tedbir üzerine tedbir alıyoruz.” 

Nasıl, hoş bir durum değil tabiî ki. Ben dâhil birçok kişi yıllardır yazıyoruz. Üretime dayalı olmayan büyüme felaket getirir. Siz bakmayın Küresel çete sözcülerinin ekonomimize övgüler yağdırmasına. Bize benzer bir komşumuz var. Şu an iflas etmiş olan Yunanistan. Aynen onlar da bizim gibi hiçbir şey üretmiyorlar. Bir deniz taşıma sektörleri iyi, biraz da turizm. Yinede iyi bir planlama ile oniki milyonluk nüfusu ile komşunun iflas etmemesi gerekirdi. Baktığımızda bize benzer o kadar yanları var ki. Mesela, başbakanlarının “Türkiye başardıysa biz de başarırız” dediği ekonomik bunalımı İngiliz Daily Mail gazetesi araştırdı. Daily Mail’e göre Yunanistan’ın bu hale gelmesine Yunan halkının aç gözlülüğü, savurganlığı ve vergi vermemek için yaptıkları sayısız dalaverenin neden olduğu tespit edildi. Bizde de ekonominin %70 e yakını kayıt dışıdır. Yani vergi vermez. Kendi beyanına göre vergi verenlerin beyan ettikleri vergiler de komiktir. Asgari ücretle zor iş bulurken cebindeki beş kredi kartını limitlerinin sınırına kadar zorlayan yurdum insanı komşudan farklı mı? 

Bir kredi kartı borcunu başka kredi kartına boca ederek şimdilik idare ediyoruz. Ülke ekonomisinin durumu da aynı. Düşük kur, yüksek faiz politikası ile ülkemize akan sıcak para afyon buharı gibi insanları sarhoş ediyor. Herkes kendini iyi hissediyor. Öte yandan cari açık artık kapatılamayacak boyutlara gelmek üzere. Ülke borçları çığ gibi büyüyor. Ve unutmayalım ki bu borçları biz veya çocuklarımız mutlaka ödeyeceğiz. Neyle? Topraklarımızı vererek mi? Bağımsızlığımızı vererek mi? 

Her zaman olduğu gibi yine tekrar ediyoruz. Tarımda ve sanayide kendine yeter bir duruma gelmek zorundayız. Buna imkânımız var. Bu ülke halkı bunu ispat etti. Tek düşünce giderek geç kalınıyor olunmasıdır. Küresel çete buna şiddetle karşı çıkacağı için bu işler onların işbirlikçisi hükümetlerle olmaz. Unutulmamalıdır ki, her geçen gün fatura kabarıyor, ertelenen her dakika ödeyeceğimiz bedeli arttırıyor. 

İzmir 2011-06-30 

 
Toplam blog
: 1508
: 1688
Kayıt tarihi
: 16.07.08
 
 

Yetmişiki yaşında iki çocuk ve iki torun sahibi bir erkeğim.. Lise mezunuyum. Uzun yıllar esnaflı..