- Kategori
- Siyaset
Fareleri temizlemek,

Görsel internetten alıntı
Henüz civan yaşımda Sayın Demirel'i ve Rahmetli İsmet İnönü'yü Meclis kürsüsünde birbirinin yüzüne bakarak yiyilir, içilir, cinsten olmayan söz ve söylemlerini dinlemiş, biraz sonra Meclis koridorunda candan, içten tokalaşıp hal hatır sormalarına bizzat şahit olmuştum. İşte o günden beri siyaseti sevmemiş, adeta siyasetten nefret etmiştim.
Aslında varlığı hayli eski olan ancak esas 1946 doğumlu olan siyaset pek yaşlı sayılmaz. Siyaset doğduğu günden bu güne kadar, o rolü oynayan figüranlar esas özü ve görevi olan, Devlet işlerini düzenleme, yürütme, sanatından ayrılmış, hep çamurlu ve bulanık sulu göllerde bir birine çamur atmakla, söz düellosu yapmakla zaman ve güç kaybetmiştir.
İktidar olma arzusu ile Türkiye ve Türk halkını yönetmeye talip olan politikacılar, bütün fiil ve faaliyetlerini karşılıklı bir birini yıpratmakla geçirmişlerdir. Böyle siyaset anlayışı artık iflas etmiş. Bu siyaset yoğun bakımdadır. Artık iyileşmesi, şifa bulması mümkün değildir. Ruhuna Fatiha okunmalı.
Geçmişten günümüze kadar, halen hayatta olan siyasetçilerin bazı sözlerini hatırlayalım.
Bunlardan ne köy olur, ne kasaba. Ben ona iki keçi teslim etmem.( Rakibin biz halk çocuğuyuz demesi üzerine ) O halk çocuğu da biz o.........çocuğu muyuz? Kerhaneleri kapatalım da bizi mi s.......ler. Ege ne bir Türk gölüdür, ne bir Yunan gölüdür. Ege bir göl değildir. ( S.Demirel )
Özal'ı onursuzca indiririz. Kaybedersem Rodos'a kadar yüzerim. ( D.Baykal )
Kayseri'ye liman kuracağız. Trabzon'u Akdeniz'in incisi yapacağız. Ablanızın bıdığı hepinize feda olsun. ( T.Çiller )
Satıyoruz, satıyoruz bitmiyor ( K.Unakıtan )
Otuz beş idam imzalarken bile elim titremedi. Asmayalım da besleyelim mi?. Çoktandır idam olmuyordu, bazı kişilerin idam edilmesi gerek. Çankaya'yı artık bırakıyorum. Heveslileri gelsin biz hevesimizi aldık. ( K.Evren )
Sahte MİT çinin tutuklanma haberi kendisine bildirilince " Mert Çiller tutuklandı". Ben terör örgütüne yardım ve yataklık yapıyorum diyorsam, bir bildiğim vardır herhalde. ( K.Kılıçdaroğlu )
Seçim vakti geldi, şimdi seçim sırası, ya teslimiyetçilik ya milliyetçilik. Allah'a şükür, Bush ve Barzani ağzıyla konuşmuyoruz. ( D.Bahçeli )
Askerlik yan gelip yatma yeri değildir. Sizi gidi geziciler sizi. ( T.Erdoğan )
On, on beş yılda bir fidan bile ağaç olur, dal verir, yaprak verir, gölge meydana getirir. Meyve verir bağ ve bahçeyi gülistan'a çevirir. Fidan sonra çınar olur köşesine çekilir. Bu siyaset anlayışı ile, yıpranmış denenmiş, pörsümüş artık kendini tekrar eden, çeyrek asır önceki dünyayı yaşayan, değişen ve gelişen dünyadan habersiz. Kendisini emekli edebilme ve yenilere yol açma faziletini gösteremeyen, uzak görüşü, basireti, meselesi, davası, çilesi, endişesi, Büyük rüyası, Metafizik ürperişi, esprisi, nüktesi olmayan parti liderleri normal demokraside hiçbir zaman liderlik yapamazlar. Ülkede iç ve dış politikayı, ekonomiyi, güvenliği yürütemezler.
Zaten o yüzdendir Ülkemize demokrasi getirilmek istenmiyor. Demokrasi gelse söyledikleri sözlere, söylemlere dikkat ederler. Böyle siyasetle idare edilen bir ülkede, ülke başbakanı idam edilmiş. Başbakanlık yapmış bir diğeri yüce divanda yargılanmış, bir başkası altı kez gönderilmiş, yedinci kez getirilmiş. Birlikte çalıştıkları Genelkurmay Başkanı ve diğer yüzlerce komutan için Silivri kampı inşa edilmiş, neden kaldırdığını kendilerinin de bilemedikleri idam ile yargılanmışlar ve ömür boyu hapis cezası ile cezalandırılmışlar.
Bu gün Türkiye'nin yönetimini sevk ve idare eden siyasetçilerden biri; “ Biz on yılda ancak fareleri temizledik “ sözleri acizliğin belirtisi değilmi? Aradan on yıl geçmiş halâ çamur atma, mazeret bildirme siyaset ise o siyaset komaya girmiştir. Sormazlar mı insana “temizlediğiniz farelerin yerine hangi sinekleri yerleştirdiniz" Bir başka siyasetçinin; " Arkadaşlar biz zam yapmıyoruz, Biz benzine ayarlama yapıyoruz" sözleri halka hangi gözlerle bakıldığının delil ve emaresi değil mi? Bu siyaset yolunda yolculuk yapanlar önünü ufkunu göremez. Pusulayı şaşırırlar umutsuz, hayalsiz ve yorgun düşerler. Böyle siyasetçi yolculardan ülkeye, ve ülke halkına fayda gelmez.
Bir düşünürün veciz ifadesiyle;
"Bir işçi gömleği üzerinde bir yağ lekesi dikkat çekmeyebilir, fakat bir frak üzerinde bir tebeşir tozu hemen belli olur “ Bazı Makamlar, bazı mevkiler, bazı şahsiyetler hafife gelmez, acizliği ve pişkinliği kabul etmez. Vatandaş seçmen kendi idarecilerini, vekillerini, siyasetin iplerini elerinde tutan yöneticilerin her türlü söz ve söylemlerinde ciddiyet arar.Toplumu uyutan sözlerden, halkı koyun gören gözlerden ve zihniyetten uzak görmek ister.
Yeni bir görüş, yeni bir anlayış, yeni bir ruh, yeni bir siyaset anlayışı aranmalı ve bulunmalı. Onunla yola devam edilmeli.Türkiye ve Türk halkı bu siyaset anlayışı ile sevk ve idare edilemez. Her parti ve parti lideri Türkiye ve Türk halkının 10, 15, 20 yılını gem vurulmaz istek ve arzuları yüzünden heba etmemeli.
Bu yıpranmış, eskimiş, çürümüş, yozlaşmış ve erozyona uğramış siyasetin çizgileri, sınırları, mevkisi, adası ve paftası yeniden belirlenmeli. Siyasete yeni kural ve kaideler getirilmelidir.
Siyaset hizmet sanatıdır. Kalkınmada, ilerlemede , yenilemede çağdaş ülkeleri yakalama ve onları geçme yarışıdır. Siyaset mazeret bildirme, senlik, benlik yapma, karşılıklı çamur atma ve söz düellosu yapma sanatı değildir.
O nedenle bu siyaset anlayışı eskimiş, yeni bir siyaset anlayışı arama zamanı gelmiştir. Yeni bir siyaset anlayış yolu bulunmaz ise, Türk halkı artık bu siyaset anlayışı ile yönetilmek istemez. Kendi kendini yönetmek ister.
Kıymetli okurlarımıza saygılar sunuyorum.
Mehmet BURAKGAZİ / MERSİN