- Kategori
- Futbol
Fark var...

Koşar adım hedefe.. hep birlikte..
Hafta sonu oynanan ve 2-2 berabere biten derbi maçının ardından bütün spor basını Galatasaray'ı galip ilan ederken Fenerbahçe cephesinden özellikle Aykut Kocaman'a yüklenerek beraberliğin faturasını ödetmeye çalışıyorlar. Maçın gidişatı ve sonucu 7 aydır süregelen süreç içinde basına çok güzel bir koz oldu. Bu kozu Cumartesi akşamından bu yana gerek sözlü gerekse yazılı medyada sürekli kullanıyorlar.
İlk olarak oyuncuların Aykut Kocaman'a baş kaldırışını ve büyük fikir ayrılığı olduğunu oyuncuların hocalarına karşı olduğunu yazdılar. Sonrada yönetim ve taraftarların Aykut Kocaman'ı tartıştığını ve ona karşı cephe alarak GİTSİN Mİ.? KALSIN MI ? tartışmalarının yapıldığını varsayıp bunu gerçekmiş gibi büyük başıklar atarak Fenerbahçe'ye içten zarar verme çabasına giriştiler.
Konuya önce her iki takımında bu sezon ne kadar başarılı olup olmadıklarını gözden geçirerek başlamakta fayda var. Yani bahsedildiği gibi Fenerbahçe çokmu başarısız yada Galatasaray çokmu başarılı. Aykut Kocaman mı gitmeli yoksa Fatih Terim'e en başalılı hoca ödülümü verilmeli.?
Sezon başı şike olayları hepimizin malumu. Bu sıkıntılı ve zor süreç içerisinde ilk on haftada zirvede herşeye rağmen Fenerbahçe'yi gördük. Bunda diğer önemli rakiplerinden Beşiktaş ve Trabzonspor'un Avrupa Kupaları ve sık oynanan lig maçları nedeniyle sıkıntılar yaşaması ve yeni bir kadro kuran Galatasaray'ın uyum süreciydi. İlk yarının sonuna doğru daha bir olgunlaşan kadrolar ve oyunlar sonucunda Fenerbahçe yaşadığı travmanın etkisinden kurtulamamış rakiplerinden Galatasaray sadece maçlarına konsantre olurken haftada bir ve çoğunlukla hafta sonu maç yaparak aradaki farkı kapatmış ve şu anda da normal olarak 9 puan farkla zirvede yer almıştır. Bu süreçte Fenerbahçe en çok hafta içi maç oynatılan klüp olmuştur. Bu durum gerek seyirci ve gerekse hasılat açısından Fenerbahçe'ye dolaylı zarar verdirme çabasının başka bir maddesi olmuştur. Beşiktaş ve Trabzonspor her iki kulvarda ve sıkça maç yapmanın etkisiyle puan kayıpları yaşamış ve zirvenin uzağında kalmıştır. Fenerbahçe ise her şeye rağmen zirvede ve Galatasaray'ı en çok rahatsız eden konumda kalabilmiştir. Bu arada düşme hattındaki Samsunspora 5 Manisaspora 2 puan kaybedilmemiş olsa şu an zirvede eşit puanlar olacağını hatırlatmak isterim. Yani sadece Samsuspora 5 puan kaybetmek çok süprizdi ve beklenmedik bir durumdu. Denilebilirki dİğer takımlarında kaybetitkleri puanlar olmasaydı fark böyle olmazdı. Ancak Fenerbahçenin çok süpriz olan maçlarındaki 7 puandan bahsediyorum .Çünkü Samsun ve Manisa maçındaki puanları kazanmak hiç hesapta yoktu ve çok sürpriz olmuştu. Bu iki takımın şu anda ligin en sonunda olduklarını ve bu maçlarda sadece motivasyon eksikliği nedeniyle puan kaybedildiğini de hatırlatmak isterim.
Takımlara ve hocaların aynı durumda ve aynı konu için nasılda farklı eleştirildiklerine gelince durum çok daha taraflı ve açıkça şike görünümü vermekte ve trajediye dönüşmektedir. Bugün Ediz Sarıpınar'ın Milliyet sporda son hafta analizi sayfasını okurken çok taraflı ve haksızca ve yanlı olarak yazdıklarını gördüm.Büyük bir başlık atarak Aykut Kocaman için gitsin mi kalsın mı tartışması açarak hatalarını sıralarken Fatih Terim'in ise başarılarını ortaya koymuş. Kendi görüşüdür. Olabilir. Ancak onu bu rüyadan uyandırmak ve onun gibi düşünenlere bazı gerçekleri hatırlatmakta benim görevim olsun.
Son derbi maçta maç 2-0 olunca Aykut hocanın hiç katkısı yok ancak maç 2-2 bitince hataları var. Maç başında hoca ayın ise maç sonunda da aynı. Aykut hocanın oyuncu değişiklikleri zamanlamasını ben de doğru bulmuyorum. Ancak bir hoca olarak onunda saha içinde birebir gördüğü ve hissettiği oyuncularla konuştuğu durumların olduğunu da unutmamalıyız. İkinci devrede Galatasarayın daha baskılı oynadığı daha çok pozisyon bulduğu açıkça ortada iken Fenerbahçe'nin yapacağı şey topu kazandığı zaman pas yaparak topun kendilerinde daha çok kalmasını sağlamaktı. Oyuncuların yorulduğu fikrine katılmıyorum. Selçuk'u oyun almak erkendi ve gereksizdi. Çünkü Selçuk kop kapan ve atak kesme özelliği olan bir oyuncu olsa da topu tutarak oyunu kontrol eden ve oyunu rahatlatan bir oyuncu değildi. Oysa Fenerbahçe'ye oyunu pas ile rahatlatacak ve topu daha az kaybedecek oyuncu gerekiyordu. Bunu sahadakiler yapabilirdi pekala. Ancak devre arsında sanki oyuncularım maçı kaybetmiş gibi üzgündü diyen Aykut Hocanın ikinci devrede biraz daha fazla topa sahip olun oyunu biz kontrol edelim demesi ve bunu yaptırabilmesi gerekirdi. Oyuncu değiştirerek skoru koruma çabasını eleştireceğiz. Ancak disiplinli ve çalışkan ve dürüst bir hoca olan Aykut hocanın bunu hayata geçirmeyi başaramamış olması eleştirisine katılmayacağız. Hangi oyuncu hocasına karşı gelmiş hangi oyuncu takım arkadaşlarına haksızlık ve hakaret yapmış hangi oyuncu oyunun kurnazlıklarına gitmiş Fenerbahçede. Tam tersi, son 7 aylık süreçte her oyuncusuna sahip çıkmış duruşu ve davranışlarıyla onlara örnek olmuş bir hoca görünümü var Aykut hocada.Bu na karşın oyunculuğunda da agresif ve kırmızı kartları oldukça meşhur Hasan Şaş ın alnındaki kan izinin tribünden gelmemesine rağmen tribünden gelen bir madde ile yaralandığı izlenimi vermeye çalışması mı daha dürüstçe bir yaklaşım? Ya hemen her derbi maçında gerek tribünü tahrik eden gerekse hakemlere zorluk çıkaran Sabri, Ayhan Hasan Şaş gibi oyuncularmı daha fair.?
Geçen yıl devre arasında Yeni Malatyaspor mağlubiyetinden sonra görevi gerekirse bırakabileceğini söylemesi Kaçıp gitmeyi denemişti diye Aykut Kocaman'ı camia ve taraftar gözünde haksız ve aşağılayıcı bir tarzda göstermek ne kadar etik ve doğru.? Bu ne kadar tahrik edici bir başlık.?Bu başlık alaştiri amacımı taşıyor yoksa başka amaçları mı var.? Eğer öyle ise Ediz Sarıpınar'a Fatih Terim in son Galatasaray'dan gidişini arşivlerinde açıp bir bakmasını tavsiye ederim. Şimdi göklere çıkarılan aynı hoca o dönemde gerek yönetim gerekse kendi taraftarları tarafından ne şekilde klüpten kovulmuştu. Ve aynı hoca artık Türkiyede takım çalıştırmam demecini o zaman vermemişmiydi. Nerde etki anlayış? Nerde dürüstlük nerde prensipler.?Demekki Galatasaray onun gözünde takım değil. Şu anda çalıştırdığına göre...
Fenerbahçe'deki oyuncu performanslarını Aykut hoca yükseltmesi gerekiyorken neden Albert Riera nın performanslarından bahsedilmiyor. Fatih Terim'in bizzat isteyip aldığı bize çok güç katacak denilen Riera neden taraftarlarınca yuhalanıyor. Riera formsuzsa bu kendi suçu ama Fenerbahçeli oyuncularda bir formsuzlk varsa bu Aykut Kocaman'ın suçumu.? Bu ne kadar açık ve ne kadar haksız bir taraflılık.? Bu kadar açıkça bir hakszlığı bir Galatasaray taraftarı bile yapmaz sanırım. Herhalde süper performansta olduğu içindir.Peki ya Busapordan alınan Sercan, yada Manisaspordan alınan Yiğit. Şu anda Manisaspor küme düşmemek için çırpınıyorsa Yiğitin ayrılmasının katkısı yokmudur.? Galatasaray'da oynuyor olsa ve katkı yapıyor olsa anlam verebileceğim. Ancak bu transfer Manisaspor'u zayıflatmaktan başka ne işe yaramıştırki. Ya güya Fenerbahçenin adam edemediği ama bir çok spor adamına göre Terim'in adam edeceği Kazım ne oldu sahi. Terim bu milli oyuncuyu kazanmış olmalı ki Ediz Sarıpınar bundan hiç bahsetmemiş. Onun yerine Semih ,Aydın ve Emre Çolak'ı kazandığını yazmış. Evet büyük başarı olsa gerek. Aydın bir kaç maç sonradan oyuna girince kazanılmış oluyor. Peki Ceyhun'a ne oldu. Hani şu iki yıl önce Sayın Meleke'nin ülke çok iyi bir şutör kazandı dediği milli takım oyuncumuz Ceyhun Gülselam adını duyan varmı.? Terim onuda kazanmış olmalı. Ama Fenerbahçede 17 yaşındaki Recep Niyaz yada Gökay yada Hasan Erbey kaybediliyormu.? Aykut Kocaman gereği gibi gerektiği kadar süre vererek gelişimlerini sağlıyor. Peki milli oyuncu Servet'e ne oldu? Galatasaray bu sezon sadece rakiplerinin durumundan istifade ederek bu duruma gemiştir. Başarılı diyerek göklere çıkarılması tamamen spor medyasının kandırmacasıdır. Ve çok uzun sürmeyecektir. Kimse derbi maçında 11 yıldır Kadıköyde yenemediğiniz Fenerbahçeyi bu çalkantılı durumda bile yenemediniz bu kadro zenginliğine rağmen diye eleştirmek bir yana 90+4 te direkten dönen topu bile sanki galibiyet golü gibi göstermeye çalışmaktadır. En iyi transfer diye göklere çıkarılan takımda Elmander sahada yürüyen!!! Alex kadar gol atamamıştır. Santraforsuz Fenerbahçe rakibinin sadece 5 gol gerisindedir. Bir takım nerdeyse her maçtan önce rakip takım oyuncusuna transer teklifi götürüyorsa o takımın hocası ya endişelidir ya korkaktır yada elindeki oyunculara güvenmiyordur ve şu anda demekki hala kendince başarılı değildir. Şimdi de Fenerbahçeden Semih ve Berbatov gündemdedir.Hayırlısı olsun ne diyelim.
Aykut hocanın hiç bir genci parlattığına şahit olmamış spor yazarları için şunu da belirtmek gerekirki büyük takımlar gelişimini tamamlamış yıldız oyuncularla oynar. Fenerbahçe zirvede bir takımdır ve oraya gelebilmek için kendini ispat etmiş olmak gerekir. Bir oyuncu ancak altyapıda gelişimini sürdürür devam eder ve daha sonraki dönemde çok öne çıkan yetenekli oyuncular A takımında görev alırlar. Diğerleri ise daha alt liglerde veya diğer takımlarda futbol yaşamlarını sürdürürler. Herzaman depil ama genellikle böyledir. Bu durumu değiştiren çok az sayıda oyuncu çıkmıştır. Siz hiç Mourinho ya hangi oyuncuyu altyapıdan alıp oynattın diye bir eleştiri sorusu sorulduğunu duydunuzmu. 3-4 yılda 1 yada iki oyuncu en fazla böyle büyük takımlarda yer bulabilir. Çünkü büyük takım taraftarları her ne kadar genç oyunculara destek verseler de onların zaman zaman ağır sorumluluk ve karakter gerektiren zor maçların üstesinden gelmeleri yetenek olarak mümkün olsa da fizik ve mental yapı olarak zor olur. Bu oyuncuları kazanayım derken sıradan bir oyuncu haline dönüştürebilirsiniz Oyuncunun fizik ve algı gelişimi yanında karakter gelişimi de aynı düzeyde gelişmelidir. Bu nedenle bu konuda doğru tespit yapmak çok zordur. Nitekim Ediz Sarıpınar'ın yere göğe sığdıramadığı Terim bundan 10 yıl önce 2. kez göreve geldiğinde yaptığı transferlerle kulübü ne kadar zarara uğrattığını ve bu oyunculardan hiç verim alamadan nasıl gönderildiğini bir kez daha gözden geçirmesinde fayda var. Daha sonraki milli takım süresince de hangi oyuncuyu vitrine çıkarmış hangi oyuncuyu kendi başarısıyla Avrupaya gönderebilmiştir.?Evet bu sezon bu hatalardan kısmen ders çıkarılmış görünüyor.
Spor medyası gititkçe daha fazla çıkarcı ve ayrılıkçı bir havaya bürünmektedir. Objektif olma gerçekleri olduğu gibi yansıtma yerine taraf olunması bir yana yanlış ve uydurma haberlere çokça rastlanılmaktadır. İki hafta önce radyodaki bir spor programına bağlanan sözümona spor yorumcusu ( isiminide verebilirim T.demir) Beşiktaşın A.Madrid maçında oynayacağı kadronun ona göre yanlış olduğunu ve orta sahada Ernst in oynaması gerektiğini söylüyor muhabire. Yani kafasındaki kadroyu okurken orta sahada Ernst mutlaka olmalı diyor. Yani pess.. Bu maçta o oyuncunun cezalı olduğunu ve oynamıyacak olduğunu en önce bu spor adamının bilmesi gerekmezmi? Aslında dinlerken çokta şaşırmadım çünkü aynı spor adamı bundan 7 yıl önce Alex in Türkiyeye gelişinin ikinci sezonunda ilk sezonki kadar gol atamayacağını ve o kadar başarılı olamayacağını ileri görüşlülüğü ile yazmıştı. Kendisi unutmuş ise dönüp kendi yazısını arşivden bulabilir. Oysa Alex in başarısını yıllar geçtikçe görmekten herhalde sıkılmış olmalı. Bu ve bu zihniyetteki spor adamlarının taraftarları ne kadarda yanlış yönlendirdiği aşırı fanatizme ittiği bir gerçek. Bu nedenle gerçek sağduyulu Fenerbahçe taraftarları ne Aykut hoca için gitsinmi tartışmalarına kulak asmalı nede gerçekleri ve hataları göz ardı etmeli. Yapılan yorumlarında ne kadar taraflı ve olumsuzluk üretmek amacına hizmet ettiğini gözden kaçırmamalı.
Her şeye rağmen Fenerbahçe ve Galatasaray Türkiyenin en değerli ve çok taraftara sahip iki güzel klübü olmakla beraber aralarındaki rekabet de biri olmadan bir anlama kazanmıyacaktır. Rakibimize asla hakaret etmeden onlardan her yönümüzle farklı olduğumuzu spor medyasının da bize ne kadar yanlış ve taraflı haberlerle yüklendiğinden anlıyoruz. Gerek hocamızı gerek Başkanımızı gerek oyuncularımızı ve gerekse taraftarımızı en küçüçük bir fırsatta hedef tahtası yapmak isteyen bu anlayışa bizim Fenerbahçe taraftarları olarak asla değer vermeden ama yapılanları da unutmadan forma giyen giymeyen, hata yapan yapmayan oyuncumuza, hocamıza , başkanımıza ve birbirimize her zaman doğruluk ve dürüstlük çerçevesinde sahip çıkarak en güzel başarılara doğru yürümeliyiz. Rakiplerimizle aramızdaki farkı biz biliyoruz. Bunlar sportif başarı farkı asla değildir.