- Kategori
- Gündelik Yaşam
Fark

yeni ayakkabılar, gülümseyen yüz.
Öyle hassaslar ki denetleyiciler, bardağı azıcık taşırmanıza asla izin vermiyorlar. Tabii güçlünün en ucunda durunca, yani elmas tarafında, yontucudan çok yok edici, yok sayıcı tarafta, nasıl da tatmin oluyorlardır kimbilir… (“kimbilir” bitişik yazılmalı bence. Kim bilebilir, ayrı)
Derdim denetleyici veya sansürcüleri anlatmak değil, onlar güçlünün sopaları olduklarından başka bir zaman değinilebilir: ne de olsa kraldan çok kralcı olmak gibi bir ayrıcalıkları var; değil mi ama?
Derdim başka.
TÜRKÇE.
Dilimizin acilen geliştirilip güncelleştirilmesi gerekiyor bence. Kuşaklar arasında hiç bu kadar uzaklaşma olmamıştı. Acilen, özellikle şair ve romancıların da içinde bulunduğu bir konsey oluşturulmalı, dilimiz masaya yatırılmalı diyorum. Düşünebiliyor musunuz; yukarıya yakın, sığ ama derinleşecek anlamını taşıyan ve yüzde yüz bizim olan “yuka” kelimesini hâlâ TDK’ya sokamadım.
O zaman şunu yapmalı; TDK’ya bağlı kalmadan, sonraları onların da içine gireceği bir dil kurultayı topalanarak Türkçemizi yeniden yükseltmeli. Gidiş hiç de iyi değil.
***
Milletin karnı doymuyor, kriz var, sen nelerden bahsediyorsun, diyenlere birkaç kelamım olacak.
Be kardeşim, senin asıl sorunun göremediğin ama her gün elinden kayıp giden öz değerlerin olduğunu, kitap okumadığını, Anadolu’nun yetiştirdiği yunus’u dahi bilmediğini, dünyanın en güzel coğrafyasında yaşayıp sürekli huzursuz ve problemli olmayı tercih ettiğini düşünürsek her şey normal seyrinde diyebilirim.
Sana öyle şeyleri müstehak ederler ki, tüm krizin faturasını kuzu kuzu ödersin; geçmiştekileri ödediğin gibi. Dünyanın en pahalı yakıtını petrol denizinin dibinde satarlar sana.
Ee, çünkü kardeşim sen kitap okumuyorsun, araştırmıyorsun, izleme yeteneği geliştirip söylenenlere ve gördüklerine inanıyorsun.
Füzeleri, bombaların krallarını yapanlara dikkat ettin mi? Yazılı kültürdeler de ondan.
Hem biliyor musun canım kardeşim, bu ülkede yazar-çizer denen insanların "artık ben oldum" deyip kitap okumayı bıraktıklarını? Bir elin parmakları kadarı dışında kitap okumadıklarını, araştırmadıklarını?
Çoğu da yurt dışlarında kendilerini dışlatmışlarken…
***
Sevgili Ali Gülcü "tüyap" konusunda bana yorum yazıncaya kadar açıkçası aklıma gelmemişti: yahu bu adamlar iki tane ciddi ve güçlü romanım olmasına rağmen oraya çağırdıkları 750 adamın içine beni neden çağırmadılar?
Bak şimdi…
Kafama takıldı, iyi mi?
Tabii ki işin şaka kısmını ayıklarsam aklım karıştı diyebilirim. Derdim okunmak olsa döşerim akıllara zarar okuyucu gıdıklamalı yazıları, ama içimden gelmez. Derdim tanınmak olsa kırk dereden suyun nasıl getirilebileceğini; en azından bu işin yollarını kısa sürede öğrenip uygulamayı kolayca yaparım.
Ama derdim onlar değil ve olmadı da hiçbir zaman.
Eee, ölünce mi?
Ölünce mi bir yazarın kitapları-eğer iyiyse- değerlenir?
Düşünebiliyor musunuz; Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar romanını kendi çabalarıyla bastırıp bir yılda iki tane sattığını ve birini kendi aldığını?
Ne acı değil mi?
Daha acı verenini söyleyeyim size. D&R’a gidip kitap aldığım her an, içimdeki dehşet ezilmeyi yaşarım. Kitaplarını aldığım yazarlar ceplerinde beş kuruşla fakirlik içinde ölürken, ben, onların kitaplarına yaldızlı ambalajlarında servetler ödüyorum. Bu ne ironi böyle…
Ve sanki burada herkes kitap sahibi gibi, kalkıp yabancı bir yazarın döktürdüklerini överek anlatanlarınız oluyor ya bir de… deli oluyorum. Yapsana bir çizgi dışılık, mum dibine baksana… zaten bir avuç insansınız okuyan.
Yazmak bir kaderdir, istediğin kadar kalemi kır, azimle defekasyon mermerde perforasyon dışında (sayın Pamuk) bir şey çıkmaz.
Burası delik deşik maşallah.
***
“Yazmasaydım çıldıracaktım,” diyenlere yazmayı bırakıp çıldırmalarını öneririm. Belki özgün bir şeyler çıkar da okuruz.
***
Gündeme dair ve "Fark" kelimesini-başlık- derinlemesine anlatıp yazdığım paragrafı kendim sansürledim ve sildim. Gerçek tabulaştığında kimseyi yanına yaklaştırmaz -olur-. Gerçeğin dışında kalan yalanlardan öyle çok insan nemalanmaktadır ki, gerçeğe en sağlam zırhı; yani, tabuları giydirip sizi yanına yaklaştırmazlar.
Ve kraldan çok kralcılar kaleminizi kırmak için hazırda beklerler.
sağlıcakla.