- Kategori
- Psikoloji
Farkında olmak zeki olmayı gerektirir

Bir arkadaşım bana hayatın bir matematik olduğunu, içinde çok bilinmeyenlerin, bilinenlerin, olasılıkların olduğunu anlattı. Epey bir ders verdi. Sonra da dalga geçer gibi “sen çok zekisin” dedi.
Hayda, şaşırdım. Anlatan o, dinleyen benim. Sonra da “zekisin” diyor
“-Neden?” dedim
-“Zeki olmasan bu kadar blog yazamazsın” dedi.
-“Ne alakası var ki yazdıklarımın zeki olmakla.”dedim. Başka bir şey demedi.
Çok blog yazıyorum ya, onun için dedi belkide onu. Ne alakası varsa onu anlamadım açıkcası.
Oysa yazdıklarım bana göre çok kaliteli şeyler değil, hep bilinenler aslında. Bilip de bilmiyor gibi yaptıklarımız.
Aslında insan farkında olmalı.
Blogda yazdıklarının, kendisinin, hayatın, olayların, etrafındaki dostlarının, onu sevenlerin, sevmeyenlerin yani herkesin farkında olmalı.
Farkında olmak, farkları fark etmek zeki olmayı gerektiriyor.
Üzgünüm ben farkında değilim, o zaman ben “zeki” değilim. Mantıkta bu kural vardır.
Gidişatında farkında olmalı.
Gece saat 02 de sokak köpeklerinin, yolda kaldırımda, çöplükte yiyecek aradıklarını, ama kendisinin annesi tarafından güzel hazırlanmış mükellef bir sofrada yemek yediğini de fark etmeli.
Güzel, ve sıcak evinde otururken, evimde balkon yok deyip üzülmemeli. Evinin güzelliği fark edip, o evde bir zamanlar anne annesi ile paylaştığı odayı, anne annesinin oturduğu, kahve içtiği çekyatı yani kendi evini daha çok sevmeli. Fark etmeli ve ona göre yaşamalı.
Gülün hemen dibinde diken olsa da, dikenin hemen yanı başındaki koklanacak, koklanmayı bekleyen bir gül olduğunu fark etmeli.
Sevdiğine "Seni çok seviyorum" demenin mutluluk yolundaki müthiş gücünü, ilişkiye kattığı motivasyonu fark etmeli.
Ömür dediğin üç gündür, dün geldi ve geçti. Yarın meçhuldür. O Halde ömür dediğin bir gündür, o da bugündür. İnsan bugünün kıymetini bilmeli, yapılması gereken her şeyin bugün yapılması gerektiğini de fark etmelidir. Yarın belki yoktur.