- Kategori
- Psikoloji
Sığınağım bendim…

Her yıkılışın kalkış hikayesini izledim, yaşamın beni bugüne getirdiği yıllar kadar…
Soluk aldıkça güçlendim, ezilmedim hiçbir acının altında, zelzeleler oldu sarsıldım ama enkaz olmadım, sığınmadım kanatların altına …
Sığınağım bendim…
Kim duyar sesimi diye çırpınmadım…Dolambaçlı , yüz çeviren , dram zanneden yüreklerin içinde…
Bir bendim , bir ben …dosttum , yardım , candım…Silik kalmadı adımlarım , geriye bıraktığım güçlerim var…Zırhlıyım , tüm fay hattı çatlamalarına…Alışkınım geçmişten kalan tadla sallantılara…
Sığınağım bendim…
Çok ağlatmış olsa da yaşam , çok güldürmüştü de…nefesimi kilitlemişti belki zaman zaman ama, en derin , en anlamlı nefesleri de yaşatmayı ihmal etmedi…Her karanlığın , aydınlığa yakınlığını gösterdi…Sığın kendine der gibi sundu çizgimi önüme , elini üzerimden çekmedi hiç…Gölge gibi takip etti…Korku sokaklarında kaybolacağımı düşünmüşken , önüme sevgi caddelerini de sermeyi ihmal etmedi… En deli , en hırçın , en isyanlı dakikalarımın sonuna ünlem bırakmayı unutmadı…Asla !... sırtına da binmemi istemedi…
Sığınağım bendim…
Sığınağımın yine ben olduğumu bana hep hissettirdi… “evet “gerçek sığınağımız , kendi kapımızın dibiydi…Kendi dünyamızdı , kendi bedenimiz , kendi aklımız ve ruhumuzdu…
Eğer gerçek sığınağımız , biz olmasaydık ; doğumda da , ölümde de yanımızda bitiverenler olurdu…
Biz bize esiriz , biz bize muhtacız …
Sığınağım bendim…
Hoyratça kullanmadım hiç bedenimi…O bana Yaradan’dan emanet , kutsal , beni yaşamımın son kıyısına kadar götürecek ve sağlam olması gereken bir iskeletti…O iskelete yaşamımın sonuna kadar ihtiyacım vardı ve ona iyi bakmak zorundaydım…O benim sığınağımdı , o benim ayaklarımdı , o benim gözlerimdi , o benim ellerimdi , o benim aklımdı , o benim soluğumdu…
Sığınağım bendim…
Gözlerime ihtiyacım vardı ; yaradılan her şeyi muhteşem duygularla izlemek için , ellerime ihtiyacım vardı ; dokunuşumla sevdiğime sıcaklığımı hissettirebilmek için , kulağıma ihtiyacım vardı ; kuş ve özgürlük seslerinin yankılarından mahrum kalmamak için , aklıma ihtiyacım vardı ; bana , yıpranmış saatlerimin dolduğu yaşların takibinde dahi , hayatı algılamamın hazzını vermesi için vs.vs.vs.…
Sığınağım bendim…
Arabesk düşüncelerin pençesinde gezinmedim hiç…yazılarımdı arabesk , melankoli tüten…belki , bir senarist kadar hayaldim , belki , bir psikolog kadar dolu yaşam öykülerim vardı biriktirdiğim , belki çok iyi gözlemciydim , belki , egoisttim her cümlemde vurulan , acımtrak halleri yaşayan seslerim olsun istedim…
Ama hayatı sevmekten vazgeçmedim…kimseye sığınmamayı ilke edinerek , güvenmedim mi çevreme ?... güvendim… sonuna kadar , sırtıma indirilen hançerin acısına tahammül edeceğimi bilerek…
Sığınağım bendim…
Bunu bilmeme rağmen ; en çok sevdiğim şey yaradının yarattıkları oldu…Gün geldi ihanet ettim sığınağıma , başkalarında aradım onu …Çok yol almadım , çabucak bitiverdim koynunda…İhanetlerim kısa sürdü…Kimse onda bulduğumu veremedi ki bana …Yoksa insandım ve nankördüm dönerdim yüzümü sığınağıma…Yoktu , ben bulamadım , bulduğuna inanlara imrenerek baktım yıllarca…
Ve ben ; her gelen günde sığınağımı yücelterek başlıyorum hayata …O memnun oldukça benden , hayat çok daha güzel dönüyor etrafımda…Öğretti hayat sığınağın bir bende , birde koşulsuz , katıksız , nedensiz sevenlerin ve gerçek sığınakların sadece ; anne , baba olduğunu…İstisnalardan haberdar olsamda…
Sığınağım bendim…