Farklıya ironi / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Kasım '07

 
Kategori
Futbol
 

Farklıya ironi

Farklıya ironi
 

Hafızası yerinde olan her bireyin ve toplumun geriye dönük bir anımsaması mutlaka vardır. Yaşanılan bir olayda arada sırada geriye doğru gideriz. Ya iyi, ya da kötü benzetmeler bugün ile birleşir. Toplumsal olarak bir yol takip etmemiz gereken olaylarda geriye doğru hafıza yenilemek için çaba gösterenler olduğu gibi, eskiyi anımsamak istemeyenler de olabilir. Kendisi anımsamak istemese bile, en azından “toplum anımsar” diye, ister istemez geriye dönük benzetmeler kullanılır. “Şu şöyle olmuştu ama, aslında gerekçesi budur” türünden öz savunmalar, geriye dönük anımsanmak istenmeyen olaylarda ister istemez insanların karşısına çıkar. Buna ister “keyfilik” deyin, ister “sürdürülmesi zorunlu gerçekler” deyin, yaşanılan “bugün” ile “geçmiş”, kolkola giriverirler.

Bugünün “başlangıcı” ile, geçmişin “yaşanılanı”, aynı benzer olaylar için anımsatıldığında; eğer aleyhinde bir benzetim olacaksa, “ben öyle demedim, yanlış anlaşıldım” savunması yapılıverir. “Aslında ben de bunu demek istemiştim, geçmişte yanlış bir şey söylemedim, geçmişte söylediklerimin bugün de arkasındayım” sözleri, aslında bir “savunma” olmasına rağmen, bunun bir “savunma” değil, kendisinin “geçmişte de zaten bunları demek istediğini ve de dediğini” söylerler.

“Ne var bunda, geçmişte de ben bunları söylemek istemiştim, bak benim dediğime geldiler”.

“Ben bunları söylerken, aslında bugünü söylemek istemiştim, demek ki geçmişte de doğruymuşum, yanılmamışım”.

Bugünü yaşarken geçmişe başlangıç yapmak aslında çok zordur. Çünkü, bir itiraf gerektirir, hatanın kabulünü gerektirir. Erdemli insanların bir davranışında “özür” dilemeye ulaşılması zor bir edim değildir, ancak herkesin kolay kolay yapabileceği bir şey de değildir. Hata kabul etmek, bir erdem olmasına rağmen, gelişmemiş toplumlarda ve kişiliklerde küçültücü ve aşağılayıcı olarak algılanır. Arada sırada boy göstermeler olur, “hatamız varsa kabul ederiz, özür dileriz” denir, ama hiçbir zaman “hata” kabul edilmez.

“Ben geçmişte de bunları demek istemiştim, yanlış bir şey söylemedim”.

İlk etapta böyle usluplar kullanılmaz tabi ki. Ancak, bir yürekli cesaret; “sen bunları demiştin” anımsatması yaparsa o zaman söylenir. Değilse, bile bile kendisi geriye anımsatma yapmaz. Yaparsa, bilir ki kendisi zor durumda kalacak.

Toplumsal tanıklıktan kaçmak için saklanma uğraşısı, aslında kendisinin geçmişte söyledikleriyle zor durumda kalmasındandır. Kaçabilirse kurtulur, ama ya kaçamazsa? İşte o zaman “öz savunma” devreye girer: “Ben, geçmişte de bunları söylemiştim, yanlış bir şey söylemedim”.

Bugünün tarihi ile geçmişin tarihi, ister istemez bazı pratiklerde birleşir. Aynı benzer olayların yaşanması, geçmişin anımsatılmasına götürür insanı. Geçmiş ve gelecek, ileride yapacağımız her türlü davranış eylemimize ışık tutar. Geçmişin verilerinden yararlanarak, bugüne ışık tutarız.

2008 Avrupa Futbol Şampiyonası eleme maçlarımızdan birini daha 17.Kasım.2007 günü Oslo’da Norveç ile oynadık. Futbol milli takımımız 2-1 yendi Norveç’i.

18.Kasım.2007 günlü bütün gazetelerdeki ortak görüş, “çok başarılı bir milli futbol takımımız” olduğuydu. Maçı naklen anlatan spikerin yanında yorumcu olarak bulunan bir zamanların ünlü futbolcusu ve teknik adamı Rıdvan Dilmen, maça kendini öyle kaptırmıştı ki, “ben oynasam, kaleye de Turgay abi geçse yine de yeneriz Bosna’yı” diyerek, 21.Kasım.2007 günü oynayacağımız Bosna Hersek maçına gönderme yapıyordu. Hafızam beni hemen geçmişe götürdü. Bir televizyon programında (telegol) sözümona futbol tartışılırken, Galatasaray’ın kötü futbol oynamasına ve kötü gidişine eleştiri getiren futbol yazarı Ali Sami Alkış’ın “Turgay abi’yi koysan O da oynar” türünden sözlerine karşılık, bir zamanların unutulmaz kalecisi şimdilerin futbol yazarı Turgay Şeren de “yok ebenin….” diye başlayan küfür gafını yapıvermişti. Norveç Türkiye milli futbol maçını yorumlayan futbol yazarı Rıdvan Dilmen’in yanında iyi ki Turgay Şeren yoktu diye dua ettim. Belki bir gaf da o zaman yapabilirdi.

18.Kasım.2007 günlü gazetelerin futbol sayfalarındaki yorumları görünce de, yine geçmişte milli futbol takımımız teknik direktörü Fatih Terim ve takımımız oyuncularına söylenilen sözleri anımsadım. Geçmişte acımasızca yapılan bu ağır eleştirileri sanki bu hoca ve bu takım almamış gibi, herkes bir ağızdan koro halinde “işte takım bu, Fatih Terim dediğimize geldi” diyorlardı. “Gelen” Fatih Terim miydi yoksa “kendileri” miydi?

Geçmiş, geleceğin aynasıdır, kaçılmaz.

Doğru veya yanlış, eleştiri yapılan bu hoca ve bu takım bizimdi. Eğer yenilseydik, “tu kaka”ydı, galip geldik “işte doğru yol bizim söylediğimizdi, bizim söylediğimize gelindi” oldu.

Gelindi mi acaba?

Gelinme nasıl bir şeydi ki, veya söyleyen kimlerdi ki ona gelinecekti?

İnsanlar, herkesin yaptıklarını yaparlarsa, “herkes” gibi olurlar, “farklı” olmazlar. “Farklı” olmak kolay olmadığı gibi, herkesin kolay kolay cesaret edemeyeceği şeyleri yapanlardır O’nları “farklı” kılan.

Farklı insanları, herkesten ayıran, O’nların farklı bir şey yapmalarıdır. Bugün bu farkı görenler, “biz zaten bunları söylüyorduk” ironisini (dolaylı anlatım ve mizah) yapıyorlar.

Haydi hep beraber anımsayalım, düşünelim. Koro halinde, farklı insanlara farklı ironi'ler yapalım.

 
Toplam blog
: 135
: 1226
Kayıt tarihi
: 11.10.06
 
 

Ankara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Öğretim Üyesi. Spor Sosyolojisi, Popüler Kültü..