- Kategori
- Futbol
Fasılalı yanıp sönen sarı ışık!

Kardeşlik!(www.galatasaray.org)
Sağ kanattan Lincoln'in yaptığı o müthiş ortaya Nonda'nın mükemmel yükselişi ve Harry Kewell'in o müthiş volesi direkte patladığında dakikalar daha yediyi gösteriyordu.
İşte o dakikadan sonra Galatasaray’ın akın akın geldiği Steaua Bükreş kalesinde yarattığı bütün tehlikeler statta olan 28 bin Bükreşli taraftarı acaba Şampiyonlar ligine çıkamayacak mıyız diye ürpertmedi değil.
Karşılaşmanın 7.dakikasından itibaren oynanan futbol biraz da Steaua Bükreş’in 9 futbolcusuyla defans yapması oyunun büyük bir bölümünün orta sahada geçmesine neden oldu. Aslında S.Bükreş’in de istediği buydu;çünkü Samiyen’de rahat rahat aldıkları skoru Romanya’da alamayacaklarını onlar da anlamışlardı. Maçın ilk yarısı iki rakibinde yüksek temposuyla orta alanda oynandı ve iki takım da mutlak gol pozisyonu yakalayamadı.
İtalyan hakemin düdüğünü çalmasıyla ilk yarı bitti ve iki takım da soyunma odasına çekildi.
İkinci yarı düdüğünün çalınmasıyla birlikte Galatasaray’in maçın ilk yarısındaki gibi isteği ve azmi topa hakimiyetle sonuçlanıyordu. Fakat İtalyan hakem Simone Trefoloni’nin dakika 60’daki o büyük hatası, yan hakemin resmen sahada uyuması, pozisyon öncesi verilmeyen bir taç Galatasaray’ın Şampiyonlar ligi guruplarına kalamayacağının habercisi gibiydi. Nitekim verilmeyen bir taç ve ardından bariz bir ofsaytla atılan gol bu haberi doğruladı. (Sami Yen’de oynanan maçta Lincoln’e yapılan penaltının Fransız hakem tarafından verilmemesi gibi.)
Aykut’un şampiyonlar ligi arenasındaki o büyük tecrübesizliği yüzünden, İtalyan ve Fransız hakemlerin katkılarıyla atılan gol stattaki Galatasaraylıları sessizliğe gömdü.
Galatasaraylı futbolcuların verilen ofsayt golünden sonra sinirlerinin gerilmesi, morallarinin bozulması oyunu biraz daha çekişmeli hale getirdi. Bükreş’in kendi yarı sahasına çekilmesi arada rakibin verdiği gol pozisyonlarıyla maç daha da kızıştı. Artık Galatasaray bütün riskleri göze almak, Skibe bütün kozlarını oynamak zorundaydı. Buna binayen dakika 60’da Ayhan’ı saha kenarına alan teknik adam Ümit’i oynatmaya başladı. Dakika 70’de Lincoln’in de oyundan alınıp Hasan Şaş'ın oyuna girmesi Galatasaray’ı biraz daha ateşledi.Sürekli Bükreş kalesini bulan pozisyonların taraftarı çıldırtması, stattaki 28 bin kişiyi temsilen bir kişinin tüm sinirleri germesi (Linderoth'un taç atışı için seyircinin birinden topu istemesi ve o seyircinin topu vermek yerine yere atması.) Hasan Şaş'ın da sarı kart görmesine sebep oldu.Yalnız Romanyalılar’ın unuttuğu bir şey vardı...Sahada bir Türk takımı vardı ve bunun rövanşı ağır olacaktı...S.Bükreş şampiyonlar ligi gruplarında 3.olup Uefa’ya gelmesi durumunda Galatasaray grubuna düşmesi olmayacak şey değildi. Kim bilir:”İLAHİ ADALET!”
Hagi, Popescu, Petre, Pancu gibi Romanya’nın bu değerli futbolcularını bizim statlarımızda defalarca alkışlayan Türkler böylesine bir terbiyesizliği hak etmiyordu.
Her ne kadar olumsuzluklarla geçen bir karşılaşma, talihsiz bir golle sonuçlanan bir maç olsa da Galatasaray’ın göstermiş olduğu performans izlenmeye değer ve doğrusu taktire şayandı. Futbolun her şeyden evvel dürüstlük ve kardeşlik olduğunu önümüzdeki maçlarda göstererek, bize o zevkli futbolu tekrardan izletecek olan Galatasaray’ın yaptığı transferler ve oynadığı futbol gösteriyor ki bu mükemmel şölenleri defalarca izleyeceğiz.