Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ağustos '14

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
283
 

Faytona binme Atlar ölüyor

Faytona binme Atlar ölüyor
 

 
Prens adaları demişler ama bakmayın siz prens mrens adaları dendiğine. Her şeyin zıttıyla var olduğunu kanıtlamak istercesine bu isim verilmiş sanki.
 
Prens adaları Bizans zamanında devlet adamlarının sürgün yeriymiş. 1800 lerden itibaren yerleşim yeri ve sayfiye olarak kullanılmaya başlanmış.
 
Eeee zaman 1800 ler, at arabası yani faytonla taşıt aracı olmuş. Günümüze kadar.
 
Başlangıçta bugünkü kadar zulmeden faytoncu var mıydı bilemem ama son yıllarda fayton, atlara işkence aracı adeta. Adalar artık devlet adamlarının değil, atların sürgün yeri oldu. Nerdeyse “atların gözüne mil çekin çok para vereceğiz” dense bunu bile yapacak hale gelmişler.
 
Açlıktan kaburgaları sayılan biçare atların çektiği faytona binebilmek için insanlar da sıraya giriyorlar. İnsanlar ne zaman bu kadar bakar kör ya da vicdansız oldu bilmiyorum.
 
İnsanı hayvandan ayıran özellik nedir? Konuşabilmesi mi? Yapmayın, hayvanlar da kendi aralarında konuşuyorlar. İnsanın düşünüp, hayvanın düşünememesi mi? Hadi gidin işinize. Nasıl da düşünmez insanlar olduk çıktık. Her gün sabah 8 akşam 6 sonrası tv karşısında geçirilen zamanla mı düşünür olduk. Ne düşünür, ne düşünür? Hepimiz birer filozofuz mübarek. Filozofluğu bırakın, şu hayvanlara yaptığımız işkenceyi bile düşünemez, göremez olduk.
 
İnsanı hayvandan ayıran özellik araç gereç yapabilmesidir bence. İnsana en yakın hayvan olan maymun dahil araç gereç yapamaz.
 
İnsan araç gereç  yapar da sonuçta ne olur? Her ürün mal ve hizmet haline gelerek pazara açılır. Sonra para kazanır. Pardon istifler mi demeliydim yoksa çok para ya da çok az para  vicdanını mı kurutur ya da para kazanamadığı için ömrünü ah vah ederek mi geçirir.
 
Para kazanmak ve hayatını devam ettirebilmek için çeşitli mal ve hizmetler piyasaya sürer. Bu araçlar işkence eder etmez hiç umrunda bile olmaz. Hatta belki de diğer canlılara ve kendi türüne işkence ettikçe kendi gücünün çok olduğuna kanaat getirip kendisine tapar duruma gelip, kompleksli ve zavallı durumunu aşmaya çalışır.
 
Her gün Adalar’daki atların dayanılmaz fotoğrafları geliyor faceye. Artık insana dair hiç bir şeye şaşırmıyorum. İnsandır yapar.
 
Atları aç bırakıp sıcağın altında, haddinden fazla yük yükleyerek yokuş yukarı sürerek, kamçılaya kamçılaya ölmesine göz yumuyorlar. Dediklerine göre bu Adalar denizlerinin altında yüzlerce at ölüsü balıklara yem olmuş, siz sıcak kumlardan serin sulara atlayıp kulaç atarken. Bilseydiniz bir kaç metre aşağıda atların kemikleri,  girer miydiniz o denize? Hijyene önem verenler bir adım geri atarlar, amann sencediler, "offf bugün hava çok sıcakkk yaaaa, nappimmm kardeş, yüzcem tabii" derdi bir çokları.
 
Faytoncular diyelim insanı hayvandan ayıran özellik olan para kazanmaya, ev araba v.s şeyler almaya bankaya çalışmak için vicdanlarını körleştirmiş ama ya belediyeler.
Denetimsizliğin ve kuralsızlığın ahtopot gibi her yeri sardığı memlekette hayvanlar nasibini fazlasıyla alıyor.  Son üç ayda bakımsızlıktan, açlıktan, hastalıktan 100 at ölmüş.
 
Teknoloji gelişmiş. Ama bi nostaljimiz var canım, atları öldüre öldüre faytonlardan para kazanalım ve biz de binelim ve mal haline gelmiş bu kara parçasında buzul buzul olmuş hislerimizle insan özelliğimizi kaybederek, mal haline gelip, piyasaya ayak uyduralım.
 
Adalar’da yapılan fayton işkencesine son demek için 30 Ağustos 2014  
Buluşma 15.30 Bostancı Adalar İskelesi
Eylem 17.00 Büyükada iskelesi önü

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 246
Toplam yorum
: 1381
Toplam mesaj
: 276
Ort. okunma sayısı
: 1007
Kayıt tarihi
: 15.02.08
 
 

..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster