- Kategori
- Güncel
Fazıl değil, sezgileri konuşuyor

Fazıl Say, sanatçı kişiliğinin yüklediği sorumluluk duydusu ile arabesk müzüği eleştirdi.
Her konuda olduğu gibi bunda da cephelerin oluşması gecikmedi. Söylenenleri takrara gerek yok ama, bir ifadenin altını çizmek lâzım. Arabeskçiler diyorlar ki; "Biz toplumun çaresiz ve ezilmiş kesimlerinin duygularına tercüman oluyoruz" Onlara göre sanatçı: Toplumu olduğu gibi yansıtmaya çalışan kişidir.
Konunun sanatsal analizi yapılmadığı için, bir fikir ortaya atıldığında"ağzı olan konuşuyor" ve bu konuşmalar belleklere yerleşiyor. Yani, Fazıl çok önemli bir noktaya temas etmiş olsa da hiç önemi yoktur. İki şarlatana mikrofon tutulur, onların saçmalıkları kişilerin belleklerine girer. Bu sorumsuzluk devam ettiği sürece, nice parlak fikirlerin heba edileceği ve sanatçının önderliğinden yararlanamayacağımız bilinmelidir.
Fazıl sadece piyano çalan bir kişi olarak algılanmamalı. Belli ki; Allah vergisi ayrıcalıklı bir kişiliği, geleceği hissedebilme yeteneği vardır. Bu ve bunun gibi değerlerimizden yararlanmasını bilelim.
Çağımızda, sanat ve sanatçıya ihtiyacımız olmakla birlikte , araya sızan şarlatanlara da dikkat etmeliyiz. Bu ülkede Türklüğe hakaret ettiği için nobel ödülü alabilenlerin olduğu kanaati yaygın iken; Fazıl'ın arabeske kafayı takması kişisel bir kapris olamaz. Olsa, olsa, toplumun ileriye dönük hamlelere açık kaliteli bir müzik yaşamı ile kucaklaşmasını görmektir.
Arabeskçiler, toplumun duygularına tercüman olmakla öğünseler de bu yaptıkları şey, yaşam kalitesine bir şey katmaz. Topluma ayna tutmakla sanatçı olunmuyor.
Sanatçılar yaşadıkları toplumun tercümanı değil, rehberidirler.