​ Feldkamp hakkında yazılanlar/söylenenler / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ekim '07

 
Kategori
Futbol
 

Feldkamp hakkında yazılanlar/söylenenler

Feldkamp hakkında yazılanlar/söylenenler
 

Karl-Heinz Feldkamp... Namıdiğer Kalli...

Futbolla ilgilenenlerin çoğunun yaşına taktığı hoca.

Genel beklentinin dışına çıkan kararlar aldığında "bunak"lıkla, "üşütmüş"lükle itham edilen futbol adamı.

Öncelikle şunu belirteyim:

Bu yazı, Bay Feldkamp'ı, ne savunmak için, ne de yerden yere vurmak için yazılmıştır.

Bazı şeylerin altını iyi çizmek lazım. Bay Feldkamp 73 yaşında. Yani "yaşlı" sıfatının yakıştırılabileceği bir yaşta.

Bunda hepimiz hemfikiriz sanıyorum. Ancak...

Kendisi genelin düşündüğünü doğrultuda hareket etmediğinde - "bizim hoca da çok yaşlı" demekle -ki bence mantıksız-, "bunak herif, bunu nereden getirdiler başımıza!" demek arasındaki farkı bilmek gerek.

Kendisinin eleştirilmiş tercihlerine bir göz atalım.

Aklıma öncelikle takımda istemediğini açıkladığı 4 oyuncu geliyor.

Bu karar, her ne kadar birtakım insanları memnun ettiyse de, bir kısmını da oldukça huzursuz etti.

Yine aklıma ilk gelenlerden, bir diğer kararı da Sion deplasmanında uyguladığı taktik. Bu derecede ofansif oyunun intihar olacağını düşünen ve bu konuda yazan/konuşan insan sayısı da hiç az değildi.

Ve tabi en büyük bomba: Derbi öncesi Hakan Şükür ve Lincoln'ü kadro dışı bırakması.

Bay Feldkamp'ın, takımın başına geçtiği günden bu yana aldığı kararlar içinde, desteklediklerim de var, karşı olduklarım da.

Ancak benim amacım kendisinin sistemini olumlu/olumsuz eleştirmek değil. Amacım, yapılan eleştirilerin şekline dikkat çekmek.

Yukarıda belirttiğim kararlar, azınlık da olsa bazılarından destek gördü, bazılarını ise çileden çıkarttı.

Buraya kadar yanlış bir şey yok. Yanlış; insanların, fikirlerini açığa vurma biçiminde.

Bir kere, artık, Feldkamp başarılı olduğunda "tecrübe budur işte", başarısız olduğunda da "bunak işte, ne bekliyoruz ki" şeklindeki konuşmaları bırakmak lazım.

Bir yerden sonra gülünç olmaya başladı bu döngü.

Bu tip cümleleri sıkça kullanan insanların dağarcıkları, aynı şeyleri papağan misali tekrar etmeyi gerektirmeyecek kadar geniştir sanıyorum.

Daha düzeyli ve yapıcı yorumların yapılabileceğine inanıyorum.

İşin acı tarafı da, yukarıdakilere benzeyen cümleleri ve daha ağırlarını, futbolseverlerden çok, spor yazarlığı yapanların kullanması.

Belli yaptırımların olmaması ya da uygulanmaması, gazetelerde söz hakkı olanların ipin ucunu iyice kaçırmasına sebep oluyor malesef.

Şartlar böyle olursa, bir gazeteci, elbette "Gerets, manken gibi sevgilisini bırakıp kamplarda kalırken, Kalli, 70 yaşındaki karısını niye bırakamıyor?" diye yazar.

Bahsettiklerim, diğerlerinin yanında masum sayılabilecek eleştiriler. Ancak, bir şekilde, bu tarz üslubu ısrarla kullananlara "dur" denmeli.

Belli bir noktaya gelindiğinde, işler artık kontrol edilebilmesi imkansız bir hale gelecek.

Sınırların bilinmesi ve öğretilmesi lazım. Hem de acilen...

 
Toplam blog
: 6
: 1016
Kayıt tarihi
: 30.09.07
 
 

Üniversite öğrencisiyim. Polisiye kitaplara (bilhassa Grange eserlerine), sakin filmlere, futbola ..