- Kategori
- Ben Bildiriyorum
Felluce ! Mendilin var mı?

Barbarlar uyanmışlardı. Boyanmışlardı, zırhlarını kuşanmışlardı. Her şeyi vardı barbarların. Kana susamışlardı; İsa'nın kanı niyetine, sıcak şarap niyetine. Fatma, Zeynep ve Ali'de uyanmışlardı. Küçücük bahçede tavukların arkasından koşturma faslı. Çocuktu onlar. Avuç içi kadar bahçe sanki kocaman bir Dünyaydı.
Pervaneler çalıştı önce. Motorları çalıştı sonra uçakların. Barbarların uçakları, silahları, bombaları vardı. Çocukların babası annelerine baktı. İki yanık tenli iki kavruk Bağdat'lı. Tel dolapta yiyecek birşey kalmamıştı. Eve getirecek ekmek, çalışacak iş; İnsanlık kalmamıştı , sevinecek günler, diz dize oturmalar yitip gitmişti. Gökyüzünde kara bulutlar, göğüste kalp çarpıntısı vardı. Annelerine baktı çocukların Baba. Kaç gün daha bu çatı, başlarının üstünde duracaktı? Şimdi Dünyanın bir yerinde huzurla köpürten kahvesini insanlar , acaba ne kadar bahtiyardı?
Özgürlük getirmeye gelmişti Barbarlar. Demokrasi, insan hakları, yaşam sevinci. Hamburger, kola , futbol topu bir de. Gelmişlerdi gelmesine ama.. Bunlar yoktu heybelerinde barbarların. Onlarda bunun yerine ;bomba, mermi, kan ,bok saçacaklardı.
Kasım 2004' te. İki milyon insanın yaşadığı Felluce'de . Bebeklerin, çocukların, yanık tenli oğlanların, badem gözlü kızların yaşadığı Felluce'de. İnsanın insanlığından utandığı bir gün yaşandı o gün. Uçaklar bütün evleri bombaladı bir bir. Bütün evler tek tek tarandı. Çocuklarda, bebeklerde, erkeklerde savaş zayiatıydı. Elini uzattı gökyüzüne Fatma, tutmak istedi yukarıdan düşen şekerleri. Aylardır eve şeker, çikolata girmemişti. Topuna vururken ayağını Ali ; güm diye bom diye bum diye patladı ortalık. Ne Fatma kaldı anlatacak, ne Ali kaldı. Bir ev dolusu insan, anlayamadan günahlarının ne olduğunu ölüp gittiler bu Dünyadan. Babaları nefes alıyordu bir saat sonra. Kapılardan atlayarak geldi barbarlar. Aldığı nefese öfkeli, bir kurşun sıktılar başına. Gözlerini açtığında öte Dünyada ; kızı beyazlar içinde yüzündeki tozları siliyordu: '' Ne oldu bize baba?''
Bir kare resim çekilmedi Felluce'de. Ve siz Dostlar göremediniz annesinin memesinde ölen çocukları. El ele tutuşmuş bebeler. Yavrusunun üstünde olmuş anneler. Ölüsüne kurşun sıkılmış babaları göremediniz. Göremedik hep beraber. Ne berbat ne boktan bir şey olduğunu İnsanlığın hırsının. Petrol için , altın için, para için babasını kesen Barbarlar.
Kimse oturup ağıt yakmadı Felluce'ye. Omuzumuzdaki guşa gışt dedik diye dövündü işadamlarımız. Satılık kalemler, satılık kafalar dizlerini dövdü; biz de komşumuzun evine girip tecavüze eşlik etmedik diye. Kişiselerdeki Meryem resimleri ağladı, yıldızlar, gökler ağladı; kurumuş dağlar patladı, sinede acı yüreği dağladı ama bir tek barbarlar duymadı. Felluce! soramadım sana. Mendilin var mı?
Bayram öncesi niye mi yazdım bu yazıyı? Herşey aklımıza sebepli mi düşer her zaman ? Bir de hatırlamalıyız en kıymetli şeylerimizi. Bilmeliyiz değerini sahip olduklarımızın. Yanımızda ise sevdiklerimiz. Örtülü ise evimizin çatısı. Masada peynir, zeytin; yürekte aşka , sevdaya dair mırıltılar. Kediler güneşleniyorsa, köpekler pinekliyorsa.. Kıymetini bilmeliyiz yaşadığımız her günün. Başımızın üstünde dalgalanan al sancak. Ufukta parlayan süngü ışıltısı askerimin. Kıymetini bilmeliyiz ; işte soluduğumuz hava, işte içtiğimiz su , bu aziz Vatan bizim.
On kelek karı için , kucağında bebeğiyle karısını bırakıp kaçan . Azıcık menfaat için Vatanı limitsiz satan. Doymaz bir hırsla, iştahla yaşayan. lo lo lo şarkı söyleyip öküz gibi yaşayan. Düşünmeyen, üretmeyen, paylaşmayan SEN!
Barbarlar seni de seyrediyor. Çekidüzen ver kendine. Barbarlar ancak ölümden korkar!