​ Fenerbahçe: "Hey Chelsea... Şah!" / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Nisan '08

 
Kategori
Futbol
 

Fenerbahçe: "Hey Chelsea... Şah!"

Fenerbahçe: "Hey Chelsea... Şah!"
 

Sporda en önemli unsur rakibi küçümsemektir. Hangi branş olursa olsun bu en belirleyici etkendir. Chelsea ilk yarı Fenerbahçe'nin çaresiz kalışını görünce muhtemelen ligde oynayacakları Manchester City maçını düşünmeye başladılar. Zaten geçen hafta da cumartesi yerine pazar günü oynamayı seçerek Fenerbahçe maçının kendileri için ekstra bir güç gerektirmeyeceğini farz etmişlerdi.

Öyle mi oldu?

Kuşkusuz Chelsea'nin olağanüstü presi karşısında bir ara bütün futbolseverler paniğe kapıldılar. Fenerbahçeli futbolcular oyun kurmak bir yana kendi sahalarından çıkamaz hale gelmişlerdi. Chelsea kendisine atfedilen bütün özellikleri sahaya yansıtıyordu. Fazlası vardı, eksiği yoktu. Yine de o tarif ettiğimiz Chelsea'nin altını ısrarla çizdiğimiz özelliği de sahanın içindeydi. Gol vuruşu anında ya da son bitirici yerde göremiyorduk o becerikli ayaklarını. Chelsea'nin kaleyi bulan orta-şut karışımı toplarının önemli bölümünü Volkan hiç zorlanmadan yumuşattı. Hafızanızı yoklayın. Eyvah diyeceğimiz kaç pozisyon üretti Chelsea? Drogba'nın olağanüstü şutu dışında ben hatırlamıyorum. Zaten maç sonu istatistiklerinde de gol pozisyonu olarak şu netice veriliyordu:

Fenerbahçe: 5 - Chelsea:3

Chelsea namı hesabına yazılan Fenerbahçe kalesine girmiş olan golün gerçek gol pozisyonu olarak sayılmadığını, sadece bir orta olduğunu da hatırlatırım.

Bu Chelsea şimdi dövünüyor, biz bu Fenerbahçe'yi nasıl elimizden kaçırdık.

Yok artık. Evet orta sahada ilk kırk beş dakika Fenerbahçe'yi ezmiş olabilirsiniz de bunu ceza sahasına yansımasını biz hiç görmedik. Üstelik ikinci yarı Fenerbahçe'nin sağ taraftan getirdiği ataklardan beş pozisyon üretildi. Fenerbahçe attığından çok daha kolaylarını kaçırdı. Deivid fantastik vuruşa kalkışmasa, Alex o topa dokunsa bugün Avrupa'da başka bir şey konuşuluyor olacaktı.

Olsun.

Fenerbahçe'nin yenilmezliğinin gösterilmesi açısında çok öğretici bir maç oldu. Bir İngiliz ekibinin öne geçtiği maçı kaybetmesi iddaa'da 1/100 ile en üst düzeyde gösterilecek bir orandır. Sürpriz ötesidir. Hele Chelsea gibi bir takıma karşı metafiziktir.

Zico orta sahanın tam göbeğindeki presi doğru algılayınca bu sefer Beşiktaş maçına geri döndü. Sahada aksayan iki oyuncu vardı. Biri Vederson diğeri Uğur Boral. uğur Boral ilk yarı çok saçma sapan şeyler de yaptı. İkincisini oyundan çıkarıp Kazım'ı sahaya sürmesi şu demekti.

"Ben artık özellikle sağ taraftan atak yapacağım."

Kazım'ın o bölgedeki dengeleri alt üst etmesi onun diriliği bir de İngiliz futboluna olan yakınlığıyla ilişkilendirilebilir. Arkasında Gökhan ile birlikte oynasaydı Chelsea ikinci yarı tamamen kapanabilirdi de.

Maldonado'yu kimse beğenmiyor ama onun görevi katalizörlük. Hatlar arasını hemen kapatıp en yakındaki arkadaşını oyuna sokmak. Bu maçta onun yerinde kim olursa olsun Fenerbahçe çok farklı yenilirdi. Chelsea maçını ancak onun tipinde bir adam kaldırabilirdi. Hatasız oynadı. Selçuk ya da Deniz'den biri olsaydı saçmalar; topları kaybeder daha ilk yarı maç 3-0'a giderdi.

O Maldonado Aurelio ile birlikte topu kanatlara ve uzun paslarla defansın arkasına atmaya başlayınca Chelsea'nin kırılgan tarafı da ortaya çıktı işte. Gol yemez denilen takım gitmiş yerine sürekli açıklar veren bir ekip gelmiştir.

Şimdi işler tersine döndü. Bir kere kenarda manejer olarak duran adam panikte. Konuşmalarından belli. O konuşmalara The Times gazetesinin cevabı çok anlamlıdır.

"The Times gazetesi de Chelsea’nin, Fenerbahçe’den acı bir ders aldığını belirten bir başlıkla haberi yayımladı.

Avram Grant’ın yenilginin sebebini izah etmekte zorlandığını da kaydeden gazete,

“Grant, kendi suçu olup olmadığına bakmaksızın yanlış giden her şeyi şansa yükledi. Oysa iyi bir menajer kaybetmesi gereken maçı bile kazanmanın yolunu bulan kişidir. Zavallı olanları ise kazanmaları gereken maçları bile kaybeder” diyerek Chelsea’nin teknik direktörünü ağır bir dille eleştirdi."

Özeti budur. Salı akşamına Chelsea'yi bu adam hazırlıyor. Fenerbahçe'yi de Zico. Arada o kadar büyük fark var ki; olmazı olur yapıyor.

Chelsea, Liverpool'un Beşiktaş'a yaptığı şeyi yapmaya çalışacak. O akşam İnönü'de Liverpool'lu futbolcuların yüzünden okunan, "biz sizinle görüşürüz" şeklindeydi. Kuşkusuz Benitez de dersini almıştı. İntikam aldılar resmen. Ama akıllı oynayarak.

Chelsea aynı modeli uygularsa talih Fenerbahçe'ye öyle bir şey sunacak ki; hepimiz hüngür hüngür ağlayacağız. Çünkü Chelsea zaten Morihno'nun mirası ile buralarda duruyor, oyun şablonunu değiştirdiği anda çözülmesi de kolaylaşacaktır.

Kezman mı, Semih mi yoksa Kazım mı?

Zico burada çok zorlanacaktır. Bu maçta sarı kart cezalısı duruma düşen oyuncumuzun olmaması çok büyük şans.

Tabii bu kadar övgüye denge de sağlamak lazım. Şampiyonlar Ligi'nde oynayan takımın defansı kalesine hiç bu kadar gol atmıyor. Fenerbahçe neredeyse yediği gollerin yarısını kendi kalesine zaten kendisi atmış durumda. hiç sevimli durmuyor. Sanki misafirperlik yapıyormuş gibi.

"Aman hoş gelmişsiniz. Bir lokum almaz mıydınız?"

Abartmamak lazım. Hele karşınızdaki adamlar bundan hiç mi hiç anlamazlar.

Kısa kesiyorum...

Fenerbahçe satrançtaki gibi rakibine "şah!" çekmiştir. Hamle sırası şimdi rakipte. Bakalım rakip nasıl karşılık verecek?

Salı gecesi yarı finalde buluşmak üzere...

Uzay Gökerman

 
Toplam blog
: 2033
: 1268
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..