- Kategori
- Futbol
Fenerbahçe: Haftanın en kârlısı!..

Fenerbahçe, haftada iki maç oynamaya alıştı artık. Öyle alıştı ki, “yorgunluk” nedir, bilmiyor. Eskiden olsaydı, “Yorgundu, oynayamadı” denirdi. Oysa şimdi, sık sık maç yapmak, olağan işlerden sayılıyor.
Galatasaray’ın puan yitirdiği haftalarda “rakip”ler de, çoğunlukla aynı yolu izler/di. Sonuçta en kârlı çıkan, ilk yitiren oluyordu. Ama Fenerbahçe, bu kez “geleneksel çizgi”nin dışına çıktı; Galatasaray’ın hem de 3 puan yitirdiği haftada 3 puan kazandı.
(Fenerbahçe, Galatasaray’ın puan yitirdiği 10 haftadan sadece üçünde kazanmıştı. Bu haftayla kazanma sayısı, dörde çıktı: FB-Gaziantepspor: 3-0, FB-Beşiktaş: 3-0, FB-Orduspor: 2-1, FB-Bursaspor: 4-1)
Bursaspor gibi bir rakibi, zorlu bir Avrupa maçından birkaç gün sonra farklı yenmek, kolay olmasa gerek. Çünkü Webo ile Gökhan Gönül’ün sakatlığı, Fenerbahçe için beklenmedik bir eksiklikti.
*****
Fenerbahçe, daha ısınmadan, 2. dakikada yenik duruma düştü.
Akıllara “Yine mi?” sorusu düşmüştür kuşkusuz. O bildik haftalardan birinin daha yaşanacağını düşünenler çok olmuştur. Ancak, Emre’nin eşitliği sağlayan ve rahatlatan golü, erken geldi. Fenerbahçe, öne geçme fırsatları yakalamasına karşın, fark yaratan gollerin gelmesi ikinci yarıya kaldı.
Gökhan Gönül’ün yokluğunda sağda oynayan Mehmet Topuz, görevini yapmaya çalıştı. Webo’nun yokluğunda ilk onbirde yer bulan Şemih Şentürk ise, her halde oynamaya oynamaya oynamayı, top tutmayı unutmuş. Oyunda kaldığı sürede bekleneni veremeyen bir görüntü çizdi.
Fenerbahçe’de yorulmak nedir bilmeyen, bir zamanlar eleştirilen biri vardı: Kuyt...
Kuyt, canla başla çalıştı. Artık o “boş” koşmaları yoktu.
“Boş” koşmayanlardan biri de Meireles’ti.
“Gecenin şanssızı” Emre Belözoğlu olmalıydı. Emre, rahatlanan golü attıktan bir süre sonra sakatlandı, kulübenin yolunu tuttu. Emre’nin çıkmasından sonra, Fenerbahçe, bir ara durur gibi oldu; ama ikinci yarıda öne geçtikten sonra, rahat oynamaya başladı.
*****
Fenerbahçe, Bursaspor engelini aşarak Galatasaray’la puan farkını 4 puana indirdi. Lig’in bitimine 9 hafta kala, “tepe”deki mücadelenin kıyasıya süreceğini söyleyebiliriz. Ama yarışı “Şu bitirir” demek, daha erken.
Lig’deki mücadelenin “3 Büyükler”in arasında geçeceğini söylemek, “niyet”ten öte, gözükenin saptanması olur.
Fenerbahçe, Lig’in ikinci yarısında daha “diri”, “etkili” olduğunu gösteriyor. “3 kulvarda” mücadele etmek, o kadar kolay değil.
“Büyükler”in maçları bitmekle bitmiş olmuyor.
“Moda” oldu, kimi zaman, kazanamayan takımın futbolcuları, mikrofonu görünce birer “siyasetçi” havasında konuşuyorlar. Dün de buna, Şansal Büyüka’nın dediğine göre, olmaması gereken yerde olan, kendine fırsat yaratarak konuşan bir “menajer” gördük; sahada dışında duyduklarını kendince yansıttı.
Sona yaklaştıkça, demek ki, daha göreceklerimiz var.
Dedik ya, maç/lar bitiyor, tartışması bitmiyor. Hakem kararları, bakış açılarına göre, farklı ele alınıyor. Kararlar üzerinden bir tartışmadır gidiyor.
Gidiyor, ama puan alan/ alamayan da gelecek haftaya bakıyor.
Gelecek haftalar, bakalım daha neler getirecek?
http://www.facebook.com/turgutcelik