​ Fenerbahçe, penaltı “fakiri”ydi, şimdi “zengin”i mi oldu? / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Mart '14

 
Kategori
Futbol
 

Fenerbahçe, penaltı “fakiri”ydi, şimdi “zengin”i mi oldu?

Fenerbahçe, penaltı “fakiri”ydi, şimdi “zengin”i mi oldu?
 

“Kaçan balık, büyük olur.” derler.

Gel gör ki, o kaçanı değil, kaçanı anlatanı gören vardır. Oysa dünkü maçta kaçan/lar, o kadar çoktu ki...

Kaçanlar, özellikle neyi anlatıyor?

Fenerbahçe’nin, çok kolay gol pozisyonuna girdiğini, buna karşılık gol atma becerisi gösteremediğini...

Demek oluyor ki, hem beceri, hem de beceriksizlik var!..

Beceriyi sağlayan, Fenerbahçe’nin gücü yanında, Gençlerbirliği’nin hiçbir şey yapamaması. O kadar gol pozisyonundan bir gol çıkaramayan Fenerbahçe, o iki penaltı golü olmasaydı, ne yapacaktı?

Fenerbahçe, maçı iki penaltı golüyle kazanıyorsa, penaltıya hükmeden Cüneyt Çakır, acaba etki altında mı kalmıştı?

Şimdiye kadar, penaltıları verilmeyen Fenerbahçe’ye “dört bir taraf"tan yüklenileceği kesin. “Ağladı da böyle oldu”ya katılmayı hiç de yadırgamamak gerekir. Çünkü “geleneğe aykırı” davranılarak Fenerbahçe'ye, verilmeyen bir yana, iki penaltı verilmiştir.

Cüneyt Çakır, bir bakıma, “penaltı vermeme geleneği”ni bozmuştur!.

Tartışma başlayacaktır!

Tarafsız olma, öyle bir görüntü vermenin yönetmi de belli: Verilenler için “değil”, verilmeyen için “penaltı” demek!..

*****

Bu sezon maçlarından üçünü hakemlerin yanlış penaltı kararlarıyla yitirdiklerini söyleyen İlhan Cavcav, acaba bu maçtaki iki penaltı için ne diyecek?

Şu dedikleriyle, ne kadar haklı ve öngörülü olduğunu mu söyleyecek acaba?

“Şimdi kalkmışlar bizimle bu hafta oynayacakları maç öncesi hakem konusunda açıklama yapıyorlar. Bu hakemi baskı altına almak değil midir? Hangi hakem bu açıklamalardan etkilenmez?”

Mehmet Özdilek, başkanının maçtan önce söylediklerine, maçtan sonra söyledikleriyle destek çıkıyor. Cüneyt Çakır için “Baskıdan etkileneyeceği düşünmedim”, ardından “Kolay penaltı verilmemeli” dediğine göre penaltıların haksızlığını düşünüyor demek.

(Cüneyt Çakır’ın penaltı kararları, ister istemez, ilk yarıda  Kadıköy’deki Beşiktaş maçını akla getiriyor. Cüneyt Çakır, Fenerbahçe açısından bakılınca, o gün iyi bir maç yönetmedi. Çünkü Fenerbahçe’nin bir golünü “faul” gerekçesiyle saymadı. Ayrıca, penaltısını vermedi. Hele, son dakikada, skor 3-3 iken, kornerden gelen topu Gökhan Gönül kafayla arkaya aşırdıktan sonra, Mustafa Pektemek’in koluyla kesmesi..)

*****

Çok kolay kart çıkartan Cüneyt Çakır, kartlarını bu kez evde unutmuştu sanki. Böyle olunca da, özellikle Gosso, Mehmet Özdilek değiştirinceye kadar sahada kaldı. Gosso, yaptıkları karşılık bulmayınca, kendinde bir “dokunulmaz” görmüş olmalı ki, coştukça coştu.

Hele, onsekiz içinde yerde kalan Kuyt’ın kasıklarına ayağıyla öyle bir hareket yaptı ki...

Buna “kırmızı” değil dememek mümkün mü?

Kartlarını evde unutan Cüneyt Çakır, Gosso’nun bu hareketinde bir şey görmediğini gösterdi. Görseydi, bu da bir “kırmızı” ve penaltı olacak ki, iki penaltından sonra üçüncü penaltı vermek ayıp olurdu!..

Cüneyt Çakır’ın verdiği iki penaltıyla maça damgasını vurduğunu söylemek mümkün mü?

*****

Fenerbahçe farklı olduğu gibi, Gençlerbirliği de çok farklıydı. Kartlar evde unutulduğu için çok daha rahat olması gereken Gençlerbirliği, o bildiğimiz havasından çok uzaktı. Doğru dürüst bir akın yapamayan, bulduğu tek, ama önemli bir gol pozisyonu da harcayan Gençlerbirliği için söylenecek olan, “Büyükler”e karşı iyi oynanan takımdan eser yoktu, demek olacaktır!..

Fenerbahçe'ye gelince...

Gençlerbirliği etkisiz olunca, Egemen ve Sow'un dönmesiyle Fenerbahçe’de bir toparlanma olduğu gözüküyordu. Çoktan giderilemeyen eksiklik, bu maçta da kendini gösterdi:

Ayağa gelenleri, yaratılan gol  pozisyonlarını gole çevirememek!.

Sow, sakatlık sonrası, kendine gelememiş, belli. 

Emenike de golle sonuçlanan “son vuruş”lardan uzak. Kaçırma yarışında Kuyt da vardı. Niye şans tanınmıyor denen Salih Uçan, her halde, oynaya oynaya kendine gelecek.

Son maçlarda kendine gelen, gittikçe güç kazan, bu maçta göze batan, Alper Potuk’tu.

*****

Penaltı kararları doğru mu, değil mi?

Bakışa, niyete göre değişir?

“Var” ya da “yok” diyenler bir yığın laf ettikten sonra, “bana göre” dedi mi, bir başkasının “bana göre”sini nasıl yok sayacak?

Denenlere mi inanacağız, yoksa gördüklerimize mi?

İnandığımız, ya ileride bizim işimize gelmeyen bir saptama yaparsa, ne yapacağız?

(Bir gariplik var, sürüp gidiyor, futbol da bunun dışında kalamıyor.

Gündelik yaşamda, siyasal yaşamda olanlar, gerçeklerin ters yüz edilmesi, tutarsızlıklar, “çifte standart”lar, güçlünün haklılığı/ doğruluğu kendine özgü görmesi, çoğu insanının içini kan ağlatırken, oturup futbolda “çene yarışı” yapmak yapmak ....)


Öteden beri düşüncemiz şu:

Cüneyt Çakır, iyi bir hakem, ama içeride her zaman “iyi maç” yönetemedi. Avrupa maçlarında olduğu kadar, “yürekli”, “kararlı” olamadı.

Cüneyt Çakır’a haksızlık mı yapıyoruz?

Hayır!.

Fenerbahçe, penaltı “fakiri”ydi, şimdi “zengin”i mi oldu?

Hayır!..

Son söz: 

Futbolda da yarışın “adil”, “eşit” koşullarda olmasını istemek, beklemek, o kadar “kötü”, “sıradışı” mı?

 

http://www.facebook.com/turgutcelik

https://twitter.com/#!/turgutcelik

turgutce@yandex.com



 

 
Toplam blog
: 2458
: 2418
Kayıt tarihi
: 10.11.08
 
 

24 Kasım 1944'te İspir'de doğdum. Ankara Kurtuluş Lisesi'ni, Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Tü..