- Kategori
- Futbol
Fenerbahçe, turu Selçuk Yula’ya armağan etti!..

Fenerbahçe camiası üzgündü; futbolcular da öyle... Çünkü eski futbolcu ve kaptan Selçuk Yula, maç günü sabahı yaşama gözlerini yumdu. Bu bakımdan aynı günün gecesi maça çıkmak, zor olmalıydı.
Ama Selçuk Yula için oynamak, “zor”u “kolay”a çevirmeyi birlikte getirebilirdi.
Avrupa’da yola devam etmek için tek yol vardı: Salzburg’u geçmek...
Ama o da ne?
Maçın daha 4. dakikası, Salzburg’un, “soğuk duş” etkisi yapan golü...
Erken gelen golün şaşkınlığı, iyi ki, uzun sürmüyor; hemen karşılığı geliyor.
Sow-Kuyt-Meireles ortaklığı sonrası, “son vuran adam” Meireles, onsekiz dışından o güzel vuruşuyla eşitliği sağlıyor.
Sonra mı?
Fenerbahçe, mutlaka kazanmalıydı; o anlayışla oynuyordu. İlerleyen dakikalarda, önce Sow, ardından Webo, farkı birden açtı.
Gol erken yenmişti, ama Fenerbahçe de kendine erken gelmişti. Son düdük çaldığında görüldü ki, ilk 34 dakika Fenerbahçe’ye yetmişti.
Sonrası mı?
İlk yarı bitmeden 3-1‘lik skoru yakalayan takım, hele de böyle “eleme”ye dayalı bir maça çıkmışsa, yapılması gerekeni yapacaktı. Fenerbahçe de, taktik gereği onu yaptı. Ancak, Fenerbahçe’de eskiden sürüp gelen “gerideki tekleme”, zaman zaman ortaya çıktı. Neyse ki, kalede Volkan Demirel, “kurtarıcı” olarak vardı. Bir de geride "hata" yapanlar, bir anda "engelleyici" oldular.
İyi ki, istenen/ beklenen skor, Meireles sakatlanmadan elde edildi; yoksa...
*****
Sow-Webo-Kuyt üçlüsünün Salzburg’u zorlayacağı belliydi.
Maça damgasını vuran Volkan Demirel, kurtardıkça arkadaşlarına moral de verdi.
Salzburg Teknik Direktörü Roger Schmidt, Volkan Demirel’in hakkını teslim etti:
“Fenerbahçe, bu akşam, çok çok iyi bir kaleciye sahipti. Volkan, bugün tutulamayacak diyebileceğimiz topları tuttu. Fenrebahçe, kalecisine teşekkür etmeli.”
İlk yarıda 3-1 öne geçen Fenerbahçe, doğal olarak, ikinci yarıda skoru koruma anlayışıyla oynadı. Zaman zaman Salzburg’u oyaladı, ama epeyce de zor durumlarda kaldı. Ne ki Salzburg, üstün gözükmesine karşın, attığı o erken golle yetinmek zorunda kaldı!..
Fenerbahçe’nin ilk yarıya göre farklı gözükmesi, ancak, taktiksel anlayışa bağlanabilir.
Mehmet Topuz, böyle giderse, verimli olamayacağı yerde oynadığı için harcanıp gidebilir.
Bu ne demek?
Gökhan Gönül’ün yokluğunda, “sağ”ı dolduracak, orada verimli olacak birine gereksinim var.
Fenerbahçe, oynadıkça daha iyi olacak, ama asıl düzelme/ düzeltilme savunma olmalı...
*****
Fenerbahçe turu geçti, iyi hoş da, tribünlere de bakmak gerekecek. Çünkü taraftarlar arasındaki “bakış açısı”na göre farklılık, bu maçta da ortaya çıktı. Bu, doğal olmasına doğal da, ancak, bir garipliği gözden kaçırmamak gerekir.
Bir grubun “amigo”su, nasıl olur da kurumsal kimliğin, o kimliği simgeleyenlerin önüne geçirilmek istenir?
Tribünlerde yankılanan “Her yer Taksim, her yer direniş" sloganını, Fenerbahçe açısından düşünürsek, 3 Temmuz sürecinde haksızlığa uğramanın getirdiği bir tepki olarak değerlendirmek daha yerinde olur.
Sloganlara karşı “Siyaset istemiyoruz” diye karşı çıkmak da çok doğal. Ama doğal olmayan, kurumsal kimliğinin üstüne, “kasaba takımı” taraftarı havasına bürünerek, kimi kişileri öne çıkarmaktır.
Kısa süreli tepkileri, olağan karşılamak gerekir. Hoşa gitmeyen sloganlara karşılık, bütün stadın ortak sloganını atılır, olur biter.
Daha düne kadar, takımın moralini bozmak, aynı zamanda yenilmesini beklemek için neler yapıldığı, hangi sloganların attıldığı düşünülmeli bir...
Son söz:
Gerçek/ bilinçi taraftar, kurumsal kimliğin önüne, hiçbir sorumluluğu olmayan kimseyi geçirmez.
***Tüm okurların Ramazan/ Şeker Bayramı'nı kutlarım.
http://www.facebook.com/turgutcelik