Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Nisan '11

 
Kategori
Spor
 

Fenerbahçe az kalsın "Göçek" altında kalıyordu.

Fenerbahçe az kalsın "Göçek" altında kalıyordu.
 

Tolunay Kafkas sanki Ertuğrul Sağlam’dan bir taktik ödünç alarak Gaziantepspor’un etkili atak geliştiren takım kurgusunu defansif bir anlayışla revize edince ortaya futbol yönü düşük, sertliği yüksek, hakemi ön plana çıkaran gerilim dolu bir karşılaşma çıktı.

Bu karşılaşma öncelikle Gaziantepspor takımı teknik direktörüne yakışmadı.

Açıkçası kupa maçında Beşiktaş’a ve geçen hafta da Ankaragücü’ne karşı oynayan takım bu Gaziantepspor muydu anlamak ve tanımakta çok zorlandık.

Futbolda en kolay şey defans yapmaktır.

Hele defansif anlamda güçlü futbolculara sahipseniz ve karşınızdaki rakibinizi tanıyorsanız bu biraz daha kolaylaşabilir. İki sene önce Beşiktaş’ın Şampiyonlar Liginde Manchester United’e karşı oynadığı maçı hatırlayalım.

Fenerbahçe’nin baskılı ancak çok da etkili olamayan ayakları karşısında Gaziantepspor’un direnç göstermesini, gol yememesini başarılı bulabilirsiniz. Ancak bu 3.lük mücadelesi veren bir takım için asla yeterli değildir.

Gaziantepspor kendi futbolunu oynamış olsa bu maçın şekli ve sonucu böyle olmazdı.

Peki Gaziantepspor gerektiği gibi defans yapabilmiş midir?

Kuşkusuz Gaziantepspor’un defansif anlamda futbolunu kolaylaştıran bir şey daha vardı; o da yazmadan geçemeyeceğimiz Hüseyin Göcek etkisi. Böyle maçlar insana hakemliği bıraktırır. Hakemlerimiz pozisyonların içine aşırı derecede kendi yorumlarını katarlarsa o zaman hakemlik kurumunun nesnelliği kalkar.

Bizim futbolcularımızın büyük bölümünün yurtdışında oynanan maçları izlemediğini tahmin ediyorum. Hakemlerimizin de ne kendi maçlarının tekrarını ne de başka maçları izlemediği şeklinde bir kanıya sahibim. Bu maç özelinde yorum yapmıyorum; kuşkusuz Hüseyin Göcek yönettiği ve skandal kararlar verdiği bu maçı izleyecektir. Ancak bu maçı tekrar izlemesinin kendi hakemliğine fazla etkisi olmayacaktır.

Bir duran top organizasyonu sırasında ceza sahasının içinde neler olup bitiyor, bu konuda herhalde beş yüz adet köşe yazısı yazılmış, yorum yapılmıştır. Beşiktaş-Fenerbahçe örneğinde Ferrari-Lugano eşleşmesinin bir benzerini dün akşam Emre-Lugano mücadelesinde izledik. Bu ikili mücadelenin içinde gol atmaya çalışanla attırmama gayreti içindeki futbolcunun ne yapıyor olduğunu hakem takip etmeli, ayırt edebilmeli ve müdahalede bulunmalıdır.

Gaziantepspor’un defans oyuncularının bir çok pozisyonda topla ilişkisini kesip sadece rakip oyuncunun hareket etmesini engeller eylem içinde olduğunu izledik. Kuşkusuz bunun adı futbol olamaz.

Sn. Göcek bu ikili engellemelere izin verdiği için Gaziantepspor’un direnci çok daha güçlendi.

Hakemin gösterdiği ve göstermediği kartlarda, çaldığı ve çalamadığı düdüklerde inanılmaz çelişkiler vardı. İnandırıcılığını tamamen yitirmişti.

Ancak burada taktiği veren mi yoksa yöneten mi hatalıdır sorusunun cevabının ilk şık olduğuna inanıyorum.

Fenerbahçe’nin kanatlarında oynayan Caner ve Mehmet Topuz futbolu görerek veya düşünerek oynamıyorlar. Mücadele, tempo, hırs ve yeteneklerine şüphe duymamak gerekir. Ancak iş saha içinde akılla oynamaya geldiğinde tamamen aksamalara uğruyor.

Gökhan Gönül akşamın futbolcusuydu. Müthiş bir mücadele örneği gösterdi. Mehmet Topuz’un bütün dağınıklıklarını da toparladı.

Stoch ve Dia’da çok önemli maç eksikliği göze çarpıyordu. Fenerbahçe bu maçı çok güç şartlarda kazanmışsa bunda bu iki futbolcunun katkılarını göz ardı edemeyiz ancak Stoch ve Dia takımın havasından çok uzaklaşmış bir şekilde sahada bulundular.

Fenerbahçe Gaziantepspor’u yenerek geçen sezonun son haftasında Trabzonspor maçıyla başlayan ligin favori takımlarına karşı kazanamama alışkanlığını, basiretsizliğini veya şanssızlığını yenmiş oldu. Hatırlarsanız ilk Antalyaspor maçını Fenerbahçe’nin eşik atlama karşılaşması olarak değerlendirmiştik. Bunun da Fenerbahçe için bir eşiği geçme maçı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Fenerbahçeli futbolcular kazanmak için ellerinden geleni sahaya yansıtmaya çalıştı. Oyunun büyük bölümünde sahanın tek hâkimiydiler ve maçı da Gaziantepspor yarı alanında oynadılar. Ancak bu kadar arzulu futbola karşın doyurucu, bol pozisyonlu bir maça dönüşemedi bu karşılaşma.

Gaziantepspor’da oynayan ve Fenerbahçe altyapısından yetişmiş Olcan’la ilgili Beşiktaş ile oynanan kupa maçı yarı finalinde düşüncelerimi paylaşmıştım. Müthiş bir futbolcu yetişiyor. Aynı zamanda profesyonel!

http://twitter.com/uzaygokerman

uzaygokerman@gmail.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

dünkü maçı canlı seyretme şansım oldu.Sahada olcanın dediği gibi 3.olmaya çalışan değil rakibine 3 puan aldırmamaya çalışan bir takım ve çok formsuz ve yalnız bir orta hakem.Yalnız diyorum çünkü yardımcı hakemleri özellikle ilk devre fenerbahçenin iki penaltısının verilmediği yöndeki yardımcı hakem hiç yardımcı olamadıkları gibi onuda yanılttılar.İkinci hatalı olan da fenerbahçe teknik direktörü aykut kocaman takımındaki eksiklikleri 70.dakikaya kadar görüp müdahele etrmemesiydi.Sahada deli gibi koşan bir caner vardı ve ne yaptığı çok belli değildi aykut yaklaşık 65 dakika seyretti daha ki o dakikaya kadar.Kanattan atak yapacak olan caner hep rakibinin gerisinde kalıyor aradan hiç kaçmıyordu.Sonra dia oyuna alındı aynı kanatta o da çok farklı olmadı ne zaman stoch oyuna girdi ve dia ile kanat değiştirdiler o zaman takım biraz kendine geldi bu anda dakika 84 gibiydi.Aykut daha erken müdahele etmeliydi geç kaldı.Hakemi hiç konuşmuyorum çünkü sahada bir hakemden çok ne yaptığını bilmeyen

mehmet ali mert 
 17.04.2011 13:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2027
Toplam yorum
: 2005
Toplam mesaj
: 77
Ort. okunma sayısı
: 1270
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster