​ Fenerbahçe maçı, Ünal Aysal’la Mancini’yi yol ayrımına getirir ya da... / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Nisan '14

 
Kategori
Futbol
 

Fenerbahçe maçı, Ünal Aysal’la Mancini’yi yol ayrımına getirir ya da...

Fenerbahçe maçı, Ünal Aysal’la Mancini’yi yol ayrımına getirir ya da...
 

Başlıktaki üç noktalı yeri “ömür”le “montaj”lamaya ne dersiniz?

“Ünal Aysal ile Mancini’nin ömrünü uzatabilir.”

Ya yenilgi?

Buna doktor moktor çare bulamaz; kimi kulüplerimize egemen olan hastalık “zuhur” eder. O zaman akla, bir halk türküsü gelir:

“Yol göründü...”

Olabilir mi?

Hıncal Ulaç’a göre olur da, ama olmaz olsun:

“Ünal Aysal, bütün umudunu Fenerbahçe maçına bağlamış. (...) Fenerbahçe maçını da kaybederse, o koltukta kalamaz. (...) Açık söylüyorum; Fenerbahçe’yi yenmek, Galatasaray’ın felaketi olur. Bir galibiyet halinde, Ünal Aysal kurtulur ve seneye Fenerbahçe, 20 puan fark atar."

Ya, köşesinde dalga geçen ağabeyi Öcal Uluç ne diyor?

“Bu Fenerlilerde zerre kadar akıl varsa, Galatasaray’a yenilirler. Çünkü nasıl olsa şampiyonlar, ama yenilirlerse Ünal kalır; Ünal kalırsa, seneye de şampiyonluk garanti olur.”

Ağabey öyle der de, küçük kardeş başka mı diyecek?

“Aynen öyle düşünüyorum. Fenerlilerde biraz taktik kafası varsa, Galatasaray’a yenilirler.”

Görülüyor k, Öcal’lar, “zerre kadar akıl” ve “taktik kafası” muhabbetiyle akıl dağıtıyor, kafa buluyor, Fenerbahçe’ye gelecek sezonun garantisi veriyorlar:

Pazar günü yenil, gelecek sezon şampiyonluğu garantile!

Ne akıllıca  “doyum sağlama” yolu!..

Ama unutulan, kalan takımların, başta öteki “Büyükler”in aşağılanması...

*****

Takımlarda zaman zaman “gidişat” kötü olabilir.

Çıkış yolunu bulması gerekenlerin başında başkan/lar gelir. Bunun yanında “yönetici" seçilenlerin de tutarlı, aklı başında konuşması gerekir. Bilinir ki, seçilmekte bir biçimsel vardır, bu bakımdan seçilmek, “gerçek yönetici” olmaya yetmez.

“Gerçek yönetici”, laf üretmez, laf ardında koşmaz, herkese laf yetiştirmez. Böyleleri, ancak, “başarı”ya konmaya hazır olanlardır; “başarısızlık”ta arazi olurlar.

Taraftara da görev/ler düşüyor. İşlerin “Yönetim istifa”, “Bilmem kim istifa” demekle düzelmeyeceğinin bilinmesi gerekir.  “İyi gün dostu” olanlar, kendilerini asıl “kötü günler”de göstermelidir. Sonuç ne olursa olsun, takımına, teknik adamına, başkanına sahip çıkmalıdır. Bugün karşı olduğunu dün niye alkışladığını düşünmelidir.

“Başarı” varsa alkışlamak, yoksa “yuh” çekmek “çıkar”a dayılı bir hesap olduğunu gösterir. Oysa sessiz kalmak, bunu görsel bir biçimde göstermek de bir tepkidir.

Taraftarın tepkisiyle başkan ya da teknik direktör değişiyorsa işimiz var demektir.

*****

Olası bir yenilgi/ yenme nelere yol açabilir?

Fenerbahçe açısından hiçbir sorunun olmadığı anlaşılıyor.

Fenerbahçe, rahat mı rahat. Rahatlık, aynı zamanda “moral”lerin yerinde olmasını da sağlıyor. Çünkü şu anki puan farkı, her şeyi anlatıyor.

Önde gitme, futbolcuları gevşeteceği gibi hırslandırabilirdi de... “Zirve” yarışını bir an önce kesinleştirme düşüncesi, Fenerbahçeli futbolcuları hırslandırmaya daha yakın.

Fenerbahçe’nin TT Arena’dan dönüşü, puan bakımından, üç olasılıklı olacaktır: 10, 13, 16.

Galatasaray açısından durum biraz karışık!.

Son maçlarda taraftarın tavrına bakılırsa, bu karışık olma daha da iyi anlaşılır.

Fenerbahçe yenilgisi, taraftarı çileden çıkartabilir, yönetime, Mancini’ye, özellikle kimi futbolculara büyük tepki gösterilmesine yol açabilir. Böyle bir olasılık, “doping” sayılacağı gibi, hırçınlaşmaya, telaşa, ayakların dolaşmasına da yol açabilir. İşte bu durumda gelecek bir yenilgi, olaylara gebe olabilir. Çünkü taraftarın sağı solu belli olmaz!

Şampiyonluktan uzak düşmek, taraftar açısından üzüntü verici, ama o kadar da dövünmeyi gerektirmez.

Fenerbahçe’nin özel konumu, ikinci olmanın önemini artıyor olması, öyle yabana atılacak türden değil. Çünkü Fenerbahçe’nin durumunda bir değişiklik olmadığında, ikinci olmak da, Avrupa nimetinden yararlanma bakımından birinci olmayla eşdeğerdir. Öyleyse, birinci olamıyorsan, ikinci olacaksın.

“Avrupa Avrupa” diye tutturanlar, şimdi ikinciliği ellerinin tersiyle mi itecekler?

Bugünlerde düşünülecek belli:

Galatasaray’ın asıl rakibi Fenerbahçe değil, Beşiktaş’tır.

Galatasaray yönetimi de, bilinen bu gerçeği, yayımladığı bildiriyle dolaylı yoldan da olsa kabul ediyor, ama nasıl?

“Pazar günkü karşılaşma, derbi maçı olmasının ötesinde, Galatasaray'ımızın, şampiyonlar ligi'ne, -üstüste üçüncü kez- doğrudan katılma hedefi doğrultusunda mücadele vereceği önemli bir sınavdır. (...) Bir haftadır Galatasaray'ı Şampiyonlar Ligi hedefinden uzaklaştırmaya yönelik olarak ortaya atılan benzeri haber ve iddialarla ilgili olarak söyleyeceğimiz tektir: Yel kayadan toz alır.”

(Haberler, Galatasaray'ın  “Şampiyonlar Ligi hedefinden uzaklaştığı”na ilişkin değil, “şampiyon” olamayacağına ilişkin. Görülüyor ki, yönetim, ikincilik için mücadele ediyoruz demiyor,  “Şampiyonlar Ligi'ne, -üst üste üçüncü kez- doğrudan katılma hedefi” diyor.  İkincilikle "hedef"e ulaşmak, sanki “utanç” verici bir durum. Ayrıca, önceki başarıları, yönetimleri yok saymak, kendilerine pay çıkartmak, “doğrudan katılma”nın yolunun “şampiyonluk”tan geçtiğini unutmak niye?)

*****

Fenerbahçe-Galatasaray maçlarının maç öncesi “coşkusu”, bu maçta biraz eksik gibi. Kuşkusuz bu eksiklik, aradaki puan farkının çok oluşundan kaynaklanıyor.

O zaman “coşku” yaratıcı girişimler olmalı değil mi?

Piyasaya sürüle sürüle “bayatlamış", buna karşın kimilerine göre vazgeçilmez olan, “alkış”, “bayrak dikme” önerileri yine gündemde. Oysa bunların bitpazarında bile alıcı bulmayan “ürünler”den farkı yok!

Futbolseverler, güzel futbol mu izleyecekler, yoksa “boş” işlerle mi uğraşacaklar?

Taraftar, sonuç ne olursa olsun, “Hiç değilse, güzel bir maç seyrettik” desin!

“Sözde yönetici”ler, ortalıkta gözükmesin, gözüktükleri zaman, “siyasete soyunmuş” havasından, söylemlerinden uzak dursun!..

Hakem, “hak yendi” denecek düdük/ler çalmasın!

Slogan şu olsun:

Gelecek sezonda görüşmek üzere!..

Son söz:

Fenerbahçe-Galatasaray arasındaki maçların “gazoz”una bile olsa, tek "hedef"in yenmek olduğunu unutmamak gerekir.

http://www.facebook.com/turgutcelik

https://twitter.com/#!/turgutcelik

turgutce@yandex.com

*Fenerbahçe Spor Kulübü Divan Kurulu Başkanı Yüksel Günay yitirdik. Ailesine, sevenlerine ve Fenerbahçe camiasına başsağlığı dilerim.



 

 
Toplam blog
: 2458
: 2418
Kayıt tarihi
: 10.11.08
 
 

24 Kasım 1944'te İspir'de doğdum. Ankara Kurtuluş Lisesi'ni, Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Tü..