- Kategori
- Spor
Fenerbahçe'nin Aykut Kocaman Projesi...

Rıdvan Dilmen futbolu zorunlu olarak bıraktığı yıl 1995, Fenerbahçe taraftarının kendisini yalnız bıraktığı jübilesi ise 1996 yılıydı. Rıdvan Fenerbahçe’nin 103 gollü unutulmaz 1988-89 sezonunun en önemli futbolcusuydu. Aynen Oğuz Çetin ve Aykut Kocaman gibi…
Fenerbahçe tarihinin en gösterişli futbolunu oynayan bir kadroydu. Kuşkusuz o yıl bu üç futbolcu taraftarın gönlüne taht kurdu. Ancak üçünün de Fenerbahçe’den kopuşu fazlasıyla dramatikti.
Kader bu üç futbolcuyu bir başka şekilde Fenerbahçe’nin teknik adamlığı görevinde tekrardan birleştirdi.
Rıdvan 1999 yılında görevi devraldığında henüz 37 yaşında futbolu yeni bırakmış bir sene öncesinde Vanspor’u çalıştırıp, bir alt ligden Süper Lige çıkarmış bir teknik adamdı. O günün Fenerbahçe ve spor kamuoyu bu efsane futbolcu üzerinde öylesine yıldırıcı bir baskı kurmuştu ki kısa süre içinde pes etmişti. Rıdvan, Rüştü’nün çok hatalı goller yediği bir Avrupa Kupası maçı sonrasında istifasını vermişti. Takım ligde henüz yenilmemişti ve sadece 5 maç oynamıştı.
Bir sene sonra Oğuz Çetin Mustafa Denizli’nin yardımcısı olarak Fenerbahçe’ye geri döndüğünde birçok kişi kısa bir süre sonra takımın başına geçeceği ve uzun yıllar görev alacağını umut etmişti. Oğuz gerçekten Mustafa Denizli’nin görevden alınmasıyla Fenerbahçe’nin başına geçmiş ancak oynattığı futbol ile hayal kırıklığı yaratmıştı.
Hem Rıdvan’ın hem de Oğuz’un teknik adamlık kariyerinin pek parlak olduğunu söylemek mümkün değildir. Oğuz hala ikinci adamlığı kabul ediyor. Milli takımda önce Fatih Terim şimdi de Hiddink’in gölgesinde duruyor. Rıdvan ise kariyerini yorumcu olarak devam ettiriyor ve bugün zirvede tek başına duruyor. Birçok futbol sever için Rıdvan’ın futbolu yorumlaması ve ne dediği çok önemli.
Ve Aykut Kocaman…
Onun teknik adamlık kariyeri Fenerbahçe ile çakışana kadar oldukça uzun sayılabilecek bir yol izliyor. Belki de ciddi bir hazmetme süreci yaşıyor. Özellikle Ankaraspor’un başında geçirdiği üç senelik teknik adamlık süreci kariyerinin en önemli öğrenme dönemidir.
Geçen sene Fenerbahçe’de sportif direktör olarak göreve başladığında yine Fenerbahçelilerin çoğunluğu Aykut’un teknik adam olarak takımın başına geçeceğini tahmin etmişti. Onun Daum’un antagonisti olarak ortada duruşu kimilerince eleştirildi. Hatta Daum’un gönderilme sürecindeki tutumuyla da suçlandı.
Bir kere spor kamuoyu şunu çok iyi anlamalı ve ayırt etmelidir. Aykut Kocaman sözleşmesini imzalarken bize şöyle bir mesaj iletti.
"Samandıra’da olacağız. Hayatım orada geçecek. Sözleşmem 1 yıllık. Çünkü ben buradayım. Bir yere gitmek gibi bir düşüncem yok. Benim burada kalmam sözleşmelere bağlı değil. Çünkü ne para ne mukavele; ben burada gönülle oturuyorum zaten."
Kuşkusuz Aykut Kocaman için Fenerbahçe teknik direktörlü kariyerinin zirvesidir.
Aykut Fenerbahçe forması ve ismiyle bütünleşmiş çok önemli bir isimdir. Fenerbahçe’nin Fenerbahçe olmasının devamlılığını sağlayan temellerden biridir. İki şampiyonluk yaşamış, attığı gol sayısı ile de tarihe geçmiştir. Daum ile kıyaslandığında o kulübün içindeki mal sahiplerinden biri gibidir. Aykut, Daum göreve devam ederken ve aralarında ciddi sorunlar olup olmadığı sorulduğunda hep teknik adamın gerisinde kalmış ve onun yaşadığı zorlukların altını çizmiştir. Kuşkusuz Fenerbahçeliliği ve görevi gereği eğer Daum hata yapmışsa da bunu kendi içlerinde eleştirmiş, fikrini söylemiş olabilir, ters düşmüş olması da muhtemeldir.
Aykut Kocaman çok zor bir görev üstlenmiştir. Ancak o neyin altına imza attığının fazlasıyla bilincindedir, farkındadır. Geçmişte yaşanmış çok iyi örnekler varken kuşkusuz bu tecrübeleri kullanacak, değerlendirecektir.
Teknik adamlık kariyeri Fenerbahçe’nin başına geçecek kadar yeterli tecrübeyle doludur.
Kuşkusuz bu iş tek başına olmuyor. Fenerbahçe camiasının Aykut’a destek olması gerekmektedir. Fenerbahçe’nin teknik direktörlü sorunu konusunda şu cümleyi kurmuştum;
“Dünyaca ün yapmış ve başarısı tescillenmiş bir teknik adamı takımın başına getirme alternatifi yoksa Fenerbahçe’nin 2010’lu yıllarına yön verecek yepyeni bir ‘Proje’nin sayfaları Aykut Kocaman ile aralanabilir.”
Uzay Gökerman