- Kategori
- Futbol
Fenerbahçe'nin duran top üstünlüğünden durdurulamayan top zaafiyetine...

Habertürk
Fenerbahçe, Mustafa Denizli takımın başından ayrıldığı sene sahada ne yapacağını bilmez, fazlasıyla da dağınık bir futbol anlayışıyla top oynuyordu. Denizli ve Lorant arasındaki dönemde parıltılar olsa da görüntü değişmedi.
Aziz Piere'in gelişi Fenerbahçe'ye daha önce onun sahip olmadığı bir güç kazandırdı. Duran top üstünlüğü. Fenerbahçe en sıkışık maçlarda o duran top gücü sayesinde sahadan üstün ayrılan taraf oldu.
Daum bunu Alex'le en üst düzeye çıkardı. Serbest vuruş üstünlüğünün yanı sıra özellikle Zico döneminde basit ancak en güçlü Avrupa takımlarının bile çözemediği bir oyun şablonu oturdu. Geçen seneki başarının ardında yatan güç de buydu.
Geçen sene Fenerbahçe'nin duran top üstünlüğünün kaybolduğunu gözlemledik. Burada en belirleyici futbolcu Carlos oldu. Onun R.Madrid forması altında attığı uzaktan vuruşların benzerlerini deneme ve gol atma isteği, arzusu bir anlamda da Fenerbahçe'nin son beş senelik bu gücünü kırdı.
Fenerbahçe Kocaelispor deplasmanında bu sene üç puan almakla kalmadı, haftalardır devam eden şanssızlığını da yendi. Çünkü Fenerbahçe ligde oynadığı maçların bir kısmını galip duruma geçtikten sonra kaybetmişti. Bu sefer tam tersi oldu.
Hakketti mi?
Kuşkusuz futbolda bu sorunun cevabını bulmak çok kolay değil. Ancak ilk yarı Kocaelispor'un Fenerbahçe'yi farklı yenebileceği pozisyonlar yakaladığını gördük. Yılmaz Vural'ın ikinci yarı gerçekleştirdiği Serhan Akın hamlesi sanırım bu hafta en çok tartışılacak teknik adam konusu olacak. Serhat, Fenerbahçe'ye gol atmaya en yakın, en istekli ve en şanslı futbolcu gibi duruyordu. Üstelik futbolda böyle tılsımlı anlar da vardır. Yıllardır hizmet ettiği takıma karşı daha ilk maçında gol atan sayısız futbolcu hatırlıyorum.
Fenerbahçe ikinci yarı çok çalıştı. Maçı istedi. Bunu yapacak gücü de vardı. Semih artık üst düzey futbolcudur diyebiliriz. Yokluğu Alex kadar etkilidir. Bu o kadar bariz görüldü ki. Üstelik Semih orta sahaya yakın oynayarak, sorumluluk alarak oyun kurması da Fenerbahçe'yi ileriye taşıyan etken oldu.
Uğur Boral'ın attığı gole kadar Guiza ile birlikte çift forvet gibi serbest oynaması da futbol disiplini adına belki yanlış ancak Uğur'un yeteneklerini görmek için önemliydi. Yılmaz Vural'ın Serhan Akın hamlesine karşılık Aragones de Uğur'u çıkarıp, Deniz'i aldı. Bu hamle maçı Kocaelispor'a verecekti belki. Ben neden yapıldığını anlayamadım. Çünkü bu değişiklik kararı Uğur golü atmadan önce verilmişti, golden sonra aynen uygulandı. İki durumdan bir tanesi tamamen hatalıydı; gol öncesi, ancak golden sonra Uğur'un çıkarılması da duble ve katmerli oldu.
Fenerbahçe için geleceğin çok parlak olduğunu söyleyemeyeceğim. Takım içindeki oyuncuların bu kadar çok sakatlanmasında da bir ilginçlik var.
Fenerbahçe'yi çok zor iki ay bekliyor. Yılbaşına kadarki süre Fenerbahçe taraftarına katlanılması çok zor bir süreç olabilir. Belki de futboldaki tılsımlı dokunuş anı Semih'in son dakikadaki gol vuruşuydu. İlerleyen haftalarda göreceğiz.
Uzay Gökerman
Aziz Piere'in gelişi Fenerbahçe'ye daha önce onun sahip olmadığı bir güç kazandırdı. Duran top üstünlüğü. Fenerbahçe en sıkışık maçlarda o duran top gücü sayesinde sahadan üstün ayrılan taraf oldu.
Daum bunu Alex'le en üst düzeye çıkardı. Serbest vuruş üstünlüğünün yanı sıra özellikle Zico döneminde basit ancak en güçlü Avrupa takımlarının bile çözemediği bir oyun şablonu oturdu. Geçen seneki başarının ardında yatan güç de buydu.
Geçen sene Fenerbahçe'nin duran top üstünlüğünün kaybolduğunu gözlemledik. Burada en belirleyici futbolcu Carlos oldu. Onun R.Madrid forması altında attığı uzaktan vuruşların benzerlerini deneme ve gol atma isteği, arzusu bir anlamda da Fenerbahçe'nin son beş senelik bu gücünü kırdı.
Fenerbahçe Kocaelispor deplasmanında bu sene üç puan almakla kalmadı, haftalardır devam eden şanssızlığını da yendi. Çünkü Fenerbahçe ligde oynadığı maçların bir kısmını galip duruma geçtikten sonra kaybetmişti. Bu sefer tam tersi oldu.
Hakketti mi?
Kuşkusuz futbolda bu sorunun cevabını bulmak çok kolay değil. Ancak ilk yarı Kocaelispor'un Fenerbahçe'yi farklı yenebileceği pozisyonlar yakaladığını gördük. Yılmaz Vural'ın ikinci yarı gerçekleştirdiği Serhan Akın hamlesi sanırım bu hafta en çok tartışılacak teknik adam konusu olacak. Serhat, Fenerbahçe'ye gol atmaya en yakın, en istekli ve en şanslı futbolcu gibi duruyordu. Üstelik futbolda böyle tılsımlı anlar da vardır. Yıllardır hizmet ettiği takıma karşı daha ilk maçında gol atan sayısız futbolcu hatırlıyorum.
Fenerbahçe ikinci yarı çok çalıştı. Maçı istedi. Bunu yapacak gücü de vardı. Semih artık üst düzey futbolcudur diyebiliriz. Yokluğu Alex kadar etkilidir. Bu o kadar bariz görüldü ki. Üstelik Semih orta sahaya yakın oynayarak, sorumluluk alarak oyun kurması da Fenerbahçe'yi ileriye taşıyan etken oldu.
Uğur Boral'ın attığı gole kadar Guiza ile birlikte çift forvet gibi serbest oynaması da futbol disiplini adına belki yanlış ancak Uğur'un yeteneklerini görmek için önemliydi. Yılmaz Vural'ın Serhan Akın hamlesine karşılık Aragones de Uğur'u çıkarıp, Deniz'i aldı. Bu hamle maçı Kocaelispor'a verecekti belki. Ben neden yapıldığını anlayamadım. Çünkü bu değişiklik kararı Uğur golü atmadan önce verilmişti, golden sonra aynen uygulandı. İki durumdan bir tanesi tamamen hatalıydı; gol öncesi, ancak golden sonra Uğur'un çıkarılması da duble ve katmerli oldu.
Fenerbahçe için geleceğin çok parlak olduğunu söyleyemeyeceğim. Takım içindeki oyuncuların bu kadar çok sakatlanmasında da bir ilginçlik var.
Fenerbahçe'yi çok zor iki ay bekliyor. Yılbaşına kadarki süre Fenerbahçe taraftarına katlanılması çok zor bir süreç olabilir. Belki de futboldaki tılsımlı dokunuş anı Semih'in son dakikadaki gol vuruşuydu. İlerleyen haftalarda göreceğiz.
Uzay Gökerman