- Kategori
- Spor
Fenerbahçe'nin ideal kadrosu

Hafta içinde dünyanın en önemli futbolcularından Roberto Carlos’u ülkesine uğurlayan Fenerbahçe, Trabzon deplasmanına sahaya yayılışı, futbolcuların teknik özelliklerine uyumu açısından ideale yakın bir kadro ile çıktı veya bu cümleyi bir başka şeyliyle kurmaya çalışalım; sene başında eksikliğini hissettiği ve transfer ettiği bütün futbolcuları ile sahadaydı.
Santos, Carlos’tan yerini teslim almış, sezon başından beri en büyük sorunun yaşandığı sol kanada Özer Hurmacı yerleşmişti. Özer oyunda kaldığı süre boyunca birçok şeyi tek başına yapma telaşı ile fazlasıyla hatalı top kullandı, yanlış paslar verdi. Ancak Fenerbahçe’nin sol kanadına da bir hareket getirdi. Özer’in biraz daha sakin olmaya ihtiyacı var. Önünde üç futbolcu varken hepsini birden geçmesine gerek yok. Zaten basit oynadığında çok etkili bir futbolcu olacaktır.
Santos yerine geri döndü.
Haftalardır garip bir şekilde kullanılmasının acemiliğini maçta özellikle Fenerbahçe’nin golünden sonra yaşadı. Karşında oynayan Serkan Balcı’nın etkili ve savruk oyunu da zorlanmasında etkili oldu.
Emre’nin sakat olduğunu biliyorduk; onu sahada görmek fazlasıyla şaşırtıcıydı.
Güiza aylar sonra ilk defa bu kadar hareketli bir oyun oynadı. Maçın başında kaçırdığı gol yine tam kendisine yakışan bir hareketti. Çok iyi ve ince bir atak organizasyonu sonrasında kale çizgisi ile kendisi arasında hiç kimsenin olmadığı pozisyonda topun dibine girdi dışarı attı. İlk yarı kaleye gönderdiği çok güzel bir şut da direkten döndü. Ama bu sefer hakkını teslim edeceğiz. Çünkü top beklemek yerine orta sahaya kadar gelip ilk topu alarak orta sahadan ileriye çıkacak arkadaşlarına alan yarattı. Attığı gol de bu çalışkanlığının ödülüydü. Güiza bu şekilde Fenerbahçe’nin puan kazanmasına yönelik oynadığı sürece takımda olmayı hak edecektir.
Liderliği getiren golü atması en azından olası bir golcü arayışlarını erteletecektir. Bunun Fenerbahçe’ye yararı olup olmadığını daha sonra anlayacağız.
Alex bir kaç haftalık durgunluğun ardından iki haftadır takımını sırtına alarak taşımaya başladı. Güiza’ya kafayla verdiği asist, gol pası vermenin son noktasıydı; bütün Trabzonspor defansını gafil avladı. İlk yarı Güiza’nın kaçırdığı o inanılması zor pozisyonda da kendisi vardı.
Alex ve Güiza’nın bir ortak noktaları oluştu; Trabzonspor.
Her ikisi de bordo mavi renkleri gördüklerinde iyi top oynuyorlar ve maçlara damga vuruyorlar. Aynen geçen sezonun son karşılaşmasında olduğu gibiydi.
Fenerbahçe’ye bu kadro bir denge getirdi.
Maçın büyük bölümünde Trabzonspor’a karşı bütün toplarda üstünlük sağladı. Bunun en önemli nedeni de Fenerbahçe’de taşların yerli yerine oturmasıydı. Trabzonspor belki topla daha fazla oynadı, ileriye doğru daha çok top taşıdı, orta yaptı ama bunun karşılığında etkili tek bir şut bile çıkaramadı. Kaleci Volkan’ın eline değen tek bir top görmedik. Volkan sadece kale vuruşu kullandı. Bunun anlamı maç boyu Trabzonspor verimsiz bir şekilde koşturdu durdu.
Trabzonspor’u derbilerde yakından izleme şansımız olmuştu. Galatasaray maçında çok etkiliydiler. Beşiktaş’a karşı da bol pozisyon bulmuş ama atamamalarının cezasını çekmişlerdi. Ancak bugün kötü bir takım görüntüsü verdiler. Fenerbahçe’nin ataklarında sürekli hata yaptılar. Hiçbir hava topunda başarılı olamadılar. Alex kafa ile Güiza’ya asist yaptı. Güiza’nın tek vuruşluk gollerini hatırlıyor olsak da bu şekilde top sürerek gol attığını anımsayamıyoruz. Üstelik Güzia iki defans oyuncusunun arasından attı bu golü.
Zaten Trabzonspor bu sezon hep bu defans hatalarından çok çekti. Şenol Güneş de buna engel olamadı. Kuşkusuz sorumluluk yeni teknik direktöre ait değildi. Song ve yanında oynayan Egemen hemen hemen bütün maçlarda hatalı oynuyorlar. Bugün de iyi değildiler. Fenerbahçe’nin bu maçta daha fazla gol atmamış olması da kendileri için bir şanstır.
Trabzonspor’u sahada oynatacak bir beyninin olmaması da belki de bu verimsizliğinin nedeniydi.
Şenol Güneş Trabzonspor’a belli bir heyecan getirmiş olabilir ancak üç maçla etkisini göstermesi beklenemez.
Trabzonspor Fenerbahçe’ye karşı aynen Galatasaray’ın olduğu gibi psikolojik bir sorun yaşıyor. Bu maç öncesinde belki biraz da Şenol Güneş’in etkisiyle 1996 yılı hatırası canlandı. Anlaşılıyor ki Trabzon’da hesaplar 13 yıl öncesinin rövanşını almak üzerine yapılmış hafta boyu. Bu da şehrin bu sendromla birlikte yaşadığını gösteriyor ki takıma yansımaması engellenebilir bir şey de değildir.
Fenerbahçe devreyi lider bitirdi. Sanırım bu pozisyonu da hak etti. Bu maçı kazanacağını ilk on dakika içinde göstermişti. 17 maçlık seriye baktığımızda da Fenerbahçe’nin zaten devreyi lider tamamlaması gerekiyordu. Kuşkusuz Kayserispor’un beklenmedik yenilgisi ile Galatasaray’ın kazanması Fenerbahçe’nin bu maça çok iyi konsantre olmasına da neden olmuştu.
Fenerbahçe’nin liderliğini ve güzel oyununu tebrik ediyorum…
Uzay Gökerman