- Kategori
- Basketbol
Fenerbahçe'nin kimyası bozuldu.

Seride durum 2-2 oldu ve Fenerbahçe'nin tüm hesapları bozuldu. Sadece hesapları mı, kimyası, oyun düzeni, kendine güveni de yok oldu. Bir kaç senedir ilk defa Fenerbahçe'yi üst üste bu kadar kötü oynarken izliyorum. Fenerbahçe'nin etkili, sakin, olgun ve bilinçli hücum anlayışı gitmiş, yerine panik yapan, uzun mesafeli acele şutlarla oynayan bir takım gelmiş. Üstelik böyle şeylere izin vermeyen Tanyeviç'e rağmen oluyor bütün bunlar. Oyuncular elleri titreyerek şut çekiyorlar. Tabii başarısız oluyorlar.
Fenerbahçe maçı ilk periyotta oluşan 12 sayılık fark yüzünden kaybetti.
1.PERİYOT: 12-24
2.PERİYOT: 23-16
3.PERİYOT: 13-12
4.PERİYOT: 20-25
Efes Pilsen üçüncü maçın dördüncü çeyreği ile başlayan kendine güvenen oyun anlayışını son maça da taşıyarak başlayınca ard arda gelen isabetli şutlarla farkı bir anda açıverdi. Fenerbahçe diğer periyotllarda bu farkı kapatmaya çalıştı durdu ancak 2 sayı kadar yaklaşabildi.
Fenerbahçe maçı çevirebilir miydi?
Kuşkusuz bu soruya vereceğimiz cevap "evet" olacaktır. Çünkü en az üç defa maçı koparacak ya da eşitleyecek pozisyon geldi ama Mirsad, Solomon, Ömer Onan, Rasim, Smith acele ve bilinçsizce kullandıkları üç sayılık atışların hepsinde boş döndü. Oysa bu topları boyalı alana sokabilmiş olsa belki hem Efes Pilsen'in faul stresini arttıracak hem de çok daha garanti basketlerle rakibinin moralini bozacaktı. Basketbol biraz da güven, moral oyunudur. Siz atamadıkça rakibiniz daha güçlenir; sizin kazanacağınıza yönelik inancınız da yok olur. Üçüncü ve son maçın özeti bu.
Ancak şunu da görmezden gelemeyiz. Sezon boyu ortalamalar incelendiğinde Fenerbahçe'nin %40, Efes'in %25 olan üç sayılık isabet oranının bu iki maçta terse dönmüş olması da çok ilginç.
<ımg height="300" alt="" src="http://www.tbf.org.tr/tbfweb/tbfweb2.nsf/bddbb8b0f5e6486fc2257206004154f8/d793177ef438e54ec22575d2006840a2/Blob/20.3B7E?OpenElement&FieldElemFormat=jpg" width="540">
Solomon iki maçtır takımın oyun düzenini bozuyor. Zorlama atışları, kalabalık rakip savunma içine top sürüşleri Fenerbahçe'nin maçtaki en büyük sıkıntısıydı.
Efes Pilsen'in özellikle Preston Shumpert ile bulduğu 20 sayının içindeki üç sayılık yüzdenin çok yüksek olmasının altını özellikle çizmemiz gerekiyor. Fenerbahçe Preston Shumpert'ı sanki antremandaymışcasına sürekli boş bırakıp, onu üç sayı atmaya zorladı adeta. Efes Pilsen'in Bootsy Thornton silahını çok etkili kullandığını da söylemeliyiz. Elbette Solomon ile girdiği psikolojik savaştan galip çıkan Sinan Güler bu maçın da kahramanlarındandı.
Efes Pilsen özellikle Kerem Gönlüm ve Kaya Peker ile Fenerbahçe karşısında psikolojik bir üstünlük sağladı. Bu iki oyuncunun profesyonel ölçüler içinde kalan topsuz oyunda rakibin sinirini bozan hareketlerini seyirciyi de arkasına alarak ters motivasyona da çeviremedi. Üstelik seyirci de tahrik olup sahaya yabancı madde yağdırmaya başlayınca oyunun bütün kontrolünü kaybetti. Çünkü Fenerbahçe hızlı hücum eden bir takım. Oyunun durduğu her saniye Fenerbahçe'yi oyundan biraz daha soğuttu.
Tanyeviç lig maçlarında insanın başını döndürecek kadar çok oyuncu değiştiriyordu, bunu eleştiriyorduk. Serinin bu son iki maçındaysa sanki kombine almışcasına maçı izledi durdu. Oğuz Savaş'ı sanki unuttu. Rasim oyunda kaldığ süre boyunca serbest oynadı. Oysa çok etkili ve kendine büyük bir güven ile oynayan Shumpert ile eşleştirilebilir, onu yorabilir, psikolojisini bozabilirdi. Shumpert bu maç neredeyse savunmasız oynadı.
Maçın diğer aktörleri sezonu lig mücadelesi içinde bitirmiş ve final serisine karşı konsantrasyonu olmayan hakemleri konuşalım. Bir takıma çalıp diğerine çalmadığınızda o zaman siz hakemler maçın kaderini değiştirirsiniz. Efes Pilsen'in son iki maçta kulağına bir şeyler fısıldamış gibi sert savunma yapıyor ve hakemler de bu savunmayı izliyor. Örneğin savunma oyuncusunun bedeni ile rakibinin önünde hareketli duruşunun tamamına Fenerbahçe aleyhine düdük çalınırken tersinde izlemeyi seçtiler. Maçın birinci periyodunda Vidmar'ı iki saniye formasında çeken Efes Pilsen'li oyuncunun bu hareketini hakemin gördüğünü TV kamerası çok iyi yakalamış. Hakem o noktaya bakıyor ancak teknik faul çalamıyor. Dikkat edelim birinci periyottan söz ediyoruz, Fenerbahçe'nin maçı kaybettiği bölüm. Hakemlerimiz standartsız, bu kesin. Üst üste iki maç bir takım aleyhine düdük çalınırsa o zaman da bu kasıt olarak da anlaşılabilir. Sn. Ergin Ataman maç kazanmaya başlayınca hakemleri konuşmayı bıraktı. Efes Pilsen'in gücünden ne kadar iyi takım olduğundan konuşmaya başladı. Hakem hataları ile birlikte seriye eşitlik gelmiş oldu. Artık bundan sonra Ataman'ın hakem konuşma hakkı da kalmamış oldu.
Üst düzeyde bir mücadele olduğu kesin. Önceki yazımda serinin yedi maça uzama ihtimalini ima etmiştim. Sanki oraya doğru gidiyor. Efes Pilsen son iki maçtır inanılmaz bir güç gösteriyor. Bu gücü ortaya koymazsa da kazanma şansı yok. Önümüzde üç maç var ve ikisini kazanan kupayı da alacak.
Fenerbahçe'nin kimyası bozuldu dedik. Oyuncuların yüzlerine baktığımızda inanç sorunu yaşadığını da görüyoruz. Sanki ibre Efes Pilsen'e dönmüş gibi bir izlenim var. Ancak Pazar'a kadar oldukça uzun bir zaman var. Bekleyeceğiz ve göreceğiz.
Uzay Gökerman
ımg>