- Kategori
- Futbol
Fenerbahçe'nin yeniden doğuşu

son gülen iyi gülermiş
Sivasspor, en korktuğu deplasmandan 'neden korktuğunu' maçı oynarken anlamıştır herhalde. Bu maça kadar ligin en az gol yiyen takımı, kötü oynarken bile gol bulup, defansı sağlam tutup kazanan, bir takımdan 3 gol bile yememiş. Ama Fenerbahçe Stadı'nda durum farklıydı, bir tarafta seyircinin gazı, bir tarafta takıma katkısı sorgulanan Roberto Carlos ve Guiza'nın yokluğu, Fenerbahçe'yi baştan aşağı yenilemişti.
Fenerbahçe 2 kez yenik düşmesine rağmen oyunu geri döndürmeyi başarmak, Fenerbahçe'nin bu maça bir nevi ölüm kalım maçı olarak baktığını gösterdi. Sivasspor'un tüm atakları defanstan çıkarılan uzun toplardan bulması, orta sahayı iyiyden iyiye maçtan koparırken, Fenerbahçe orta sahası, Uğur Boral, Alex ve biraz da Emre Belözoğlu'nun önderliğinde maçın hakimiyetinin Fenerbahçe'de kalmasına sebep oldu. Tek pas yaparak ve bu paslarda ciddi bir isabet yüzdesiyle oynayarak ligin en az gol yiyen takımını aciz duruma düşürmeyi başardılar.
Her takımın 'günah keçisi' vardır. Fenerbahçe'de de bu görev Uğur Boral'ın. Ağzıyla kuş tutsa Fenerbahçe taraftarına yaranamaz. Gitsin diyenler, yararsız diyenler, kanserojen diyenler (ben dahil) herhalde bu maçta utanmışlardır. Uğur Boral bugün attığı 2 golle doğru zamanda doğru yerde olabildiğini gösterdi. Uğur'un bu maçtaki performansı, Roberto Carlos'un olmamasının etkisine bağlanabilir. Zira Uğur, Roberto Carlos'un defansta yarattığı açıkları kapamaya çalışmaktan forvete yardım etme fırsatı bulamıyordu. Uğur bugün kendini buldu, Sivasspor'un defansta yarattığı büyük boşlukları çok iyi değerlendirdi, bana göre maçın yıldızıydı.
Fenerli futbolcular, bu maçta hakemle çok oynadılar. Sürekli itiraz ettiler, tribüne mesaj verdiler. Hakemi tribüne yem olarak atmak artık 'kokmuş' bir numara. Ne seyirci yedi, ne hakem yedi. Her ne kadar itirazdan Alex'e sarı kart gösterebilmiş olsa da, Alex'in Sedat'a yaptığı kasti faulu sarı kartla değerlendirmedi ve Fenerbahçe'yi en önemli oyuncusundan yoksun bırakma cesaretini gösteremedi. Bu bezgin oynayan Sivas'a ilaç gibi gelebilirdi. Maç 2-2 iken Sivas'ın ofsayt diyerek kesilen pozisyonu maçın kırılma noktasıydı, o pozisyon kesilmese şu an başka şeyler konuşuyor olabilirdik.
Yenik durumda olmasına rağmen Sivasspor bir türlü pozisyon üretemedi, çok dağınık bir görüntü çizdi, Defanstan forvete atılan toplarla üretilen cılız pozisyonlar, Mehmet Yıldız ve Kamanan'ın etkisizliğiyle birleşince yenilgi kaçınılmaz oldu. Sivasspor sanki bu maçı kaybetmeyi göze almış gibiydi, en yakın rakibiyle arasındaki 3 puan, 3 büyüklerle arasındaki büyük puan farkı onları 'kaybetsek de olur' hissine götürmüş olabilir, ancak Sivasspor haftalardır kötü oynuyordu ve haksız galibiyet alıyordu, bu maçla bu 'kötü oynayarak kazanma' serisi son bulmuş oldu.
Bu maçın sonucu ligi oldukça hareketlendirdi, Fenerbahçe potaya tekrar girdi. Umuyorum ki 5 takımlı şampiyonluk yarışı, hakedenin şampiyon olduğu bir sonuçla biter.
Fenerbahçe 2 kez yenik düşmesine rağmen oyunu geri döndürmeyi başarmak, Fenerbahçe'nin bu maça bir nevi ölüm kalım maçı olarak baktığını gösterdi. Sivasspor'un tüm atakları defanstan çıkarılan uzun toplardan bulması, orta sahayı iyiyden iyiye maçtan koparırken, Fenerbahçe orta sahası, Uğur Boral, Alex ve biraz da Emre Belözoğlu'nun önderliğinde maçın hakimiyetinin Fenerbahçe'de kalmasına sebep oldu. Tek pas yaparak ve bu paslarda ciddi bir isabet yüzdesiyle oynayarak ligin en az gol yiyen takımını aciz duruma düşürmeyi başardılar.
Her takımın 'günah keçisi' vardır. Fenerbahçe'de de bu görev Uğur Boral'ın. Ağzıyla kuş tutsa Fenerbahçe taraftarına yaranamaz. Gitsin diyenler, yararsız diyenler, kanserojen diyenler (ben dahil) herhalde bu maçta utanmışlardır. Uğur Boral bugün attığı 2 golle doğru zamanda doğru yerde olabildiğini gösterdi. Uğur'un bu maçtaki performansı, Roberto Carlos'un olmamasının etkisine bağlanabilir. Zira Uğur, Roberto Carlos'un defansta yarattığı açıkları kapamaya çalışmaktan forvete yardım etme fırsatı bulamıyordu. Uğur bugün kendini buldu, Sivasspor'un defansta yarattığı büyük boşlukları çok iyi değerlendirdi, bana göre maçın yıldızıydı.
Fenerli futbolcular, bu maçta hakemle çok oynadılar. Sürekli itiraz ettiler, tribüne mesaj verdiler. Hakemi tribüne yem olarak atmak artık 'kokmuş' bir numara. Ne seyirci yedi, ne hakem yedi. Her ne kadar itirazdan Alex'e sarı kart gösterebilmiş olsa da, Alex'in Sedat'a yaptığı kasti faulu sarı kartla değerlendirmedi ve Fenerbahçe'yi en önemli oyuncusundan yoksun bırakma cesaretini gösteremedi. Bu bezgin oynayan Sivas'a ilaç gibi gelebilirdi. Maç 2-2 iken Sivas'ın ofsayt diyerek kesilen pozisyonu maçın kırılma noktasıydı, o pozisyon kesilmese şu an başka şeyler konuşuyor olabilirdik.
Yenik durumda olmasına rağmen Sivasspor bir türlü pozisyon üretemedi, çok dağınık bir görüntü çizdi, Defanstan forvete atılan toplarla üretilen cılız pozisyonlar, Mehmet Yıldız ve Kamanan'ın etkisizliğiyle birleşince yenilgi kaçınılmaz oldu. Sivasspor sanki bu maçı kaybetmeyi göze almış gibiydi, en yakın rakibiyle arasındaki 3 puan, 3 büyüklerle arasındaki büyük puan farkı onları 'kaybetsek de olur' hissine götürmüş olabilir, ancak Sivasspor haftalardır kötü oynuyordu ve haksız galibiyet alıyordu, bu maçla bu 'kötü oynayarak kazanma' serisi son bulmuş oldu.
Bu maçın sonucu ligi oldukça hareketlendirdi, Fenerbahçe potaya tekrar girdi. Umuyorum ki 5 takımlı şampiyonluk yarışı, hakedenin şampiyon olduğu bir sonuçla biter.