- Kategori
- Futbol
Galatasaray harakiri yaptı

Trabzonspor ve Fenerbahçe'nin kaybettiği bir haftada , son haftalarda puan hovardalığı yapan Galatasaray için Kocaelispor'un rakip olması biçilmiş kaftandı. Zira Kocaelispor bu sene 4. teknik direktörü ile çalışan, bir ayağı kümede bir takım. Maddi güçlükler sebebiyle devre arasında birçok oyuncusunu kaybetmiş. Öyle ki ilk yarıda oynanan maçtan sadece Serdar ve Taner var, tanınmayan futbolculardan iyi niyetle mücadele eden, çok da teknik olmayan bir ekip kurulmuş. Skibbe de bu takıma kaybetmeyeceğine karşı 100% emin ki Baros ve Arda'yı Bordeaux maçına saklamış. Ama aşu gerçek atlanmış ki artık Turkcell Süper Lig 'de her takım her takımı yenebilir. Anadolu takımları artık 'Çanakkale Geçilmez' taktiğiyle oynayıp kontratak ile golü aramıyor. Sonuna kadar mücadele ediyor, maçı dengede götürmeye çalışıyor, gol pozisyonu üretmeye çalışıyor. Yenik durumda iken bile maçı bırakmıyor. Kocaelispor da özellikle ilk yarıda bunu yaptı bu akşam.
Eğer bir takımın teknik direktörü maçı ciddiye almazsa, futbolcu ciddiye alır mı? Galatasaraylı futbolcular ilk yarıda hatalı pas rekoru kırdı. Topu kaptıran futbolcu, topu geri kazanmak için mücadele etmezse, nasıl oyuna hakim olacak? Galatarasaylı futbolcuların ayakta duracak halleri kalmamış, şaşkın ve bezgin bir halde 'top bana dokunmasın' diye uğraşıyor gibiler. 1-0'dan sonra bırakın fark yapmayı, gol yemek için resmen uğraştılar. Orta sahayı ve kanatları Kocaelispor'a teslim ettiler. Kocaelispor sadece kanatların değil maçın da hakimi oldu, Ali Sami Yen'de, üstelik yenik duruma düştüğü bir maçta kendisini öne geçiren golleri bulması çok kolay oldu.
Skibbe Lincoln'ün olmadığı maçlarda sürekli 'Lincoln'ü aradık' demeci veriyor. İlk yarıda biz de Lincoln'ü aradık! Bir kez daha ortaya çıktı ki, arkadaşlarının desteği, takımın oyun planı, Lincoln'ün de gücünü ve üretkenliğini etkiliyor, bu maçta Baros ve Arda'nın yokluğu, onların yerine oynayan Mehmet Güven ve Nonda'nın Lincoln'e ayak uyduramaması ile birleşince Lincoln'ün sahada olup olmadığından emin olamadık.
Burada Mehmet Güven'e bir parantez açmak istiyorum. Antrenmanlardaki performansıyla mı, sabrıyla mı başarıyor bilinmez, Mehmet Güven, Arda'nın bile bir zamanlar kiralandığı bir kadroda yıllardır yer buluyor. Ne yaptığı, Galatasaray'a ne kattığı tartışılır, ama tüm teknik direktörlerin vazgeçilmez yedeği oldu şu zamana kadar. Ama şu bir gerçek ki, Mehmet Güven, Galatasaray'ın futbolcusu değil, bunu da yıllardır oynadığı futbolla ispatladı, ona olan sabrın sonunun gelmesi gerekiyor artık.
İkinci yarıda yapılan Ümit Karan-Arda ve Mehmet Güven-Barış Özbek değişiklikleri oyuna hareket getirdi, Galatasaray ilk 15 dakika çok baskılı oynasa da, savunmasında verdiği büyük boşluklar sonucunda 3. golü yedi. Ardından Emre Güngör-Baros değişiklikleri geldi. Ne oldu da , 3 oyuncu kendini birden sahada buldu? Bu futbolcular madem hazırdı, sahada olmaları için Galatasaray'ın 3 gol yemesi mi gerekiyordu? Galatasaray'ın teknik direktörü bu olmamalı.
Galatasaray yönetimi gümbür gümbür gelen krize bir çözüm bulmak yerine federasyonu dövmeyi tercih ettiği için, Skibbe, tüm kötü oyunları Lincoln'süzlüğe bağlayıp, takımı - hem de rakiplerinin puan kaybettiği bir haftada - Kocaelispor maçına hazırlamadığı ve en önemli silahlarını yedekte beklettiği için, futbolcular da rakip takımı küçümseyip, maça asılmadığı için, bu maçta harakiri yapmıştır. Bir kez daha ortaya çıktı ki, maç oynanmadan kazanılmıyor..
Galatasaray bu akşam yenilmek için elinden geleni yapmış olsa da, lig sonuna demir atmış Kocaelispor'un olağanüstü mücadelesini ve bunun sonucunda haklı galibiyetini kutlamak gerekiyor. Eğer 86.dakikadaki penaltı gol olsaydı, gerçekten Kocaelispor'a yazık olacaktı ve kusurlar yine hasır altı edilecekti.
Futboldan biraz olsun anlayan herkes bilir ki, ne zaman kulüp yöneticileri hakemlere ve federasyona karşı cephe alır, bildiriler ve yürüyüşler örgütlerse o takımdan bir süre hayır gelmez. Galatasaray yöneticileri, gereksiz bir şekilde ortamı geren açıklamalarla, kötü oynayan futbolcuların ve kötü oynatan Skibbe'nin ekmeğine yağ sürdü. Öyle bir görüntü verdiler ki, sanırsınız Galatasaray'ın başına ne geliyorsa hakemlerden geliyor, bunda takımın ciddiyetsiz/disiplinsiz hareketlerinin hiçbir etkisi yok. Bu şekilde bu senenin en büyük hatasına yol açtılar, belki bu hareketleri şampiyonluğa mal olacak, kimse bunun sebebini Lincoln'ü atan , aynı maçta Kayserispor'un iki penaltısını da vermeyen Selçuk Dereli'ye bağlamasın. Sorun Galatasaray'ın içinde, umarım bunu anlamaları geç olmaz da UEFA'da yollarına devam edebilirler. Aksi halde Galatasaray yönetiminden 'Galatasaray Avrupa'dır' açıklaması bekliyoruz.
Eğer bir takımın teknik direktörü maçı ciddiye almazsa, futbolcu ciddiye alır mı? Galatasaraylı futbolcular ilk yarıda hatalı pas rekoru kırdı. Topu kaptıran futbolcu, topu geri kazanmak için mücadele etmezse, nasıl oyuna hakim olacak? Galatarasaylı futbolcuların ayakta duracak halleri kalmamış, şaşkın ve bezgin bir halde 'top bana dokunmasın' diye uğraşıyor gibiler. 1-0'dan sonra bırakın fark yapmayı, gol yemek için resmen uğraştılar. Orta sahayı ve kanatları Kocaelispor'a teslim ettiler. Kocaelispor sadece kanatların değil maçın da hakimi oldu, Ali Sami Yen'de, üstelik yenik duruma düştüğü bir maçta kendisini öne geçiren golleri bulması çok kolay oldu.
Skibbe Lincoln'ün olmadığı maçlarda sürekli 'Lincoln'ü aradık' demeci veriyor. İlk yarıda biz de Lincoln'ü aradık! Bir kez daha ortaya çıktı ki, arkadaşlarının desteği, takımın oyun planı, Lincoln'ün de gücünü ve üretkenliğini etkiliyor, bu maçta Baros ve Arda'nın yokluğu, onların yerine oynayan Mehmet Güven ve Nonda'nın Lincoln'e ayak uyduramaması ile birleşince Lincoln'ün sahada olup olmadığından emin olamadık.
Burada Mehmet Güven'e bir parantez açmak istiyorum. Antrenmanlardaki performansıyla mı, sabrıyla mı başarıyor bilinmez, Mehmet Güven, Arda'nın bile bir zamanlar kiralandığı bir kadroda yıllardır yer buluyor. Ne yaptığı, Galatasaray'a ne kattığı tartışılır, ama tüm teknik direktörlerin vazgeçilmez yedeği oldu şu zamana kadar. Ama şu bir gerçek ki, Mehmet Güven, Galatasaray'ın futbolcusu değil, bunu da yıllardır oynadığı futbolla ispatladı, ona olan sabrın sonunun gelmesi gerekiyor artık.
İkinci yarıda yapılan Ümit Karan-Arda ve Mehmet Güven-Barış Özbek değişiklikleri oyuna hareket getirdi, Galatasaray ilk 15 dakika çok baskılı oynasa da, savunmasında verdiği büyük boşluklar sonucunda 3. golü yedi. Ardından Emre Güngör-Baros değişiklikleri geldi. Ne oldu da , 3 oyuncu kendini birden sahada buldu? Bu futbolcular madem hazırdı, sahada olmaları için Galatasaray'ın 3 gol yemesi mi gerekiyordu? Galatasaray'ın teknik direktörü bu olmamalı.
Galatasaray yönetimi gümbür gümbür gelen krize bir çözüm bulmak yerine federasyonu dövmeyi tercih ettiği için, Skibbe, tüm kötü oyunları Lincoln'süzlüğe bağlayıp, takımı - hem de rakiplerinin puan kaybettiği bir haftada - Kocaelispor maçına hazırlamadığı ve en önemli silahlarını yedekte beklettiği için, futbolcular da rakip takımı küçümseyip, maça asılmadığı için, bu maçta harakiri yapmıştır. Bir kez daha ortaya çıktı ki, maç oynanmadan kazanılmıyor..
Galatasaray bu akşam yenilmek için elinden geleni yapmış olsa da, lig sonuna demir atmış Kocaelispor'un olağanüstü mücadelesini ve bunun sonucunda haklı galibiyetini kutlamak gerekiyor. Eğer 86.dakikadaki penaltı gol olsaydı, gerçekten Kocaelispor'a yazık olacaktı ve kusurlar yine hasır altı edilecekti.
Futboldan biraz olsun anlayan herkes bilir ki, ne zaman kulüp yöneticileri hakemlere ve federasyona karşı cephe alır, bildiriler ve yürüyüşler örgütlerse o takımdan bir süre hayır gelmez. Galatasaray yöneticileri, gereksiz bir şekilde ortamı geren açıklamalarla, kötü oynayan futbolcuların ve kötü oynatan Skibbe'nin ekmeğine yağ sürdü. Öyle bir görüntü verdiler ki, sanırsınız Galatasaray'ın başına ne geliyorsa hakemlerden geliyor, bunda takımın ciddiyetsiz/disiplinsiz hareketlerinin hiçbir etkisi yok. Bu şekilde bu senenin en büyük hatasına yol açtılar, belki bu hareketleri şampiyonluğa mal olacak, kimse bunun sebebini Lincoln'ü atan , aynı maçta Kayserispor'un iki penaltısını da vermeyen Selçuk Dereli'ye bağlamasın. Sorun Galatasaray'ın içinde, umarım bunu anlamaları geç olmaz da UEFA'da yollarına devam edebilirler. Aksi halde Galatasaray yönetiminden 'Galatasaray Avrupa'dır' açıklaması bekliyoruz.