- Kategori
- Futbol
Aslanlar da ağlar

Ağla Aslanım Ağla
Skibbe bizleri şaşırtan bir kadro ile sahaya çıkardı takımını. Bordeaux maçındaki gibi yine üçlü defansı tercih etmiş, bu defa Emre Aşık yerine Emre Güngör'ü tercih etmiş, orta sahada da Ayhan'ın yerine Mehmet Güven'i takıma almış. 3-4-1-2 taktiği ile çıkan takımda gol arayacak forvetler Nonda-Ümit Karan ikilisi olmuş. Böyle maçlar ilk etapta kolay görünür, ancak sonrasında oynanacak olan UEFA maçının baskısı her zaman futbolcularda hissediliyor.
Maçın başlarında beklendiği gibi Galatasaray o alışık olunan baskıcı ve mücadeleci oyunu yansıttığında "kolay maç olacak" izlenimi edinen bizler dakikalar ilerledikçe şaşıracağımızı bilemezdik. Ancak maçtan önce yazdığım yazıda belirttiğim gibi bu tip maçlardan hep korkarım. Zaten korktuğumuz da başımıza geldi...
Mehmet Topal'ın güzel golünün ardından rahatlayacağını ve daha iyi top çevireceğini düşündüğümüz Galatasaray nedense gereksiz bir panik havasına büründü. O andan itibaren sahada tanımayacak bir Galatasaray vardı...
Bana da maç sonrası güzelleme-çirkinleme; fişfişleme-kışkışlama yapma fırsatı vermiş oldular...
Şimdi neresinden tutup, neresini yazmalı bilmiyorum ki. Golü atmışsın, 1-0 öndesin, ayağa top yaparak, geniş alanı kullanarak oyunu yönlendirmen ve organize ataklar geliştirmen gerekiyor; sen ne yapıyorsun, dan-dun, şişir-söndür, salla-çalkala; öne eğil-arkayı sağlama almayı unut...
Bu üçlü defans uygulaması Bordeaux maçında tuttu diye bu maça da aynı şekilde çıkmak istikrar adına bir tercih olabilir, ancak ilerde iki forvet ve arkalarında Lincoln gibi 3 tane mücadele etmeyen adamı sahaya koyarsan; o adamlar da ayaklarına gelen fırsatları önce kaval kemiklerinde yumuşatıp ardından ellerinin tersiyle iterek; "eller gider Mersin'e ben giderim tersine" türküsü eşliğinde dağlara-taşlara imzasını atmaya çabalarsa böyle apışıp kalırsın... Ümit Karan hala o kırmızı kartın etkisinde, ruh gibi gezindi. Nonda desen pat-pat motor misali ara sıra çalışıyor...
Geçen maçta da söyledim, üçlü defans uygulamasında kanadı kırık kuş gibi kalıyor bu takım, göç mevsimi de gelmişken kanatsız kuyruksuz ne yapacaklar acaba? Güvendiğimiz dağlardan Sabri sıradağlarına bol miktarda kar yağmış, Kewell paşa hazretleri elini sıcak sulardan henüz çıkaramamış, Mehmet Topal ortada sıçan oyunu oynamak zorunda kalarak onun-bunun açığı ile cebelleşmekte...
De Sanctis golleri engelleyebilir miydi bilmiyorum ama forvetler bu kadar cömert olmamalıydı. Hele ki sen kritik bir penaltıyı yumuşak bir vuruşla kalecinin kucağına teslim ediyorsan sana da Selçuk Dereli'nin ahı tutmuştur derim Baroş. Lincoln ara sıra parladı, gol attı, ataklarda çabaladı ama şu durduk yerde düşme huyundan hala vazgeçemedi. Merak ediyorum acaba Ali Sami Yen'in çimlerine mahsül filan mı ekiyor?
Mehmet Güven hala bu takımın oyuncusu olamamış, Emre Güngör sırıtıyor, Meira turistik gezilerine bir yenisini daha ekliyor ben ise ekran başında bıyıklarımı yiyorum, yoluyorum, epi topu on-onbeş adet olan bıyık teli sayısında belirgin bir düşüş gözleniyor ve 'Seyrek Bıyık Hastalığı'na yakalanıyorum...
Kaybettiğim bıyıklarımın hesabını kim verecek bilmiyorum. Ama kendi adıma önce Selçuk Dereli'den özür diliyorum, sonra da Kocaelisporlu taraftarlardan. Selçuk Dereli o maçı katletmemiş olsaydı da bir şey değişmeyecekmiş, al işte "gül gibi hakem", bütün kararlar objektif, adaletli. Ne değişti? Hiçbir şey. Kocaelispor taraftarlarından özür dileme sebebim ise şimdiye dek hiç Kocaeli'den bahsetmemiş olduğum için...
Hep Galatasaray kaybetmiş gibi konuşuyoruz, ama aslında Kocaeli kazandı değil mi? Akıllı oynadılar, ellerine geçen fırsatları iyi kullandılar, kontratak futbolu ne demekmiş gösterdiler, milyon dolarlık gol ayaklarına ilk fırsatta gol nasıl atılırmış uygulamalı eğitim verdiler. 3 puan analarının ak sütü gibi helal, Ali Sami Yen'de Galatasarayı yen, hem de 5 gol at, bravo, tebrikler, helal olsun...
Takım içinde ne var, ne yok bilmiyoruz. Ancak takımın gidişatı hoş değil, bu görülüyor. Bordeaux maçına dek moraller düzeltilebilmeli, sakatlar iyileşmeli, ayağının ayarı bozulanlar gerekli bakıma sokulmalı. Kafa ayarlarında meydaha gelen bozukluklar için alıcılarınızın ayarı ile oynamayınız, zira o ayar daha evvel Kalli tarafından hercümerç edilmişti. Tamam susuyorum. Benden bu kadar. Eyvallah
Bu blog Canlı Maç Anlatımı sayfamızda da yayınlanmaktadır