- Kategori
- Futbol
Fenerbahçe Tat Vermiyor(!)
Fenerbahçe’nin 4-0’lık galibiyeti camiada büyük bir sevince neden oldu. Yalnız, bence, bu galibiyet, Fenerbahçe taraftarını ve Fenerbahçe’ye gönül verenleri aldatmamalı.
Hemen kestirmeden söylemek de fayda var: Fenerbahçe Futbol Takımı, göze hoş gelen oyunu bir türlü oynayamıyor. Takım içinde hatlar arasında büyük boşluklar gözlenmekte.
Yine bana göre, Fenerbahçe’nin orta saha kurgusu da rakip takımı ve oyuncuları baskı altına alıp kendi oyununu kabul ettirebilecek yapıdan yoksun. Fenerbahçe orta sahasına baktığımızda, gerçekten de eskiyle mukayese edildiğinde, fersah fersah farklılıklar olduğu gözlenmekte.
Josef De Souza ve Ozan’dan kurulan/kurulacak/kurulmuş bir orta saha düzeninden, Fenerbahçe taraftarının büyük bir futbol şöleni beklemesi hayalcilikten başka bir şey olamaz. Aslına bakarsanız, ne Mehmet Topal ne Ozan ne de De Souza, benim kanaatime göre Fenerbahçe orta sahasının gereksinimlerini karşılayabilecek nitelikte oyuncular.
Evet... Mehmet Topal, çok fazla koşan, sahada arkadaşlarının gediklerini kapatmaya çabalayan bir oyuncu olabilir. Yalnız, bu meziyet, günümüz modern futbol anlayışında büyük bir takım orta sahasında oynamak için yeterli midir? Aynı şeyler De Souza için de geçerli Ozan için de geçerli.
Öte yandan Fenerbahçe takımının sağ kanadına baktığımızda, günümüzün çağdaş futbol anlayışını yansıtacak bir oyuncunun hemen göze battığını görebiliyorsunuz: Maurıcıo ISLA.
Isla, gerçekten de Fenerbahçe’nin Gökhan Gönül gittikten sonra arayıp bulduğu en optimal kanat oyuncusu. Gerçekten de Isla, Fenerbahçe’nin ataklarında sağ taraftan yaptığı bindirmelerle forvet ve yine sağ açık oyuncularına pozisyon üretmede fevkalade başarılı bir performans sergiliyor.
Defans bölgesine baktığımızda, ben, Luis Neto’nun iyi bir oyuncu olduğunu kanaatindeyim. Bu son Alanya karşılaşmasında geriden oyunu yönlendirme çabası, topu dikine oynama gayreti, aslına bakarsanız benim görmek istediğim bir futbolcu davranışıdır.
Neto için ne kadar olumlu şeyler ifade etsem de, diğer defans oyuncuları için aynı şeyleri söylemem mümkün değil.
Özellikle, Neustadter ve Skrtel, Fenerbahçe’nin ihtiyaç duyduğu hırçın oyuncu profiline uygun değil. Fenerbahçe’nin geçmişte kadrosunda tuttuğu oyunculara baktığımda, bu iki oyuncunun Fenerbahçe’nin olumlu futbol oynama isteğinde pozitif katkı sağlayacağına inanmıyorum.
Fenerbahçe’de sıkıntı oyun planlarının değişen koşullara göre adapte olamaması. Bir bakıyorsunuz takım çok fazla pas yapıyor; fakat sonunda pozisyon doğuracak etkinlik oluşturulamıyor. Yorumculara göre, Fenerbahçe, set oyununu iyi oynayabilecek bir kadroya sahip. Ama, karşılaşma içinde bakıyorsunuz, daha çok birkaç oyuncunun inisiyatif almasına dayalı bir gol girişimleri izliyoruz.
Yine, yazının sonlarına gelirken söylememde fayda var: Fenerbahçe’nin oynadığı oyun zevk vermiyor. Fenerbahçe’ye gönül vermiş kitleler, takımlarından daha hızlı, orta sahayı daha üretken bir biçimde geçen, rakip takımı zor durumlara düşürecek bir futbol anlayışı beklemekte.
Kısacası, tribünleri dolduran seyirci kitlesi, Fenerbahçe’den gözleri okşayacak, temaşası bol, maça geldiğine pişman olmayacak bir oyun anlayışı beklemekte. Tabii bunları söylüyoruz, ama acaba hâlihazırdaki kadro, bu bahsettiğimiz oyunu oynayabilecek yapıya haiz mi? Bence, sorun oradan çıkmakta. Fenerbahçe’nin sağ tarafı için olumlu şeyler söyleyebilirken, sol tarafı için benzer şeyleri söylemek mümkün değil. Ne bir Hasan Ali ne de İsmail, sağ tarafta Isla’nın verdiği katkıyı verebilmekte.
Tabii burada Valbuena’yı ayrı tutmak gerekir. Her ne kadar sahanın dizilişinde sol tarafında oynuyormuş gibi gözükse de, Valbuena’ya ayrıca değinmekte fayda var. Bence, Fenerbahçe’nin Alex De Souza’dan sonra sahada “liderliği” alabilecek en nitelikli oyuncusu Valbuena’dır. Maçı dikkatli gözle seyrederseniz, Valbuena’nın maçta üretkenlik adına ne kadar fazla çabaladığını da görürsünüz. Ama, aynı şeyleri Giuliano’dan göremiyoruz. Yine, aynı minvalde sahada üretken futbol anlayışı bakımından Nabil Dirar da “hayalkırıklığı”dır.
Tabii ki daha erken denilebilir, bu takımın daha fazla zamana ihtiyacı var da denilebilir. Ama, Fenerbahçe takımının adının verdiği büyüklüğe dayanarak, daha atak ve üretken bir futbol yaklaşımını sahaya koyması, seyreden, taraflı tarafsız herkesin de takdirini oynadığı oyunla kazanması gerekir.
Bekleyip göreceğiz...