- Kategori
- Eğitim
Feride; Yaramaz mı, Hiperatktif mi?
Feride, Nizamettin adında bir süvari binbaşısının kızıdır. Nizamettin, vahşi karaktere sahip bir askerdir. Feride’nin annesi ile evlendiği yıl, birlikte Diyarbakır’a giderler. Gidiş, o gidiştir. Diyarbakır’dan Musul’a, Musul’dan Hınıkın’a, oradan Bağdat’a, Kerbela’ya geçerler. Bir yerde üst üste bir sene kalamazlar. Bir daha uzun yıllar ve birlikte İstanbul’a geri dönemezler.
Feride, annesinin hastalığı nedeniyle, aylarca hizmetçi odalarında kalır. Sıcak geçen yaz ayında da çok sefil olur. Fatma adlı bakıcıyı bulmalarından sonra, Feride çok mutlu olur. Çünkü Fatma onunla çok ilgilenir, oyunlar oynar ve onu ölen çocuğunun yerine koyar. Fakat Feride’nin mutluluğu uzun sürmez. Çünkü Fatma’ya hayırlı bir kısmet çıkar ve Fatma evlenir. Böylece Fatma’nın bakıcılık görevi sona erer. Feride bu duruma çok üzülür. Bağırmaktan sesi kısılır. Günlerce açlık grevi yapar.
Dadı Fatma’nın yerini, emir eri Hüseyin alır. Delişmen bir adam olan Hüseyin Feride’yi çok sever. Onunla sabahtan akşama kadar, kazalı ve heyecanlı çok çeşitli oyunlar oynar. Feride, oyunlarda canı yansa bile çok mutlu olur. Arada bir canı yanıp kızsa da, kızgınlığı çok kısa sürer.
Feride’nin annesinin hastalığı artınca İstanbul’a doğru yola çıkarlar. Feride altı yaşındadır. Yolculuk sırasında misafir kaldıkları bir evde annesi ölür. Annesini yaban ellerde toprağa verdikten sonra, babası geri döner. Hüseyin, Feride’yi İstanbul’a getirir. Yolculuk sırasında Feride çok mutlu olur. Feride’nin İstanbul’daki yaşamı da çok hareketli geçer. Hüseyin kısa bir süre sonra İstanbul’dan ayrılır. Feride bu duruma çok üzülürse de kısa bir süre sonra kendini toplar.
Akraba çocukları ile oynarken onları incitir. Büyükanneyi çok yorar. Yaramazlık olarak nitelendirilen her türlü hareketi yapar. Ağaçlara çıkar, dama tırmanır, hayvanları kamçılar, denize leğeni sürükler, kendini akıntıya bırakır. Buna benzer daha ne yaramazlıklar yapar.
Öksüze el sürmek günah sayıldığı için, dayak atılmaz fakat çekilmez olduğu zamanlar odaya kilitlenir. Akrabası Kamran’dan çekinir fakat ona da yapmadığını bırakmaz.
Feride, dokuz yaşında büyükannesini kaybedince babası, onu teyzelerine sığıntı gibi görülmemesi için, bırakmak istemez ve Sör Mektebine yatılı öğrenci olarak verir. Okula daha kayıt için gittikleri gün masanın üzerinde duran vazoyu yere düşürerek kırar. Buna benzer daha neler yapar. Sör Mektebinde de yapmadığını bırakmaz.
Hocalarının zayıf yanlarını bulur ve onlarla eğlenir. Oniki yaşında babasının öldüğü kendisine duyurulduğunda, bir gece ateşlenir ve üzüntü duyar. Ertesi gün hiçbir şey yokmuş gibi yaramazlıklarına devam eder.
Sör Mektebinde arkadaşlarını sürekli rahatsız ettiği için, tek kişilik bir sıraya oturtulur. Böylece arkadaşlarından ayrılır. Fakat yine boş durmaz. O bu durumu bile değerlendirir. Bir gün dışarıda bir ağacın dallarında sallanırken, bir hocası, “Çalıkuşu” adını verir ve o günden sonra çalıkuşu olarak anılmaya başlar.
Onbeş yaşında Karman ile nişanlanır. Fakat yaramazlıklarını sürdürmeye devam eder. Kamran’a yüz vermez ve onu sürekli incitir. Ondokuz yaşında okulunu bitirir. Düğüne üç gün kala, Kamran’ın başka bir kadınla aşk ilişkisi yaşadığını öğrenince, yalıdan kaçar ve muallim olarak atanmak için Maarif Nezaretine başvurur.
Feride’nin dört yaşından beri hatırladığı ve 19 yaşında Sör Mektebinden mezun olup evlenmesine üç gün kalana kadar yaptığı davranışlar, tipik bir yaramaz çocuğun yaptığı davranışlar veya “yaramazlık” olarak nitelenen davranışlardır. Dolaysıyla, bu davranışları gösteren kişilere “yaramaz” denir. Yine konuşma dilinde, “yaramaz” karşılığı olarak kullanılan “hiperaktif” sözcüğü vardır.
“Yaramaz”; söz dinlemeyen, uslu durmayan, yasaklanan şeyleri yapmakta ayak direyen, haşarı (çocuk), uslu karşıtı, demektir. Hiper (Yn); çok aşırı, yüksek; aktif (Fr), etkin, canlı, hareketli, çalışkan; hyperactive ise, İngilizce bir sözcük olup, “aşırı etkinlik” anlamına gelir (TDK, 1983, TDK, 2010).
Feride’nin, bebekliğinden 19 yaşına, (erişkinliğe) kadar olan davranışları; (6) yaşına kadar gösterdiği davranışlar, (6-9) yaşları arasında gösterdiği davranışlar ve (9-19) yaşları arasında gösterdiği davranışlar olarak üç dönem olarak gruplandırılabilir.
Feride’nin, (6) yaşına kadar gösterdiği davranışlar:
-Sokakta kara bodur bir köpek kendini koşturur.
-Bir gün sepetten gizlice üzüm çalar ve bu arada elini arı sokar. (Bu iki davranış, Feride’nin hatırlayabildiği ilk yaramazlık örneği davranışlardır, ve o sıralarda 3-4 yaşlarındadır.)
-Suudi Arabistan’da iken Hüseyin’in göğsüne, ata biner gibi oturur ve zıplar.
-Oturup zıplarken, Hüseyin’in uzun bıyıklarını, dizgin gibi yakalayıp, çeker ve bağırır.
-Altı yaşında İstanbul’a geldiklerinde, yalının önünde, içinde kırmızı balıkların bulunduğu havuza elbisesi ve potinleri ile girer ve suyun içinde yürüyüverir.
-Havuza girdiği için teyzeleri tarafından azarlanınca, tekrar havuza girmeye cesaret edemez ama başını suyu sarkıtır.
-Genellikle çocukların korktuğu, karanlık ve yalnızlıktan korkmaz. Dolaysıyla, karanlık ve yalnız iken de hareket eder.
-Kapı sürgülü olduğu için, bahçe kapısının yanındaki pencereden atlar ve Hüseyin’in yanına gider.
-Hüseyin’den ayrıldıktan sonra da yaramazlıktan kudurur.
-Arkadaşlık yapsınlar, diye yanına getirilen akraba çocuklarına sarılarak, onları sıkar ve canlarını yakar.
-Haftalarca Hüseyin’in gönderdiği hurmaların, çekirdekleri ile eğlenir, katır boncukları ile ipliğe dizerek kolye yapar.
-Çekirdekleri, bahçenin ötesine berisine eker.
-Aylarca kova ile su taşıyarak, ektiği çekirdekleri sular.
Feride’nin, (6-9) yaşları arasından sonra gösterdiği davranışlar:
-Zavallı büyükanne, hareketliliğinden dolayı Feride ile baş edemez. Baş etmesi de mümkün değildir.
-Feride sabah karanlığında uyanır ve gece, yorgunluktan baygın düşene kadar gürültü ve yaramazlık eder. Sesi kesildiğinde, yalıyı bir telaş alır. Çünkü Feride ya bir kaza yapmıştır ya da muzır işlerle meşguldür. Bunlar:
-Bir yerini keser fakat ağlamaz. Kanı, kendi başına dindirmeğe çalışır.
-Testere ile sandalyenin ayaklarını keser.
-Minder örtülerini boyar.
-Bez ve tahta parçaları ile kuşlara yuva yapmak için ağaçların tepesine çıkar.
-Taş atıp aşçıyı korkutmak için damın tepesine tırmanır.
-Yalının önünde bekleyen doktorun arabasına atlayarak, hayvanları kamçılar.
-Kocaman bir çamaşır leğenini denize indirerek, kendini akıntıya salıverir.
-Parmaklarından yara eksik olmaz. Parmakları sürekli bez parçaları ile sarılıdır.
-Akranları ile bir türlü geçinemez, hep kavga eder, canlarını acıtır.
-Sevdiği insanın üzerine canavar yavrusu gibi atlar.
-Kulaklarını ısırır, yüzünü tırmalar, tartaklaya tartaklaya şaşkına çevirir.
-Kendisinden yaşça büyük olan Kamran’dan çekinmesine rağmen, onunla kavga eder. Kavga etmeden önce de, “kulaklarından yapışsam” diye hayal eder.
-Sepet içinde taşıdığı taşı, Kamran’ın ayağının üzerine bırakır ve onu çığlık çığlığa bağırtır.
-Kamran’ın tepkisi karşısında, maymun çevikliği ile bahçedeki çınara tırmanır.
-Bahçıvan onu ağaçtan indirmek için ağacın yukarılarına doğru tırmandıkça, o daha da yukarılara tırmanır. (Bahçıvan durumun devam etmesi halinde, Feride’nin daha da yukarılara çıkacağını ve bir kaza meydana geleceğini düşünerek, yukarı doğru çıkmaktan vazgeçer ve aşağı iner.)
-Feride o gece, ortalık kararıncaya kadar ağacın dalında bir kuş gibi tüner.
-Büyükanneyi çok yorar. Büyükanne bazı sabahlar, daha yorgunluktan dinlenemeden, onun gürültüsü ile uyanır.
Feride’nin, (9-19) yaşları arasında gösterdiği davranışlar:
-Sör Mektebine kayıt sırasında, babası Sör Süperiyör ile konuşurken, o ortalıkta dolaşmağa başlar ve öteyi beriyi karıştırır.
-Üzerindeki renkli resimlere parmakları ile dokunmak istediği vazoyu yere düşürerek kırar. (Baba bu duruma çok kızar ve kılıcını şakırdatır. Feride’nin okuldaki ilk yaramazlığı böyle başlar.)
-Mektepte bu vazoya benzemez, daha neler kırar.
-Sınıfta mütemadiyen gevezelik eder.
-Sınıfta oradan oraya dolaşır.
-Herkes gibi merdivenlerden inip çıkmaz. Ya ata biner gibi tırabzanın üzerine atlayarak, kendini yukarıdan aşağıya bırakıverir ya da ayaklarını birbirine yapıştırarak, zıplaya zıplaya basamaklardan atlar.
-Fırsat buldukça bahçedeki kuru ağaca tırmanır ve tehditlere kulak asmadan, daldan dala atlar. (Bu durumu gören bir öğretmen, “Bu çocuk insan değil! Çalıkuşu!” diye bağırır ve o günden sonra Feride adı unutulur, Çalıkuşu söylenmeye başlar.)
-Çenesine, saçından keserek yaptığı, sakalı yapıştırır ve Papaz hocasını taklit ederek arkadaşlarını güldürür.
-Duvardan atlayarak, gizlice köpeklere yemek götürür.
-Çok temiz ve titiz olduğuna inandığı bir hocasının, yanından geçerken, kalemi yazmıyormuş gibi davranarak, kalemi sallayıp, zavallının bembeyaz gömleğine mürekkep sıçratır.
-Böcekten korkan bir hocasını, at sineğinin üzerine yapıştırdığı akrep resmi ile korkutur.
Bu zamanlar Feride, artık 12 yaşındadır ve ar haya duyguları gelişmeye başlamıştır. Yaptıklarından kendisi de üzülmeye başlar. Buna rağmen o eylemlerine devam eder. Sörler, Feride’nin yaramazlıklarından bıktıkları için onu arkadaşlarından ayırıp, yanında kocaman bir ahşap direk bulunan tek kişilik bir sıraya oturturlar. Bu durumda bile Feride yapacak bir şeyler bulur.
-Direğin ötesine, berisine çakı ile yaracıklar açar.
-Sırasından, pencereden dışarı balkonu, elini çenesinin altına dayayarak seyreder. (Yani, bir hareket gösteremez ama yine dersle ilgilenmez. Hocaları ise, ruhani bir şekil aldığını sanarak, mutlu olurlar. Feride ise, hocalarını atlattığı ve intikam aldığı için zevk duyar.)
-Yazı yazarken kalemini ısırır. Dudaklarından mor mürekkep lekesi eksik olmaz.
-Yaz tatillerinde, göçmen çocuklarını yalının bahçesine toplar ve onların başına geçerek, akşama kadar adeta kudurur.
-Dağlara, kırlara gidip, arkadaşları ile saatlerce serserilik eder.
-Bahçenin çitlerinin üzerinden atlar ve bahçeden yemiş çalar.
-Yaralı elleri ve yırtık eteğiyle akşam eve gelir.
-Koşarken birçok kez, ayağı kaymış gibi yapar ve Kamran’ın üzerine düşer.
-Kamran’ın kitaplarını yırtar.
-Sudan bahanelerle kavga çıkarmağa çalışır.
-Kamran’ın, kedi gibi boynuna atlamak, onu tozun toprağın içinde yuvarlamak, saçlarını çekmek, yeşil gözlerini parmakları ile tehdit etmek ister. (Bu arada 13-14 yaşlarındadır.)
-Onbeş yaşında bile, dilini çıkarıp, gözlerini şaşılatarak, kendisi ile eğelenir.
-Onbeş gün süren Paskalya Yortusu talilinde, onbeş gün ağaçlara çıkarak, serçeler gibi kiraz yer.
-Kiraz yerken, kimsenin çıkmaya cesaret edemeyeceği en yüksek tepelere çıkar.
-Kirazları ağacın tepesinde yer ve çekirdekleri uzaklara fırlatır.
-Ağacın tepesinden attığı kiraz çekirdekleri, oradan geçmekte olan bir köylünün burnunun ucuna değer.
-Burnunun ucuna, kirazla vurduğu köylüden özür dilerken bile kendini tutamaz, güler ve gevezeliğe devam eder.
-Sincap gibi ağaçlara tırmanıp, daldan dala atlar.
-Çocuklarla boğuşur.
-Kendi kendine ip atlar ve yere yatar.
-Gezilerde en önde gider.
-Akşam etüt saatlerinde uyuklayan ihtiyar Sör’e, önceden hazırlayıp cebine koyduğu kağıtları atar.
-Finoyu havuzda yıkar ve hayvanlarla çok iyi anlaşır.
-Kumların üzerinde yatar ve denize taş sektirir.
-Kahkahalarıyla, kayaları çın çın öttürür.
-Bayırın kenarlarından taş atar.
-Müjgan’ın üzerine atlar ve onu tartaklar.
-Davette bile çocuklarla oynar, onları peşine takar, çıplak bit ata binerken küçük bir kaza geçirir.
-Delikten fırlar, basamakları ikişer üçer atlar, şarkı söyleyerek bahçeye doğru çıkar.
-Kızdığı zamanlar denize hiddetle taş atar.
-Kendini, bayırın en dik yerinden kumsala kapıp koyuverir.
-Keçilerin bile zor çıkacağı yollardan çıkar.
-Kolon salıncağında çok hızlı, deli gibi sallanır.
-Mutfaktan yiyecek aşırır.
-Gündüz yapamadığı davranışları gece yapar.
-Parmağına dar gelen yüzüğünü, dişleri ile çıkarmaya çalışır.
-Çocukları peşine takarak, köşkün altını üstüne getirir.
-Kızartılan tatlıları çalarak çocuklara dağıtır ve aşçının dayağından kaçarak zor kurtulur.
-Düğüne üç gün kala, köşkün bahçesinde çocuklarla ip atlar.
Ayrıca, yetim olduğu için dayat atılmadığı ama çekilmez hale geldiği zaman odaya kilitlendiği; parmaklarından yara eksik olmadığı; kendisinden büyükleri bile yıldırdığı; büyükanneyi çok yorduğu ve bazı sabahlar gürültü ile uyandırdığı; evdeki haşarılığını Sör Mektebinde de devam ettirdiği; müzik öğretmeninin Meryem Ana konusundaki zayıflığı ile eğlendiği; cebinde çakı taşıdığı; sudan bahanelerle Kamran ile kavga çıkarmağa çalıştığı; Kamran’ın, kedi gibi boynuna atlamak, onu tozun toprağın içinde yuvarlamak, saçlarını çekmek, yeşil gözlerini parmakları ile tehdit etmek istediği; büyüdüğü için Kamran’a daha fazla sataşamadığı zamanlar bahçenin tenha köşelerine kaçtığı; Kamran ile bir kerecik saç saça, bay başa dövüşerek hıncını çıkarmak için evlenmeyi bile düşündüğü; bir gezide ayağı burkulduğu; Karman hikayesinden sonra bir süre, atlamaya, sıçramaya, yaramazlık etmeye ara verse de, arada bir şeytana uyarak eski haline döndüğü; hayvanlarla çok iyi anlaştığı; balıkçılarla sırf lakırdı olsun diye konuştuğu ve saçma sapan sorular sorduğu; korkmayı ayıp bulduğu; yorulmak nedir bilmediği, kısa bir uykudan sonra tekrar eski haline döndüğü; başkalarının yanında bile şarkı söyleyerek gezdiği; herkes ile barışık olup, herkesle sohbet ettiği; nişanlandıktan sonra da salıncakta çok hızlı sallandığı, aynı şeyleri yapmaya devam ettiği; nişandan bir süre sonra, davranışlarında kısıtlama başladığı ama bu kez, gündüz yapamadığı davranışları gece yaptığı, görülür.
Feride; yaramaz mı, yoksa hiperaktif mi?
Feride’nin buraya kadar gösterdiği davranışlar incelendiğinde, sözlükteki tanıma uygun olarak onun, “yaramazlık” diye nitelendirilen davranışları gösteren dolaysıyla “yaramaz” bir çocuk olduğu kolayca söylenebilir. Böyle olmasına rağmen, “yaramazlık” hem Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) adlı psikiyatrik rahatsızlığın bir göstergesi, hem de bu rahatsızlığa sahip olmayan kişilerin, yani “yaramaz”ların gösterdikleri bir davranış biçimi olarak görülmektedir.
Bunun için “yaramazlık” ile “hiperaktivite” arasındaki farklara bakmak gereklidir.
Hiperaktif ile Yaramaz Farkı:
Hyperactive; İngilizce bir sözcük olup, “aşırı etkinlik” ; hiper (Yn); çok aşırı, yüksek; aktif (Fr), etkin, canlı, hareketli, çalışkan; yaramaz ise; söz dinlemeyen, uslu durmayan, yasaklanan şeyleri yapmakta ayak direyen, haşarı (çocuk), uslu karşıtı, demektir (TDK, 1983; TDK, 2010).
Hiperaktifler;
. Çok huzursuz,
. Kıpır kıpır,
. İstekleri yapılmadığında, kendini yerden yere atma,
. Bu tip davranışlarından dolayı, ailelerinin birlikte alışverişe gidememesi,
. Babanın çok rahatsız olup, tatil günleri de evden uzaklaşması,
. Evde kimse yoksa evi, alt üst etme,
. Çocukla uğraştığı için annenin çok yıpranması,
. Çocuğa dayak atma,
. Okulöncesi eğitim kurumlarına, gösterdiği bu davranışlardan ötürü, öğretmenler ve veliler tarafından kabul edilmeme,
. Oyundan oyuna atladığı için diğer çocuklarla oynayamama, onlar tarafından sevilmeme,
. Bu durumların aileyi olumsuz etkilemesi, davranışlarını sürekli gösterirler (Ercan ve Aydın, 2000).
Bu davranışları, “yaramaz” diye nitelenen çocuklar da gösterirler. “Yaramaz”, ya da yaramaz diye nitelenen çocukların, bu ve buna benzer davranışları, kendileri veya başkaları tarafından yer yer kontrol altına alınabilirken, DEHB olan çocukların davranışları “kontrol” altına alınamamaktadır. Ayrıca, DEHB çocukların, bu davranışları, “sürekli” göstermeleri yanında, gösterdikleri bu davranışların “yıkıcı” olma gibi bir özelliği vardır. Diğer bir deyimle, “yaramaz” veya yaramaz diye nitelenen çocukların gösterdiği davranışlar;
1) Süreklilik gösteriyorsa,
2) Yıkıcı oluyorsa,
3) Kontrol altına alınamıyorsa, bu çocuklar DEHB taşıyorlar, demektir (Ercan ve Aydın, 2000).
Feride’nin, “istekleri yerine getirilmediğinde kendini yerden yere atma” davranışının dışındaki tüm davranışları, “süreklilik” göstermiş ve bu davranışlar “yıkıcı” olup, “kontrol” altına alınamamıştır. Dolaysıyla, Feride, DEHB hastasıdır, denilebilir.
Çünkü Feride, vahşi karaktere sahip, sert bir komutanın (binbaşının) kızıdır. Annesi hastalığı nedeniyle, kendisiyle sürekli ilgilenememiş, belki de çok az ilgilenebilmiştir. Memuriyet görevi nedeniyle sürekli yer değiştirmişlerdir. Yaz çok sıcak geçince, çevre içinde çevre değiştirmişlerdir. Aylarca hizmetçi elinde, odalarında kalmıştır. Onu çocuğu yerine koyan bakıcı Fatma ile onu sürekli eğlendiren ve içten seven Hüseyin’den ayrılması, bir çocuk için kolay katlanılabilecek durumlar değildir.
Sert bir babanın davranışları, annenin yeterli sevgiyi gösterememesi, sürekli yer değiştirmeler, bölgenin ve iklimin insanın beden ve ruh sağlığı üzerindeki etkisi, çok sevdiği iki kişinin bir süre sonra kendisini terk etmesi durumu ile içinde bulunulan yaş dönemi (4-6 yaş, yaramazlığın en fazla olduğu dönem) karşısında, bir çocuğun, içine kapanması ya da çevresini rahatsız edecek davranışlarda bulunması, diğer bir deyimle, “uyumsuz davranışlar” sergilemesi olağandır. Dolaysıyla bu davranışlara bakılarak, Feride’yi “yaramaz” olarak değerlendirmek mümkün olmasa gerek.
Ayrıca, altı yaş bittikten sonra, “yaramazlık döneminin” sona ermesi gerektiğinden, Feride’nin aşırı hareketliliğinde bir azalma görülmesi gerekir, düşüncesi, doğrudur. Oysa Feride’nin davranışlarında, arkadaşları tarafından fazla sevilmemesine, yer yer hocaları tarafından uyarılıp cezalandırılmasına ve nişanlanmasına rağmen, okuldaki ve çevredeki hareketlerinde herhangi bir değişme görülmemektedir. İşte bu değişmenin görülmemesi, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunun bir göstergesi olabilir. Çünkü DEHB olan çocukların davranışları, davranışın gerekçesi biyolojik/kalıtsal olduğundan, “süreklilik” gösterir. Diğer bir deyimle, istenmedik aşırı davranışlar, belki denetim altına alınabilir ama gösterilmeye devam eder.
Feride’nin, istenmeyen, aşırı davranışları yer yer kontrol altına almaya çalıştığını, yani isteklerini hemen gerçekleştirmediğini, fakat gece veya görülmeyen bir yerde gerçekleştirmeye çalıştığını görüyoruz.
Ayrıca Feride de, yaptığı davranışları; aslında yapmak istemediğini, elinde olmayarak yaptığını belirterek şöyle demektedir: “O günler, en karışık heyecanlarla sarsıldığım, okşanmak ve anlaşılmak ihtiyacı ile en için için eridiğim bir tarihti, ”
der. Bu sözleri ile Feride, şimdiye kadar yaptıklarının, adeta nedenini açıklar.
DEHB Psikiyatrik hastalığı,
a) Aşırı hareketlilik,
b) Dikkat sorunları ve
c) İstekleri erteleyememe (dürtüsellik) belirtileri ile ortaya çıkan psikiyatrik bir hastalıktır.
Dikkat Eksikliği, Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) tanısının konulabilmesi için;
.Belirtilerin yedi yaşından önceden beri bulunması,
.Normal bir kişide olandan çok daha şiddetli düzeyde görülmesi gereklidir.
Diğer bir deyimle; aşırı hareketlilik, dikkat dağınıklığı ve istekleri erteleyememe, belirtilerinin, kişinin günlük yaşamını etkileyecek boyutta olması gereklidir. Normal bir kişiden kasıt, bireyin kendi akranlarıdır.
Hareketli çocuklar; akranları ile karşılaştırıldığında;
a) Hareketlilik ve dikkat dağınıklığı çok fazla ise,
b) Bu durumu arkadaşlarıyla oyun oynamasına ve
c) Sağlıklı ilişkiler kurmasına engel oluyorsa, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğundan söz edilir.
Aileler DEHB olan çocuklarından;
_“Düz duvara tırmanır, ”
_ “Ele avuca sığmaz, ”
_ “Onu bir yerde zapt etmek imkansız, ”
_ “Misafirliğe gittiğimizde ev sahibi neredeyse, ‘Kalkın, gidin!’ diyecek, ”
diye söz ederler.
“Aşırı hareketlilik” sorunu hemen fark edilir de, “dikkat eksikliği” olan çocukların bu sorunu, ancak okula başladıktan sonra fark edilir. Dikkat eksikliği sorunu olan çocukların aileleri, bu çocukları için;
_“Sanki aklı hep başka yerlerde, ”
_ “Aşırı dalgın, ”
_ “Derste sanki başka yerde, ”
_ “Hayal dünyasına dalıp gidiyor, ”
_ “Kendisine bir şey söylendiğinde, sanki dinlemiyormuş, gibi görünüyor, ”
_ “Çok sakar, ”
_ “Onun kaybettiği okul eşyalarıyla üç çocuk okurdu, ”
_ “Çok unutkan, ”
_ “Beş dakikalık işi üç saatte yapıyor, ”
_ “Çok dağınık, ”
Diye söz ederler.
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunun Belirtileri:
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olan çocuklar üç ayrı grupta incelenir. Bunlar:
1) Hem dikkat, hem aşırı hareketlilik-dürtüsellik sorunları olanlar,
2) Sadece dikkat sorunu olanlar,
3) Sadece aşırı hareketlilik-dürtüsellik sorunları olanlar.
Aşırı hareketlilik: Çocuk kendi yaşıtları ile karşılaştırıldığında, belirgin düzeyde daha fazla hareketli olduğunda ve bu hareketlilik; oyun, anaokulu ve okul gibi günlük işlevlerde; çocuk, aile veya öğretmenler için sorun oluşturduğunda, bu durumlar, aşırı hareketlilik diye nitelendirilir.
Aşırı hareketliliğin belirtileri:
1) Çoğu zaman elleri, ayakları kıpır kıpırdır ya da oturduğu yerde kıpırdanıp durur.
2) Çoğu zaman sınıfta ya da oturmaları beklenen diğer durumlarda oturduğu yerden kalkar.
3) Çoğu zaman, uygunsuz olan durumlarda koşuşturup durur ya da tırmanır. (Ergenler ya da erişkinler, özel huzursuzluk duyguları ile sınırlı olabilir.)
4) Çoğu zaman, sakin bir biçimde, boş zamanları geçirme etkinliklerine katılma ya da oyun oynama zorluğu vardır.
5) Çoğu zaman hareket halindedir. Ya da bir motor tarafından sürülüyormuş gibi davranır.
6) Çoğu zaman çok konuşur.
Bu belirtilerin tümünü, Feride’nin dört yaşından ondokuz yaşına kadar görmek mümkündür.
Dikkat sorunları:
Dikkat sorunları, her DEHB olan kişide görülmez. Ama diğer iki belirti, yani “aşırı hareketlilik-dürtüsellik” sorunları her DEHB olan kişide görülür.
Dürtüsellik (İstekleri Erteleyememe): Acelecilik, istekleri erteleyememe, sorulan sorulara çabucak karşılık verme, başkalarının sözlerini kesme ve sırasını beklemekte güçlük çekme, gibi özellikler, dürtüsellik sorunlarının bulunduğunu gösterir.
Dürtüsellik belirtileri:
1) Çoğu zaman, sorulan soruların, soru tamamlanmadan önce cevabını verirler.
2) Çoğu zaman, sırasını bekleme güçlüğü vardır.
3) Çoğu zaman, başkalarının sözünü keser ya da yaptıklarının arasına girer, başkalarının konuşmalarına ya da oyunlarına burnunu sokarlar.
Aşırı hareketlilik-dürtüsellik sorunları bölümünde yer alan (9) maddeden (6)’sı bir çocukta varsa, çocukta aşırı hareketlilik-dürtüsellik sorunları bulunabileceği düşünülmelidir.
DEHB tanısının konulmasında, göz önüne alınması gereken diğer bir husus da, “bu belirtilerin ne zamandan beri var olduğu ve ne kadar süre devam ettiği” konusudur.
Bir kişide DEHB var, diyebilmek için bu belirtilerin;
1) Yedi yaşından önce başlamış olması ve
2) En az altı ay süreyle devam ediyor, olması gereklidir.
Örneğin, çocuğun bir yakınının ölümünden sonra başlayan ve bir aydır devam eden “yerinde duramama, sinirlilik ve inatçılık” yakınmaları olan (9) yaşındaki bir çocukta DEHB değil “depresyon” veya “aşırı yas reaksiyonu” gibi başka bir psikiyatrik/psikolojik sorun düşünülmelidir.
DEHB tanısının konulması ile ilgili önemli diğer bir husus da, bu belirtilerin “nerelerde” görüldüğüdür. “Bir kişide, DEHB var” diyebilmek için, en az “iki” alanda bu belirtilerin bulunması gereklidir. Örneğin okulda öğretmen ve evde anne/baba tarafından bu belirtiler gözleniyorsa, çocukta DEHB bulunduğundan söz edilebilir.
Çocuğun sadece okulda veya evde sorunlu davrandığı durumlarda ise, sorunlu davranışın olduğu ortam incelenmelidir. Çünkü bu ortamlardaki sorunun, çocuğun sorunlu davranışlarına yol açtığı görülmektedir.
DEHB’nun nedenleri:
DEHB’nun olası nedenleri şunlardır:
1) Kalıtımsal özellikler (% 50-90),
2) Çevresel etkenler,
3) Hatalı ana baba tutumları,
4) Diğer etkenler (%10-20).
DEHB kendiliğinden düzelir mi?
Sonuç olarak DEHB olanların % 20’si kendi kendine düzelebilmektedir. DEHB basit, gelip geçici bir yaramazlık veya dikkat dağınıklığı olarak değerlendirilmemelidir.
DEHB’nun Tedavisi Var mıdır?
DEHB, doğru ve erken tanı konulduğunda, son derece hızlı ve kolay tedavi edilebilen bir bozukluktur. İlaç tedavisi, anne baba eğitimi, bireysel görüşme, aile tedavisi ve grup tedavisi, DEHB’nun tedavisinde sık olarak kullanılan yöntemlerdir. Tedavide hangi yöntemin veya yöntemlerin uygulanacağına, bireysel özelliklere göre karar verilir. Tedavi sonucunda;
a) Okul Başarısı/Öğrenmede Artış,
b) Davranış, Uyum ve Sosyal İlişkilerde Düzelme,
c) Duygusal Durum/Duygusal Olarak Kendilerini Daha İyi Hissetme, görülür.:
DEHB Olan Çocukların Okul Sorunlarına Yaklaşım:
DEHB olan çocukların 1/3’i liseyi bitirene kadar en az bir yıl sınıf tekrarı yapmakta, 1/5’i kadarı da geçici veya tamamen okuldan uzaklaştırılmaktadır. Diğer bir deyimle, DEHB olan çocuklar, okulda önemli sorunlar yaşamaktadır. Bunun için öncelikle yapılacak işler şunlardır:
1) DEHB konusunda, bilgi ve deneyim sahibi olan kreş ve okulöncesi eğitim kurumları seçilmelidir.
2) Doğru bir okul ve mesleğinde yeterli/deneyimli bir öğretmen seçilmelidir.
3) Oturmuş ve disiplin kurulu iyi çalışan bir okul seçilmelidir.
4) Kalabalık sınıflar yerine, öğrencisi az olan sınıflar seçilmelidir.
5) DEHB olanlara, gerekli desteği sağlayabilecek rehberlik servisi olan okullar seçilmelidir.
6) Öğretmenler, DEHB konusunda bilgilendirilmeli ve şımarık/yaramaz çocuklarla, DEHB olan çocukları birbirinden ayırabilmelidirler.
DEHB olan çocuk ve gençler için ev ödevlerini yapmak ve evde ders çalışmak da bir sorun olabilmektedir. Bunun için DEHB olan çocukların ve gençlerin şu önerileri dikkate almaları gereklidir:
1) DEHB olanların dikkatleri kolayca dağıldığı için, ders çalışma ortamları iyi düzenlenmeli, dağınık olmamalı, iyi donatılmalı ve havalandırılmış olmalıdır.
2) Çalışma masası, üzerinde yemek yemek, oyun vb. işler için kullanılmamalı, sadece ders çalışmak için kullanılmalıdır.
3) Çalışma masasının üzerinde sadece gerekli eşyalar bulunmalı, diğerleri kaldırılmalıdır.
4) Ders çalışmaya başlamadan önce, gerekli olan tüm malzemeler getirilmiş olmalıdır.
5) Çalışma odası, radyo ve televizyondan uzak, sessiz olmalıdır.
6) Çalışma odasında dikkati dağıtabilecek poster, afiş, resim ve oyuncaklar bulunmamalıdır.
7) Çalışma planı/programı mutlaka yapılmalıdır.
8) Çalışma süresi 45 dakikalık bölümlere ayrılmalı ve arada 15 dakikalık dinlenmeler yapılmalıdır.
9) Hayale dalmamak için, mutlaka kalemle yazılarak çalışılmalı, gerekli notlar alınmalı ve özellikle renkli kalemlerle önemli yerler çizilmelidir.
10) Çalışma bittikten sonra, çalışma planı yapılanlar artı, yapılamayanlar eksi olarak değerlendirilmelidir.
11) Bir yardımcı ile çalışmak, özellikle başarısız derslerde verimi arttırabilir.
12) Dikkatin yoğun ve dağınık olduğu saatler belirlenmeli ve ona göre çalışılmalıdır.
13) Yaz kış demeden mutlaka spor yapılmalı, hatta ders çalışma aralarında bile kısa egsersizler yapılmalıdır.
14) Belli bir saatte uyumaya ve uyanmaya alışılmalıdır.
DEHB konusunda, henüz alternatif tedavi yöntemlerinin yararları, kesin olarak kanıtlanamamıştır.
Sonuç:
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu, tedavisi olan bir biyolojik/kalıtsal bir hastalıktır.
KAYNAKLAR:
1) Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu.
Uzm. Dr. Eyüp Sabri ERCAN, Prof. Dr. Cahide AYDIN, İstanbul, 2000.
2) Türkçe Sözlük. Türk Dil Kurumu, Ankara, 1983.
3) Güncel Türkçe Sözlük. http://www.tdk.gov.tr