​ Fikir ayrılıkları / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Nisan '10

 
Kategori
Güncel
 

Fikir ayrılıkları

Toplum olarak öyle bir noktadayız ki herkes fanatik, herkes kavgacı, herkes kendini tamamen haklı görmekte.

Aslında her görüşün haklı olduğu tarafları var. Ama keskin ve sivri taraflarımızı yontamıyoruz. Herkes sivri dilli ve karşısındakini tamamen mat etmek istiyor. Hiçbir haksızlığını kabul etmiyor. Her konuda ve her açıdan, aynı gündemde, herkes, aynı anda haklı olabilir mi?

Hiçkimse asla, "şu görüşünüze de katılıyorum" demiyor, diyemiyor.

Burada sanatçılara önemli rol düşüyor. Yatıştırıcı, sakinleştirici, herkesi kucaklayıcı, birleştirici, ayrılıkları ortadan kaldırıcı olmaları gerekirken onlar da maalesef fanatik. Aralarında bir kısım, yapıcı davranmaya çalışıyor ama yeterli olamıyor.

1982 darbesi suçlanırken o kadar çizgiden çıkılıyor ki neredeyse darbe öncesi dönemi ve o dönem siyasilerini farkında olmadan herşeyleri ile savunur pozisyona geliyorlar. 1980 öncesinin başarısız siyasileri, o dönemde yaptıkları hataları detaylı anlatarak, kitaplar yazarak, aynı hataları yeni siyasilerin yapmasını önlemeye çalışacaklarına, bunu bir kenara bırakın, sanki çok başarılı bir yönetim gösterirken, TSK nın durduk yerde kaos oluşturmak için, binlerce kendi insanını öldürdüğü ve 1980 öncesi yaşananlara sebep olduğu ve arkasından da darbeyi gerçekleştirdikleri anlatılmakta. Ve maalesef önemli bir kesimde bunlara inanmakta.

Acaba burada birtakım güçlerin rolü var mı kuşkulanıyorum. TSK hakkında bu düşünceler bilinçli olarak mı oluşturulmaya çalışıyor? Eğer bu kuşku doğruysa bu cüret, açıkça söylemek gerekirse beni korkutuyor.

Türk ordusu içine sızması muhtemel ajanlar dışında, TSK nın böyle bir sistemik karar alması gerçek olsa, bu derece katil bir Silahlı kuvvetler olsa, şu anda onları ne tutuyor? Yine kan dökülmesine aldırmadan aynı uygulamayı yaparlar.

82 öncesi olaylarda binlerce insan öldürüldü. Bunları sanki Türk ordusu öldürdü. Amaçları da ihtilal yapabilmekti. Bu kadar insafsızlık olmaz. TSK, Türk insanının en güvendiği kurum özelliğine o zaman da sahipti şimdi de sahip. Bu kadar insanın bu derece yanılması mümkün mü?

Nasrettin Hoca nın meşhur fıkrasında olduğu gibi, hırsızın hiç mi suçu yok. Hırsızın girdiği pencerenin açık unutulması, o dönem siyasileri ile birlikte, başta TSK olmak üzere tabii ki güvenlik güçlerinin hatası olarak değerlendirilebilir. Ama hırsızın yaptığına eşdeğer olan, Türkiye de kaos yaratıcı, bu sayede Türkiye yi geri bıraktırıcı belki de bu arada rejim değişikliğini sağlayıcı, Türkiye nin bölünmesini sağlayıcı çabaların sahibi asla TSK değildir. Olamaz da.

Burada en önemli suçlu, Türkiye yi o dönemlerde yöneten siyasilerdir. Maalesef bu insanlar şimdi haksızlığa uğrayan kahramanlar gibi TV lerde ve medyada boy göstermektedirler. El insaf.

Yaptığı işte bu derece başarısız olan ve zararlar oluşturan her kim olsa bu durumu değerlendirilmeli ve cezalandırılmalı. Japonya da bir bakanın bir afet sonrası kendini başarısız gördüğü için intiharı hala zihnimdedir. Bu tür olayları Avrupa ülkelerinde de zaman zaman görmekteyiz.

Ama 80 öncesi dönemde sorumluluk almış, başbakanlık, bakanlık, üst düzey yöneticilik yapmış kişileri bir inceleyiniz. Hepsi çok başarılı olmuş, iyi işler başarmış insanlar gibiler. Gene toplumda etkinliklerini sürdürmekteler. Hiçbir cezalandırılma yok, aksine o dönemden çıkmak için, sadece elini değil vücudunu taşın altına koyanların ve risk alanların yargılanmaları söz konusu.

Örneğin, o dönemde bu başarısız siyasiler, cumhurbaşkanını seçebilmiş olsalar 12-Eylül olacak mıydı?

Aslında bu tartışmaları bir yana bırakarak ülkemizi kurtarmak için çabalar içine girilmesi, emperyalist ülkelere karşı önlemler alınması, ülkemizi bölmeye çalışan güçlere karşı set oluşturulması, güzel Anadolumuza ve dolayısı ile çocuklarımızın yaşam alanına gözkoyanlara karşı konulması, onlara gereken cevabın verilmesi için herşeyden önce birlik olunması şarttır.

Bu birlik-beraberlikte TSK çok önemlidir. TSK yı bu derece aşağılarda göstererek bunu başaramayız. Unutmayın ki arkamızda güçlü bir TSK ya sahip olamazsak, uluslararası ortamlarda bu derece başarılı olamayız.

Şu anki dış politikaları başarılı buluyorum ancak bunun devamı gerekiyor.

Sanılmasın ki bazıları gibi AKP ye herşeyiyle karşıyım.

Açılım ve Anayasa değişiklikleri konusunda şu an için AKP nin girişimleri haklıdır. En azından problemleri çözebilmek için bir çaba içerisindeler. Bu çabalar, başarılı olamayabilir ama çabalamak gerekir, hiçbir sorun yokmuş gibi davranmak çok daha yanlıştır. Bir sınavı kazanmak için çalışırsınız ama sınavı kazanamayabilirsiniz. Muhalefetin yaptığı, çalışmadan çabalamadan sınava girmek gibi.

Başbakanın haysiyetli dış politikası gerçekten son dönemlerde, uluslararası ortamlardaki ezikliğimizi ortadan kaldırmış durumda.

Umuyorum ve diliyorum ki özellikle eski dönemlerdeki , siyasilerimizin gülerek kazık yediği günler geri gelmeyecek. Gerekirse maddi kazanç olmasın ama bu milletin haysiyetini ezmeyen bir tavır alınabilsin.

 
Toplam blog
: 94
: 313
Kayıt tarihi
: 23.06.09
 
 

1958 Nisan İstanbul doğumluyum. Ama tatiller dışında İstanbul'da uzun süreli yaşamadım. 1975 yılı..