​ Filistin- Savaşın Çocuklarının haklı mücadelesi / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ekim '11

 
Kategori
Siyaset
 

Filistin- Savaşın Çocuklarının haklı mücadelesi

Filistin- Savaşın Çocuklarının haklı mücadelesi
 

Filistin, bombaların sesiyle güne uyanan çocukların ülkesi... Kimi zaman pervasızca saçılan kurşunlardan kimi zaman misket bombalarından kaçan, kaçamayan insanların ülkesi… Kan ve gözyaşıyla anılan ülke…

Bugünlerde ise silahlar ve bombalara karşı kan ve gözyaşı değil, diplomasi konuşuyor. Filistin Ulusal Yönetimi Devlet Başkanı Mahmud Abbas geçtiğimiz hafta BM’de tarihi bir konuşma yaptı. Konuşması sonrası ayakta alkışlandı. Bu konuşmanın ve BM toplantısının dünya kamuoyunda bu kadar ilgi görmesinin nedeni ise Mahmud Abbas liderliğinde Filistin’in BM’e ‘Devlet’ olarak üyelik başvurusu yapmasıydı. BM Güvelik Konseyi ise başvuruyu görüşmeye başlıyor… Pazartesi günü danışma toplantısında konuyu ele alan konsey resmi olarak Filistin’in başvurusunu görüşmek üzere toplanıyor. Diplomatik kaynaklara göre görüşmeler haftalarca sürebilir. Ama asıl önemli olan ise Filistin’in ‘Devlet’ olarak üyelik başvurusu yapması…

İsrail’in uyguladığı insanlık dışı saldırılar, haksızlıklar ve uyguladığı Gazze ambargosu karşısında sesini tüm dünyaya duyurmaya çalışan ve son dönemlerde bunu iyi kullanan Filistin bir kamuoyu oluşturmuş durumda. Bilhassa Filistin’e yardım malzemeleri götürmekte olan, içerisinde birçok ülkenin vatandaşını barındıran Mavi Marmara gemisine uluslararası sularda yapılan kanlı baskın sonrası Türkiye’nin girişimleri neticesinde Filistin’e destek daha da artmış durumda. Bu konuda Başbakan Erdoğan’ın uluslararası arenada gittiği, konuşma yaptığı, toplantılara katıldığı, basın açıklaması yaptığı her yerde sözlerinin bir kısmında hep Filistin’de yapılan zulmü, Mavi Marmara’ya yapılan baskını, İsrail Hükümetinin özür dilememesini ve haksız tutumunu dile getirmesi bu kamuoyunun oluşmasında oldukça etkili olmuştur. Nitekim Başbakan Erdoğan Türkiye ve İsrail arasında bozulan ilişkilerin düzelmesi, yeniden yapılandırılması için üç şart sunmuştu; 1- Saldırıdan dolayı Türkiye’den özür dilenmesi, 2- Tazminat ödenmesi, 3- Gazze’ye uygulanan ambargonun kaldırılması…

Filistin ve Türkiye’nin girişimleri sonrası İsrail’in uluslararası arenada yalnız kaldığı görüşü ortaya atılmıştı. Fakat Gazze ablukasını meşru ve hukuki sayan BM Mavi Marmara Raporu henüz İsrail’in yalnız kalmadığının kanıtı olmuştur. Türkiye bölgesinde her ne kadar belirli bir güce ve geleceğe sahip ise de İsrail’in bölgedeki ve özellikle Yahudi lobisini kullanarak dünya genelinde oluşturduğu gücünü görmezden gelmek, BM Mavi Marmara Raporunda olduğu gibi yine hayal kırıklığına sebep olacaktır…

İsrail’in ve dolayısıyla Yahudi Lobisinin Filistin’in bu girişimleri sonrası nasıl bir yol izleyecekleri ise merak konusu. Filistin başvurusunu yaptı fakat İsrail ne yapacak?

İsrail, devlet olarak sadece kendi diplomatik çabalarıyla bir sonuç elde edemez. İsrail’i düşünürken sadece İsrail Devletinin sınırlarını düşünmek yanlış olur. Yahudi nüfusu dünyanın büyük kısmına yayılmıştır. Paranın ve CEO’ların dünyayı yönettiği bir dönemde dünyaca ünlü dergilerin en zengin iş adamları listesine bakmanız bile Yahudilerin dünya genelindeki gücünü görmeniz için yeterli olacaktır... İsrail devlet olarak kendi diplomasinin BM’de yetersiz kalacağının bilincindedir. Bu yüzden Yahudi lobisinin dünya genelindeki bu gücünü kullanarak kendi istekleri doğrultusunda bir karar çıkmasını isteyecektir. Bu yüzden gerek nüfus yoğunluğu ve Yahudi lobisinin gücü gerekse yıllardır süre gelen ilişkilerinden dolayı İsrail ‘Büyük Ağabey’i olarak adlandırılan ABD’den destek bekleyecektir. Nitekim bu destekte gelecektir… Yahudi Lobisinin Amerika’da ne kadar etkili olduğunu bütün diplomatik kaynaklar bilmektedir. İsrail’de bu yönde çalışmalarını sürdürecektir. Filistin’in bu tarihi başvurusu üzerine yapılacak oylamada ABD daimi üyesi olduğu BM’de üyelik sıfatından dolayı elinde tuttuğu veto yetkisini kullanacaktır. Bunun birçok nedeni var. En önemlisi ise Barack Obama’nın bu konuda ki çekingen tutumudur. Obama barışın bu kadar kısa sürede sağlanamayacağını düşünüyor olacak ki BM’de yaptığı konuşmasında Filistin’in devlet olarak tanınmasının İsrail ve Filistin arasındaki barış görüşmelerine bir fayda sağlamayacağını söylemiştir. Obama ABD’deki Yahudi lobisinin gücünü de bilmektedir. Yaklaşan Başkanlık seçimlerinde ise Yahudi lobisinin desteğini almak zorundadır. Aksi takdirde seçimleri kazanması mümkün görünmemektedir. Hem Yahudi lobisinin gücü ve baskısı hem yaklaşan Başkanlık seçimleri ve Obama’nın çekingen tutumu, ABD’nin oylamada veto yetkisini kullanması demektir. Bu durumda istediği olan taraf İsrail olacaktır. Ama bu mesele bir ‘istek’ meselesinden öte Filistin’in, Filistin halkının çığlığı haline gelmiştir. Bu çığlığa karşı ABD veto yetkisini kullansa dahi Filistinliler her ne olursa olsun davalarından dönmeyeceklerdir. Filistinli Müzakerecilerden Muhammed Ştayyeh, başvurunun ilk oylamada veto edilmesinin dünyanın sonu olmadığını, birçok ülkenin bir defadan fazla oylandığını belirtmiştir. Bu da Filistin’in BM’de kararlı bir şekilde başvurusunun arkasında duracağını gösteriyor…

Peki, BM Güvelik Konseyi’nin diğer daimi üyesi ülkeler Filistin’in tarihi davasında nerede duracaklar?

BM Güvenlik Konseyi daimi üyesi ülkeler; ABD, Birleşik Krallık, Fransa, Rusya ve Çin… ABD daha önce belirttiği gibi veto yetkisini kullanacaktır. Birleşik Krallığın oylamada nasıl bir tavır sergileyeceği ise merak konusu. Bazı yorumlar Birleşik Krallığın çekimser kalabileceğini gösteriyor. Şunu da bilmekteyiz ki, BM Güvelik Konseyi kararlarında veto yetkisine sahip ülkelerden biri veya birkaçının oylamaya katılmaması, çekimser oy kullanmaları veto ettikleri anlamına gelmektedir. Fakat Birleşik Krallık, müttefiki ABD’nin yanında yer alırsa hiç sürpriz olmaz… Diğer taraftan Fransa ise ABD ve Birleşik Krallığa göre daha yumuşak bir tavır sergiliyor. Oylamada Fransa Filistin’in yapmış olduğu başvuruyu desteklemeye daha yakın bir görüntü çiziyor. BM Güvelik Konseyi daimi üyesi diğer iki devlet; Rusya ve Çin ise hiç kuşkusuz Filistinlilerin mücadelesini destekleyecektirler. Nitekim Çin Dışişleri Bakanı Yang Jiechi, BM’nin New York’taki merkezinde yaptığı konuşmasında bağımsız bir devlet kurmanın Filistin halkının meşru hakkı olduğunu söyleyerek Filistinlilerin yanında olduklarını açıkladı. Yang Jiechi, Filistin Devleti için 1967 yılındaki savaş öncesi belirlenen sınırlar temelinde Doğu Kudüs merkezli, bağımsız, egemen bir Filistin’in kurulmasını ülkesi Çin’in desteklediğini dile getirdi. Rusya’nın BM temsilcisi Büyükelçi Vitali Çurkin, Filistinlilerin bu kararının onların kendi siyasi ve diplomatik stratejisi olduğunu ve Filistinlilerin bu girişiminde, onları yollarından çıkartacak herhangi bir girişimlerinin olmayacağını belirterek oylamada Filistin’in yanında yer alacaklarını belirtti... Bu dengelere baktığımız zaman Filistin’in bu girişimi için ilk oylamada bir ışık yok. Fakat Muhammed Ştayyeh’ın belirttiği gibi bu bir son olmayacaktır. Filistinlilerin, savaşın çocuklarının haklı mücadelesi devam edecektir…

 
Toplam blog
: 8
: 274
Kayıt tarihi
: 25.03.11
 
 

Gazi Üniversitesi-İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi-Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi 3.Sınıf Öğ..