Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ekim '07

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
667
 

Film şeridi

Film şeridi
 

Hangimiz hüzzam makamında bir şarkının esiri olmadık ki?
Hangimiz yorgun ve yitik yıllarımız için yanmadık ki?
Hangimiz sevdanın kördüğümünde düğümü kesecek kör bıçaklar aramadık ki?
Hangimiz aşkın bedelini acıyla ödemedik ki?
Ve en önemlisi yine hangimiz İÇİMİZDEKİ ÇOCUĞU öldürmedik ki?

İşte bugün , tam ortasındayken hayatın ben de onlardan biriyim demişti ilk defa kendine. Ve ilk defa sorgulayacaktı kendini. Yanlışını, doğrusunu, güzelini, çirkinini, acısını, tatlısını kendi belirleyecekti yorumsuzca ilk defa. Yaşadığını zannedip, yaşamdan uzak kalan daha doğrusu hayat hızla ilerlerken ruhu gerilerde kalanlardan sadece biriydi o da...

Yıllar hüznünü bütünlemişken, yüzündeki çizgilerle, o artık küçük hesapların ve yanılgıların peşinde koşmaktan yorulmuştu. Küçükken istediği bir şeyi yapamadığı zaman, eline tutuşturulan elma şekeri gibi avutmuyordu onu artık hayat. Artık küçük sevinçler, kendince büyük hüzünlerini tolere etmiyordu... O çocukluğunu çok özlüyordu. Neydi onu bu kadar yoran, yıldıran ve bu kadar doyumsuz yapan? Çözemiyordu.

Bir çıkış yolu olmalıydı ama nasıl?
Eskilerini atmaya kıyamadığı gibi, onları kullanmayı da sevmiyordu artık. Ama hayat yelkenleri açarken okyanuslara geçmiş hep yanında geliyordu. Ama yine o geçmiş anılar albümünde, yitik yılları, en mutsuz anları biriktiriyordu. Albümlere de bakmayı sevmiyordu ama bir yandan da geçmişi çoookkk özlüyordu. Garip bir ikilem içinde gidip geliyordu işte.

Odaya girdi. Bugün ilk defa ve sadece kendisi için hazırladığı kahvesini yudumlamaya başladı. Camı araladı. Dışarıda hafiften bir yağmur çiseliyordu. Gözlerini kapadı ve film başladı...
Çocukluğu, gençliği, ilk aşkı, hüzzam makamı, kör bıçakları, acıları ve içindeki çocuk hepsiyle karşı karşıya gelecekti artık...

Ve film başladı. Bu öykünün devamını tüm blog yazarlarından bekliyorum. Hepinizin, hepimizin içinde var olan ama çoğu zaman gururunu okşamaktan kaçtığımız birer çocuk var olduğuna inananlardanım. Çoğumuzunda içindeki çocuğa çok iyi davranmadığını düşünüyorum.
Sizin de bir filminiz var ise lütfen benimle paylaşın. Bugün ilk defa kendiniz için bir şey yapın ve sadece 30 dakikanızı kendine ayırıp kendi filminizi yazın. Sizi hayatınızda ki hüzzam şarkıyı, kör bıçağı paylaşalım.
Benim filmim de bir sonraki yazımda.
Tüm blogger arkadaşlara sevgiler....

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir ingiliz atasözü "kul program yapar, tanrı da yukardan bakar ve güler" der, severim bu sözü... nasip denen gerçeği artık yeni görüyorum, demek ki yaşla alakalı bazı şeyler, birsürü plan yapmıştım hayata dair, meğer güzel rabbim de yukarlarda bi yerlerde gülüyormuş , bende ne aksilik deyip dururdum oysa ki, yapmak isteyip de yapamadıklarıma. üzülürdüm.. verilen rolleri oynuyoruz, sahne aynı, değişen dekor ve oyuncuların dışında gerçek olan ne, degişmeyen ne: değişim...kısaca, korktuğum başıma geldi, deli gibi istedgim de geldi, herkes kadar yandım, güldüm, esasında hepimiz aynıyız, kimisi görmüyor, kimisi göremiyor, kimisi de görmemezlikten geliyor... yaşananların sonucunda ki tat, herkes de aynı tesiri yapıyor...çünkü insanız...

Kundelas- Sevdakılıçaslan 
 13.02.2008 23:32
 

yani bütün bu başlangıç yazından itibaren sonrası bir filme sığar mı? meçhul, bence roman olur...

Doğan Durgun 
 30.10.2007 23:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 21
Toplam yorum
: 32
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 1635
Kayıt tarihi
: 19.10.07
 
 

İzmir 1975 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi buca eğitim fak. biyoloji öğretmenliği mezunuyum...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster