​ Finale yakışmayan bir Hollanda; hak edilmiş bir şampiyonluk! / Spor / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Temmuz '10

 
Kategori
Spor
 

Finale yakışmayan bir Hollanda; hak edilmiş bir şampiyonluk!

Finale yakışmayan bir Hollanda; hak edilmiş bir şampiyonluk!
 

Dünya Kupası’nın finali futbol adına büyük hayal kırıklığı yarattı. Bir tarafta futbol oynamaya çalışan bir İspanya, diğer tarafta onu oynatmamak bir yana yıldırmak için elinden geleni ardına koymayan bir Hollanda finale gelene kadar bizde bıraktıkları izlere hiç yakışmayan bir oyun sergilediler.

İngiltere Premier ligden çok yakın olarak tanıdığımız ve o ligin sertliğine alışkın Howard Webb’e bu kadar sarı kart çıkartan oyun anlayışını onaylamak ya da kabullenebilmek mümkün değildir.

Maçın normal süresi sona erdiğinde Hollanda’da 6 oyuncu sarı kart görmüştü ki bunlardan De Jong’un Xavi Alanso’nın göğsüne savurduğu tekme kırmızı kartlıktı. Uzatmalarla maç tamamlandığındaysa bu sayı kırmızı kartlara dönüşenler dahil 9 olmuştu.

Yine karşılaşmanın 70’li dakikalarında David Villa’ya yapılmış ancak hakem tarafından görülmemiş bir pozisyon sonrasında İspanyol oyuncuların oyunun durması için Hollanda ceza sahasına yakın bir yerden dışarı attıkları topu oyuna soktuktan sonra İspanya kale çizgisine yakın bir yerden dışarı atıp bir de orada pres uygulamaları Hollanda’nın futbol anlayışını net olarak ortaya koyuyordu.

Ancak bu turnuvanın çok önemli bir özelliği vardı ki o da hak edene hakkını teslim etmesini biliyordu.

İniesta golü attığında bütün Hollandalı oyuncular maç boyunca kendisini fazlasıyla yordukları hakem Webb'e "neden serbest vuruşta rakibe çarparak çıkan top sonrasında korneri vermediğini" şikayet ediyorlardı. Webb gerçekten hatalıydı ancak hakemi bütün karşılaşma boyunca meşgul etmelerinin, kafalarını karıştırmalarının cezasını çekmiş oldular.

Hollanda finalde futbol oynatmaktansa; oynatmamak adına çıkmış gibiydi sahaya...

Hollanda adına Robben biraz futbol oynamaya çalışırken; İspanya’nın aynen Almanya karşısında olduğu gibi bütün hatlarıyla golü düşünen futbolculara sahip olduğunu söyleyebiliriz.

İspanya’nın esas sorunu bu turnuvada hep gol oldu. Ceza sahasına kadar mükemmel paslarla gelip o alanda pas trafiğinin hızını ayarlayamamaları ve orada gol vuruşu yapacak oyuncunun bitirici olamayışı İspanya’yı çok zorladı turnuva boyunca.

Torres'e bakınca insan Güiza'yı görüyor. İspanya'nın bu bölgesinde birbirine bu kadar benzeyen iki futbolcuya sahip olmaları büyük şanssızlık değildir de nedir? Torres'in iki sene içinde Güiza'ya dönüşmesi ilginç elbette...

Ancak İspanya’nın Almanya karşısındaki kadar rahat pas trafiği kuramadığını da eklemek gerekiyor. Çünkü Hollanda bütün hatlarıyla; Van Persie dahil rakibini sertlikle durdurmaya çalıştı.

İniesta maç boyunca ortaya koyduğu büyük çabanın ödülünü şampiyonluk sayısını atarak aldı. İspanya'nın zaman zaman ortalarda görünmeyen ancak çok önemli bir futbolcusuydu.

Puyol'a bakınca ister istemez Mel Gibson'ın yarattığı Cesur Yürek İskoç kahraman William Wallece'ı hatırlamamak mümkün değil.

Kuşkusuz bu maçı döndüren adam kalecilerin kalecisi kaptan Iker Casillas'dı.

Evet; Dünya Kupası'nın canının ne istediğini önceden sorguladık. Bir tılsımdan söz ettik; sanki Kupa bizim ellerinde görmeye alıştığımız ülkelerden ve takımlarından bir bir kaçıyor gibiydi.

Hollanda-İspanya finali kaçınılmaz gibi görünüyordu. Öyle de oldu.

İspanya bu Kupa'yı almayı turnuva içinde hak eden bir oyun oynadı. Bir taraftan Avrupalı diğer taraftan Latin futbol anlayışını kusursuz bir uyumla bir araya getiren taktik ve oyun yapısıyla en iyisiydi.

Uzay Gökerman

 
Toplam blog
: 2033
: 1268
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..