​ Fırat Aydınus’u Kadıköy’e göndermek, hangi akla hizmettir? / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Şubat '14

 
Kategori
Futbol
 

Fırat Aydınus’u Kadıköy’e göndermek, hangi akla hizmettir?

Fırat Aydınus’u Kadıköy’e göndermek, hangi akla hizmettir?
 

Kışın, “kış”; yazın, “yaz” oyunları düzenlenir.

Rusya’nın Soçi kentindeki de mevsime uygun bir oyundur. Bizde de “oyun”lar vardır; özellikle futbolda... Ama bizdeki/ler, mevsim koşullarına uygun değildir, “ayak oyunları”/dır!.

Uluslararası nitelik taşıyan oyunların süresi bellidir;  bunlar geniş katılımlıdır. İlk adımı atanı, bir başka deyişle kurucusu bellidir.

“Ayak oyunları”n zamanı, süresi belli değildir.  Kurucusu da... Bu alanda üstümüze kimse yoktur. Bunlar, bir zamanlar, gizliden gizliye, çaktırmadan yapılırdı. “Değişim” modası bunu etkiledi, dolayısıyla “değişim”e uğradı.

*****

Kendisine adalet dağıtsın diye görev ve yetki verilenlerden bir ikisi, bakıyorsunuz, kafasına göre iş yapınca, kafalarda soru işaretine yol açılıyor. Yine bakıyorsunuz, “Eskiden de oluyordu; başka takımların da başı yanmıştı” gibi demeler, soru işaretlerini giderme yerine, bunun kimi takımlar üzerinde yoğunlaştığı algısını yerleştiriyor.

O zaman da “oyun”, akıllara kazınıyor!..

“Eskiden de vardı.”yı bir yana bırakarak, “güncel”e bakalım:

Çevremizdeki olup bitene bakmak yetmek, olanları görmek gerekir. Çünkü her bakan göremez, görmek istemez, başkalarının adına görür. Sözgelimi, Yunus Yıldırım’ın, "Maçın kaderi ile oynadığım ve herkesi zor durumda bıraktığım için çok üzüldüm" derken "zor durumda bırakmak"tan söz etmesinin şifresini çözmek gerekecek.

“Zor durumda bırakmak” nedir; niye zor durumda bırakılmıştır?

“Maçın kaderi ile oynamak”la “zor durumda bırakmak” arasındaki bağlantıda Fenerbahçe’nin “zor durumda kaldığı” değil de, “mağdur olduğu”, “hakkının yendiği” anlamı vardır. Bu nedenler Fenerbahçe, “herkes” kavramının içine giremez. O zaman, herkes, Yunus Yıldırım’a görev verenlerdir. Yunus Yıldırım, onları “zor durumda” bırakmıştır; dilediği özür de onlaradır.

Bu, şu anlama da gelir: Sizden özür diliyor, beni affetmenizi bekliyorum.

“Ben hakemlerimi yedirtmem” mantığı, “Sen kafana göre git, söylenenleri kafana takma” mesajıdır, bir bakıma.

*****

Fırat Aydınus'un, Fenerbahçe-Kasımpaşa maçına verilmesi, son günlerin “moda deyişi”yle oldukça “manidar”dır.  Bu atama, aynı zamanda, Fenerbahçe Sivas’ta “mağdur” edilmişken, yeni bir “mağduriyet”e kapı çalmadır. Çünkü Fırat Aydınus’la ilgili geçmişten gelen yerleşik kanı, onun bilinçli ya da bilinçsiz vereceği ters bir karar, zaten gergin taraftarı daha da gerecektir. Hele, Yunus Yıldırım’ın, kart göstermek için Egemen’in üstüne bir hışımla gitmesine benzer bir girişim olursa...

Taraftar, geçmişte olanları da öyle kolay kolay unutmaz.

(Çok uzağa gitmeye gerek yok. Bir Eskişehirspor-Fenerbahçe maçında Caner örneği nasıl unutulur?

Maçın 27. dakikasında Veysel ile Caner, taç çizgisine yakın bir yerde topa, kafaya çıkıyorlar. Veysel, Caner’in kafasına dirseğiyle vuruyor; sonra topun arkasından koşuyor. Caner başını tutuyor.

Fırat Aydınus, başlama noktasının yakınlarında, arkası dönük. Dönünce Caner’e bakıyor, sonra elinde kırmızı kartla geliyor.

Niye?

Küfretmiş!

Caner mi Veysel’e, Veysel mi Caner’e?

Caner, Veysel küfretti, diyor.

Veysel, küfretmedim, Caner’in küfrettiğini duymadım, diyor.

Ama...

Fırat Aydınus, her halde, faul vermedi ya da Veysel’e sarı kart göstermedi diye, Caner’in küfrettiğine hükmetmiş olmalı... Öyle dudak okuma değil, iç okuma... Bizde “ceza”lar, başka alanlarda öyle kesiliyor ya... Hemen klasik ceza maddesi devreye giriyor, “ihraç öncesi ve ihraç sonrası müsabaka hakemine yönelik sportmenliğe aykırı hareket”ten ceza...)

*****

Fırat Aydınus, 17 Kasım 2012'de Eskişehir’deki maçtan sonra, ilk kez Fenerbahçe maçında...

O kadar olandan, kuşkudan, “kasıtlı davranıldığı” algısının yerleştiği bu günlerde, Fırat Aydınus'un, Fenerbahçe’nin maçına, hem de Kadıköy’de görevlendirlmesinde “iyi niyet” aramak biz zorlamadır, boşunadır.

Ortamı gerçekten yumuşatmak isteyenlerin, bir görevlendirme yaparken daha dikkatli olmaları gerekir.

Ha, Fırat Aydınus, bu görevlendirmeden memnun mudur, değil midir, onu bilemeyiz. Ama bildiğimiz, böylesi bir ortamda, Fırat Aydınus seçiminin yerinde bir seçim olmadığıdır.

Fırat Aydınus’a “Kolay gelsin” demek, kolaycılıktan öteye geçmez. O bakımdan, “Kolay gelsin” yerine, “Bakma, gör; başka sesi değil, vicdanının sesini dinle!” demek, daha yerinde olur.

Hakemin, verdiği kararın, çaldığın düdüğün, kimin lehine ya da aleyhine olması değil, “doğru”, “adaletli” olmasıdır önemli olan  Aynı hakarette birine başka, öbürüne başka olursa, "niyet" de ortaya çıkar.

*****

Bugünlerde de genel kanı şu:

Cezalar gelsin, Fenerbahçe’nin sahası kapansın diye her şey yapılıyor!.

Buna karşı denecek, “reçete”, hazır:

Taraftar, akıllı olsun, oyuna gelmesin!.

Denecek doğrudur, ama kasıtlı bir düdük, "tahrik etme"nin de adı olur!

Fırat Aydınus’tan çok, MHK sınav verecek!..

Son söz:

Kimi “kritik ortamlar”da ateşin üstüne körükle gidenler, kendilerinden çok, başkalarına güveniyorlardır.
 

http://www.facebook.com/turgutcelik

https://twitter.com/#!/turgutcelik

turgutce@yandex.com

 

 
Toplam blog
: 2458
: 2418
Kayıt tarihi
: 10.11.08
 
 

24 Kasım 1944'te İspir'de doğdum. Ankara Kurtuluş Lisesi'ni, Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Tü..