​ Fısıltı / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Mayıs '16

 
Kategori
Deneme
 

Fısıltı

Fısıltı
 

Sona ilişkin söylemlerin hepsinin bir durağı var. Son ve sonsuzluk. Beyninde  yankılanan naralar, sonsuzluk arayışını her yinelediğinde gözlüklerini düzeltir oldu Ferda .Yinelemenin kıvrımında acı veren çelişkiler yaşamının temel taşıydı ama neydi bu sonsuzluk saplantısı, var olma ihtiyacı? .Bir o kadar da yokluğa, hiçliğe duyduğu özlem… Oysa Gorgias,”varlık var mıdır?”sorusuna “yoktur” cevabını vermemiş miydi. Gorgias’a göre;”varlık yoktur.Olsa bile bilinemez.Bilinse bile bildirilemez.”..di di di…

Gölgelerin arkasına sığınan varlığı yoklukla hemdem olmamış mıydı? Biraz daha gerilere gitmeye çalıştı zihni. Ne zaman başlamıştı bu serüven.. Oysa geri gelmekle başlamıyor muydu zaten.

Şimdilerin zircirlemesinde uysallığa uzak isyanları vardı seslendiremediği.. Sesler, fısıltılar, naralar kulaklarından gitmiyordu. Bitmeyen renk karmaşası çizgilere, çizgiler rakamlara dönüyordu ve elinde fırçası duvarları renklendiriyordu. Gördüğü her düşü düşbaz ustalığı ile resmettiği duvarlar…

Uzaklardan bir melodi kulağına çalınıyordu…sözcükler gelip yakasına yapıştı ve dans etmeye başladı duvarlarda, kendi kelimeleriyle…Ama o melodi..Çok tanıdık ,bir o kadar da yabancı…ara sıra sanki bir çello isyanında violinin sert yankısı…Ama yabancı….

Ferda kendime yabancılaşalı kaç sene oldu diye düşündü, kendimden başka kimle gerçekten en son ne zaman konuştum.  Sanırım hiç konuşamamıştı. Sözcükler dudaklarından dökülecek olduğunda hep bir kıskançlıkla geri çekilmişti…

Konuşamıyordu, ama duyuyordu ; sözlerini iyi bildiği bir şarkıyı…

“…Meğer ne yalnızız insan olmuşsak,

Yaprak gibi dalda sessiz solmuşsak.

Yeri gelmiş acıya da gülmüşsek,

Sana olan sevdamdandır bilesin….” 

 
Toplam blog
: 12
: 254
Kayıt tarihi
: 26.04.14
 
 

Buluşların ve dahilerin çağında kendini aramaya çıkmış bir içsel gezginim ve insanları anlamaya ç..