- Kategori
- Siyaset
Fiziksel, duygusal ve yaşam tarzlarına göre kırılmalar...

Bu bir bilimsel yazı değildir...
Hiç bir kaynağa, bilimsel veriye de dayanmıyor...
Yaşamın içinden, geldiğimiz noktadaki kişisel gözlemlere dayanan bir yazıdır...
Bu değerlendirmeler sizin gözlemlerinize ve düşüncelerinize uymayabilir...Size göre bu yazı çok sayıda yanlışı içinde barındırıyor da olabilir...
Toplumumuz son 20- 30 yıl içinde bir toplumsal ayrışımı yaşıyor... Bu ayrışım, son on yıl içinde daha da hızlanmıştır...
Bu ayrışımlar, fiziksel, duygusal ve yaşam tarzları farlılıklarıyla oluşmuştur...
Toplumumuz; farklılıklara tahammül konusunda yeterince bir olgunluğa erişemediği için bu tür kırılmaların çok köklü ayrışımları beraberinde getireceği bir gerçektir...
Bu kırılmalar da, süreç içinde kendini bir siyasal yapının içinde bulmaktadır...Asıl tehlikeli olan da budur...Kısacası hatlar keskinleşmektedir...
Bu kırılmalara kısaca değinebilirsek eğer...
Öncelikle fiziksel kırılma üzerinde duralım... Buna coğrafi kırılma da diyebiliriz...Dilim varmıyor ama buna bölünme diyenler de var...
Son otuz yıl içinde başlayarak, son dönemlerde de şiddetli bir şekilde kendini hissettiren fiziksel kırılma, 12Eylül referandum sonuçlarıyla da tam olarak ortaya çıkmış oldu...
Artık toplumumuzda bireyler kişilerin geldikleri yerleri coğrafyayı, bölgesini sorgular hale geldi... Bu sorgulama sokaktaki çocuklara kadar indi...İşe alınacak, iş yapılacak kişilerin geldikleri yerler, doğum yerleri sorgulanır oldu...Yeni ev alanlar, alacak olanlar da bu kıstasları aramaya başladılar...Bu coğrafi kırılmaları kamçılayan, güçlendiren etkenleri otuz yıldır biliyoruz...Son sekiz yıldan beri de ne hale geldiğini hep birlikte gözlemliyoruz...
Birbirleriyle bir alıp veremediği olmadığı halde siyasallaşan din ile birlikte gruplar arasında da bir duygusal kırılma yaşanıyor... Bu gruplar alışveriş yaparken, çeşitli etkinliklerde
kendi gruplarını destekliyorlar...Alışveriş kurumlarını bile ayırır hale geliyorlar... Giyim ve kuşamlarıyla bile bir ayrımın içine girerek, kendilerini diğer gruplardan ayırıyorlar...Mahallleler, semtler, yerleşim alanları bile bu anlayışın etkisiyle ayrışıma giriyor...
Etnikenin daha ön plana çıkarılmasıyla, etnik gruplar da kırlmaları ayrışımları daha ön plana çıkarıyorlar... Türkiye coğrafyası üzerinde önemli kırılma noktaları oluşuyor...Bu kırılmalar da gruplar arasında duygusal kırılmaları da beraberinde getirerek , ulus olma özelliklerine ağır bir darbe indiriyor...
Yaşam tarzlarımıza karışılıyor, baskı uygulanıyor diye iktidara gelenler, toplumu yaşam tarzlarına göre de bir ayrışımın içine soktular...Türbanı özgürlük gibi algıladılar ve türbanlılları çoğalttılar,dinsel bir sembol, anlayış haline getirdiler...İşe alınacaklar için birer karvizit, referans oldu...Diğer taraftan başı açık bayanlara iş vermeyen bir kesim oluştu. Bunun tam aksi bir anlayışta oluştu, bir grupta başı kapalı bayanlara iş vermemeye başladı...Siyasi iktidarın yön ve tavırlarına göre bu anlayış hep yön değiştirmeye açık hale geldi...
Kısacası fiziksel, duygusal ve yaşam tarzı kırılmaları içiçe girerek, birleşerek toplumsal iç barışımıza, bütünlüğümüze, çağdaşlığa açık yönümüze bir engel oluşturdular...Bu kırılmaların önümüzdeki yıllarda daha da derinleşeceğini ve zaman içinde birbirini sevmeyen, selamlaşmayan, umursamayan,bir birinden gıcık kapan topluluklara dönüşecektir.
Atatürk'ün büyüklüğü işte burda da ortaya çıkmaktadır...Atatürk devrimleri özelikle de laiklik toplumsal yapımızı kaynaştırarak, bütünleşmeyi, çağdaşlaşmayı sağlayan çok önemli bir refleksti...Tüm ayrımcılığı, kırılmaları ortadan kaldırarak, her bireyin eşit yurttaş olarak çağdaşlaştırmayı amaçlıyordu...Bu yönde de önemli bir başarı sağlanmıştı...1950'li yıllardan başlayarak günümüze kadar güçlenerek gelen siyasal İslam, din bezirganları sayesinde bu refleksi bozarak, çok önemli bir kırılmalar yarattılar... Bu kıralmalar da süreç içinde ayrışımlara doğru yol almaktadır...
Yazımın başında söylemiştim, bu bir bilimsel yazı değil, biraz gözleme kaçan doğaçlama bir yazıdır ve hertürlü eleştiriye de açıktır...


