- Kategori
- Mizah
Odamıza da girdiler

Ne nasıl yazılır bilmiyorum...
Gerçek mi, mizah mı yoksa bir düş yorgunluğu mu?..
Zaman içinde bir yolculuğa mı çıkıyoruz yoksa...
Padişahlardan bir padişah ama hangisi pek seçemiyorum...
Yönümüz de yok, rotamız da, bir boşlukta yol alıyoruz durmadan...
Alıp götürüyor bizi ve bizim bilmediğimiz ütopik düşlerinin peşi sıra...
Peşine düşmeyenleri de kamçılıyor durmadan demokrasi adına...
Kavram kargaşasında yolunu şaşırmış bir toplum...
Uyku mahmurluğundan gözlerini açamıyor bir türlü...
Düşmüş bir padişahın önüne ama yol belli değil...
Düş düşe, gerçek düşe, çoban padişaha, padişah çobana karıştı...
Kararlı padişah, tahammülü yok alıp götürecek düşlerinin denizine...
Bir güzel benzetecek kendine benzemeyenleri...
Terbiye edecek tüm âlemi sil baştan...
Ve bu yüzden oda’mıza da girdiler...
Özenle, bezenle, yaşama dair güzelliklerin sunulduğu odamıza...
Sevgiyle dostlukla, kardeşlikle yoğrulmuş odamıza...
Gözümüz gibi baktığımız özgürce haykırdığımız, biz de varız dediğimiz odamıza...
Ne nasıl yazılır bilmiyorum...
Tutulmuş tüm kapılar, kapılarda zebaniler...
Subaşlarında, köprübaşlarında, kapıkulları...
Ve araya giren görüntüler...
Belki de bir düş yorgunluğu bizim ki...
Belki de izlediğimiz düşsel bir korku filmi...
Sığındığımız bir odamız vardı...
Ara sıra kafamızı çıkarıp biz de burdayız deme cesaretini gösteren...
TV’si bile olmayan odada muhabbet içinde muhalefet yapıyorduk...
Sevenlerimiz ve bizi izleyenler çığ gibi büyüyordu...
En etkili muhalefeti yaptığımız bile söylenmeye başlanmıştı...
Ve bizden korktu padişah...
Bastı düğmeye uzaktan kumandalı olarak...
Ve odamızı başımıza yıktılar demokrasi adına...
Ne nasıl yazılır bilmiyorum...
Bir düş aralığıydı belki bizimki...
Odamızda kurarken hakça, özgürlük dolu bir düş...
Düşümüzü başımıza yıktılar...
Ve odamıza da girdiler.........
Not : Bu bir mizah denemesidir, kimse üzerine alınmaya...


