- Kategori
- Spor
Forma öyle parçalanmaz!

Üç büyükler için çok şanssız bir haftaydı. Kuşkusuz en büyük şoku Galatasaray yaşadı. Çünkü tam liderlik geldi denilen dakikanın içinde biraz da tartışmalı bir karar sonrasında kazanılan serbest vuruşu kullanan Hasagiç’in fazlasıyla iyi dolduruşunun sonucunda ceza sahasının içinde oluşan karmaşada Hasan Ali'nin iğne deliğinden geçirdiği topla, Franco’nun parmaklarının ucundan yedi golü, Galatasaray.
Bu golden yaklaşık on beş dakika önce Galatasaray taraftarı ile hakem arasında, Hüseyin Göçek’in tribünlerden gelen bir cismi kenara götürmesi sonucu bir gerilim başladı. Galatasaray golü yediği ana kadar da tırmandıkça tırmandı. Galatasaraylı futbolcular da bu gerilimi kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak istedi.
Şimdi burada iki önemli şey var.
Birincisi oyuncuların futbol oynamayı bırakıp, oyunun psikolojik savaş tarafına geçmeleri sonucu konsantrasyonu haliyle de kontrolü yitirmeleri; oysa Galatasaray bu maçı çok rahat kazanabilirdi.
Galatasaray’ın görüntüsü Mustafa Sarp’ın kendi formasını yırtması ile çok iyi özetlendi. Çok ilginç bir görüntüydü.
O formanın bir mücadele sonucu yırtılmasını anlarım da futbolcunun kendi eliyle parçalanması için anlayış bile göstermem. Formanın ne kadar kutsal bir şey olduğunu futbolcu kardeşlerim taraftarının evinde görecek. O formanın ne kadar değerli bir şey olduğunu, odasında nerede durduğunu…
Yöneticiler futbolcularına taraftar ev ziyaretleri düzenlemeli.
İkincisi hakemin seyircinin etkisiyle Galatasaray’ın aleyhine dönmesi sonucu aşırı objektif yorumlara girişmesiyle maç berabere sonuçlandı.
Bu bir fenomendir. Sonuçlarıyla fazlasıyla üzerinde düşünmeye değer bir konudan söz ediyoruz.
Hakemlerin yeniden merkeze oturması hoş değil elbette. Bunu biz de merkeze alacağız ilerleyen günlerde…
Galatasaray artık klasikleşmiş bir Harry Kewell golü ile 1-0 öne geçerken, Hasagiç de bu sezon Türkiye’deki birçok kalecinin yaptığı kontrolsüzce kalesini terk ederek penaltı noktasına kadar çıkmanın cezasını çekiyordu. O dakikaya kadar kalesinde çok iyi bir görüntü veren, yan, cepheden gelen, rakiple karşı karşıya pozisyon dinlemeden bütün topları kontrol eden Hasagiç kalesini terk edince Avustralya’nın centilmeni Kewell’ın hafif dokunuşu ağır ağır ağlarla buluştu.
Gökhan’ın sakatlanması Galatasaray’a yeni bir stoper kazandırmışa benziyor. Mehmet Topal, Galatasaray’ın en büyük sıkıntılarından biri olan geriden top çıkarma sorununa da çare olurmuşçasına ilk toplarla buluştu. Bir hata yaptı ancak onu değerlendirecek donanımdan yoksundu, İstanbul Büyükşehir.
Burada şu soruyu sormamız gerekiyor. Mehmet Topal’ın böyle bir maçta stoper pozisyonunda denenmesi doğruydu. Peki, Mehmet Topal ilerleyen haftalarda da stoper oynayacak mı? Eğer oynayacaksa Rijkaard doğru hamle yapıyor yok sakatlar iyileştikten sonra eski yerine geçecekse; o zaman kenarda bekleyen Emre’nin oynaması sanki daha doğru bir tercih olurdu.
Neden?
Barış çok iyi futbolcu ancak agresifliğin en üst seviyesinde dolanıyor ve hırsı ile profesyonelliğini fazlasıyla karıştırıyor. Bugün Galatasaray taraftarı ile hakem arasında oluşan gerilimin aktörleri arasındaydı. Barış’a şu soruyu sormak gerekiyor.
“Diyelim ki o Büyükşehir formasını sen giyiyordun. Onlar gibi mücadele etmez miydin? Bir çoğu altyapı oyuncusu bu genç çocukların mücadelesinden niye etkileniyorsun? Onları en iyi senin anlaman gerekmez mi?”
Rijkaard, birkaç maçtır Elano’yu ilk on birde çıkarıyor. Üstelik oynattığı yer aslında Mehmet Topal’ın pozisyonu. Bugün Elano bir iki topa da ayak uzattı, adam markajı yaptı. Ancak ikinci yarı öyle bir gol kaçırdı ki; saç baş yoldurdu. Elano’ya yapılan şeyin terapi olduğunu düşünüyorum. Belki de Galatasaray’da yapılan en doğru işlerden bir tanesi de bu. Elano yakaladığı pozisyonu gole çevirmiş olsa bugünden başlayarak bütün hafta onu konuşuyor olacaktık.
Galatasaray üçüncü kez liderliği rakiplerine bırakıyor, almıyor. Belki de kendilerince bizim bilmediğimiz bir hesapları var. Ancak İstanbul’da kaybedilen puanlar fazlasıyla arttı. Bir takım kendi sahasında bu kadar çok puan dağıtırsa şampiyonluk çok zorlaşır.
Uzay Gökerman
Bu blog Milliyet.com.tr sitesinden 32 kez görüntülenmiştir