- Kategori
- Ekonomi - Finans
Fransa da işler kötüye mi gidiyor? Dr.Ali Topçubaşı
Fransa cumhurbaşkanı François Hollande nin seçilmeden önce verdiği zenginlerden vergi alacağı taahüdünü yerine getireceğinin anlaşılması, ilk önce Fransız oyuncu Depardue'nın Rusya Devlet Başkanı'nın davetlisi olarak bu ülke vatandaşlığına geçmesinin ardından, ünlü oyuncu Brigitte Bardot'un da aynı yolu takip edeceğini açıklaması, Fransız toplumunda farklı tepkilere neden olmuştur. Eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'den görevi devir aldığından beri Hollande'nın herhangi bir olumlu icraatının olmadığı gibi, ekonomik göstergelerdeki bozulmada devam etmektedir. Ekonomiyi düzeltme iddiası ile seçim kazanan Hollande'nın , yalnızca zenginler üzerindeki vergi yükünün ağırlaştırılması ile düzelme olmayacağını piyasa nın bozulma yönünde hareket etmesi ile anlaşılmaktadır.
AB nin ikinci büyük ekonomisi olan Fransa'nın ihraç ettiği 10 yıllık tahvil faizlerinin Almanya'nın yüzde 50 üzerine çıkmasının yanısıra, işsizlik rakkamlarıda yüzde yüzde 10.7 e çıkarak tepe noktalara ulaşmıştır. Oysa AB nin en büyük ekonomisi olan Almanya da İşsizlik oranları demir perdenin yıkılmasından sonraki en düşük rakkamlar olan yüzde 6.9 oranına inmiştir. Fransa daki işsizlik oranlarının artışında bu ülkenin sanayi üretimi ve milli gelirlerindeki büyümenin durması etkili olmuştur. 2 çeyrektir büyüyemeyen Fransız ekonomisine karşın, Almanya az da olsa büyümesini sürdürmektedir. Fransız ekonomisindeki bozulma, bütçe açığında kendini daha çok göstermektedir. Maastric kriterlerine göre yüzde 3 ün üzerinde olmaması gereken bütçe açığı 4.5 e ulaşırken, AB ortalaması olan yüzde 3.4 ünde bile çok üzerindedir. Oysa Almanya da bütçe açığı binde 2 düzeylerdedir. Bizde bile bu sene bütçe açığı nın artmasına karşın, yüzde 2.7 düzeylerinde olduğunu hatırlatalım. Fransa da cari işlemler açığıda yüzde 2.1 ile, AB ortalaması olan binde 9 un üzerindedir. AB ortalamasının düşmesinde Almanya da cari işlemler açık olarak değil, yüzde 5.9 fazla vererek aşağıya çektiğini belirtelim.
AB nin tarihinde yaşadığı en büyük kriz olan 2012 yılında, Almanya ve Fransa nın en sağlam ülkeler olduğu tezini, tedbirler alınmadığı taktirde Fransa nın bozması yakın gelecekde ihtimal dahilindedir. Henüz diğer ülkeler ayağa kalkmadan AB nin ikinci büyük ekonomisi olan Fransa da görülecek bozulmanın etkisinin, kolay kolay tamir edilemeyeceği bilinmelidir. Bilhassa 4. büyük ekonomi olan İspanya da işsizlik başta ekonomik göstergelerinde gözle görülür herhangi bir iyileşme belirtilerinin olmaması, AB yetkililerin iyimserlik aşılamalarını açığa çıkarmalarını gözardı etmemiz gerektiğini ülkemizi idare edenlerin bilmesi gerekir.
2013 yılında da AB ekonomisinde belirgin iyileşmenin olmayacağı gerçeğini dikkate alarak ülkemizdeki bütçe açığı nın daha fazla yükselmesini önleyecek tedbirleri elden bırakmamızın yanısıra, daralan pazarlara alternatif olacak yeni pazarlar ilave edilmesi ve siyasi iklimin yumuşatılması gerçeği, ev ödevlerimizden olmalıdır. Yoksa, cari açığı yüzde 10 lardan yüzde 7.5 lara çekmenin maliyetinin yüzde 2.0 lere düşen milli gelir artışı ve işsizlikte tekrar hızlanma şeklinde kendini göstereceği açıktır.