- Kategori
- Tarih
Fransa’yı nasıl boykot etmiştik?

Osmanlı Devleti Fransa’yı Nasıl Boykot Etmişti???
Fransızların; adı sansasyonlarla anılan medyatik cumhurbaşkanları NICOLAS Sarkozy NATO’nun "askeri kanadına" yeniden dahil olmak istiyor. Bir zamanların efsanevi lideri General de Gaulle’un restiyle 1966’da NATO’nun askeri kanadından çıkan Fransa’nın birliğe yeniden dahil olması, NATO askeri komitesinin, dolayısıyla Türkiye’nin onayı ile mümkün olabilecek.
Umarım Türkiye seksende Yunanistan’ın dönüşünde düştüğü hatayı tekrarlamaz da bu kez eline geçen bu kozu iyi kullanır. Sahi, senkende ne mi olmuştu. Yetmişlerde Nato’nun askeri kanadından ayrılan Yunanlılar geri dönmek istediklerinde karşılarında hep Türkiye’deki sivil iktidarları bulmuş, bu yüzden de 80 ihtilaline kadar beklemek zorunda kalmışlardı. Seksende idareyi ele alan büyüklerimiz Helen’in yavrularının NATO’ya yeniden avdetlerini sağlamıştı. Buna benzer bir hataya tekrar düşmemek için bu noktada bir saptama yapmak ve aynı zamanda tarihin derinliklerinde Fransızlarla aramızda vuku bulmuş olan bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Tarih bize göstermiştir ki; ayıdan post olmayacağı gibi Avrupalıdan da dost olmaz. Max Weber’in Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhunu okuyanlar bunu çok iyi bilir. Bu nedenle Batıyla ilişkilerinde gözünü dört açacaksın. Kalbini kapatıp aklını tam devre çalıştırmadan kazançlı çıkman mümkün değildir. Üstüne üstlük bir gafil anında topraklarının işgal edildiği haberini alırsın da iş işten geçmiş olur. Hele bu devlet kadim dostumuz Fransa ise iki kat daha dikkat edeceksin. Osmanlı Avrupa ilişkilerinde Fransa’nın ayrı bir yeri vardır.
Osmanlı Devleti’nin altın çağını yaşadığı 16. yüzyılda Fransızlar siyasi ve ticari imtiyazlarla daima korunup kollanmıştır. Osmanlı Devleti’nin güç kaybettiği dönemlerde de yenileşme hareketleri için Bab-ı alinin başvurduğu ilk devlet yine Fransa olmuştur. Özellikle Fransız asıllı karısı Nakşidil Sultan'ın etkisiyle olsa gerek, 3. Selim katı bir Fransız hayranı olarak tanınır. Tarihin şu garip cilvesine bakın ki; Osmanlı topraklarının Fransızlar tarafından ilk işgali de yine 3. Selim dönemine denk gelmiştir. Fransızlar’a çok güvenen ve kurduğu nizam-ı cedid ordusunun eğitimini Fransız subaylara veren 3. Selim Mısır’ın Napolyon Bonaparte tarafından işgal edildiğini öğrenince adeta şok geçirir. Bir günlük duraklamadan sonra bir ferman yayınlayarak Osmanlı topraklarında ticaret yapan Fransız tüccarların mallarına el konularak tutuklanmalarını emreder. Milli Kütüphanede mahfuz bulunan Konya Şer’iye sicillerinin 67/F 16 numaralı defterdeki söz konusu ferman suretine göre, bu emir Üsküdar’dan Anadolu’nun orta koluyla nihayetine varıncaya kadar olan bölgedeki vezir, beğlerbeği, kadı, voyvoda, naib, yeniçeri zabitleri ve a’yanlara ulaştırılır.Fermanda özetle şöyle denilmektedir: “Francalunun külliyetli donanma sefineleriyle Bonaparte nam cündileri Akdeniz tarafına gelip İskenderiye_i Mısır’a hücüm ederek Reşid tarafını istila ve Mısır-i kahire’ye su-i kasd ile kal-a i Mısır-ı zabt etmişlerdir. Francalu keferesinin kaide-i düvel ve rusum-i milel-e mugayir hareket ederek bilad-ı islamiyenin cümlesine tasallut etme niyetleri ortaya çıkmıştır. Buna mukabil Mısır tarafında Fransızlar-ın devlet-i aliye mallarına verdiği zarara karşılık sizler de idareniz altında bulunan Fransızları ve onlara tabi olanları tevkif eyleyerek elbiselerinden maada ticarete müteallik emval ve eşyalarını bir teki bile zayi ve telef olmayacak şekilde el konularak bunları bir deftere kaydedip defterin bir suretini Bab-ı saadete göndermeniz emr olunmuştur”.
Tarih: 30 Rebiülevvel 1213 (Miladi: 11 Eylül 1798)Kısacası Napolyon’un 1798 yılında Mısır’-ı işgali üzerine çıkarılan fermanda Osmanlı topraklarında yaşayan Fransızların tutuklanarak ticaretten men edilmeleri istenmektedir. Bu konuda yaptığımız kısa bir taharri sonucu yine Başbakanlık Devlet arşivinde saklı tutulan belgelerden öğrendiğimize göre, sonraları Avrupalı tüccar statüsü kazanarak Fransızların himayesinde Osmanlı topraklarında ticaretle meşgul olan yerli halktan birkaç ermeni bu ferman üzerine tutuklanmış ancak Mısır’ın İngilizlerin yardımıyla Fransız’lardan kurtarılması üzerine serbest bırakılmış, üstelik imtiyazlı halleri daha da artırılmıştır. Sultan Selim ise 1804’te Fransa’da iktidarı ele geçirerek İmparatorluğunu ilan eden iki yüzlü Napolyon’un dostluk mesajlarına yine dostça karşılık vererek 5 yıl once başına gelen büyük felaketten hiç mi hiç ders almamıştır.
Selim’den sonra gelenler almış mı? Almadıkları gibi tek taraflı dostluk ve karşılıksız ticari imtiyazlarda işi büsbütün çığırından çıkararak Birinci Dünya savaşındaki büyük felakete kadar gelmişiz. Ya ondan sonrası!..… Elimize bir koz geçmiş, umarım iyi kullanırız.