Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Şubat '07

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
545
 

Freddy' le komşu olmak

Freddy' le komşu olmak
 

Yine evden atılmıştım. Demek ki benden kiracı olmuyordu. Bu yüzden biraz eğitim almaya karar verdim ve on yıldır aynı evde istikrar abidesi bir kiracı olarak oturan arkadaşım Tacettin'in yanına asistan kiracı olarak girdim. Tacettin müzmin bekardı. Kendi halinde bir adamdı. Bir şirkette muhasebeci olarak çalışıyordu. On yıldır aynı işyerinde çalışıyor ve aynı evde oturuyordu. Tüm faturalarını düzenli ödüyordu, akşam en geç 10 gibi uyuyor sabah da kalkıp işine gidiyordu. Sigara kullanmıyordu. İçkiyi ağzına sürmüyordu. Düzenli besleniyor, her sabah spor yapıyordu.

Yüce Tanrım, Tacettin'i bir örnek insan olarak yaratmış olmalıydı. Ben ise Tanrı'nın yaratıcılığının çeşitliliğinin bir örneği olmalıydım.

Tacettin ve ben kirayı ortak ödeyecektik. Her konuda anlaşmıştık. Yalnız kafama takılan bir soru vardı. Tacettin'i daha önce defalarca aramama rağmen benim ortak oturma teklifimi kabul etmemişti. Şimdi nasıl olmuşta ben arar aramaz coşkuyla "evet" demişti? Bunu kendisine açıkça sormuştum.

Kem küm edip, "Abi kira ağır geliyor. Hem evde yalnız canım sıkılıyor" türünden geçiştirmişti sorumu.

Tacettin'in evi dört katlı bir apartmanın yarı bodrumu idi. Ara sıra misafir olarak geldiğim için evin yabancısı değildim. Evin karşısındaki daire yıllardır satılıktı. Ev sahibi fiyatta direttiği için satılamamıştı. İşte o daire şimdi doluydu. Daireyi bir ay önce bir adam satın almış ve eve taşınmıştı. Merak edip Tacettin'e sordum.

"Eee komşunla aran nasıl? Nasıl biri yeni komşun? "

"Nasıl anlatayım ki sana. Görmen lazım" dedi.

Gece yarısı oluyordu. Tacettin işlerden ben de işsizliklerden yorgundum. İkimizde uyuyacaktık ki önce hırlama sesleri ardından da korkunç havlama sesleri duyulmaya başladı.

"Hoşt. Tacettin bu ne? " dedim.

"Komşum" dedi Tacettin.

Şaşırdım.

"Nasıl yani? "

"Komşunun köpeği."

"Kardeşim bu apartmanda hayvan beslemek yasak değil mi? "

"Yasak ama bizim yeni komşuya henüz bu yasağı tebliğ edemedik" dedi Tacettin.

Köpek havlayarak apartmanı inletiyordu. Sinirlendim. Uykum vardı ve bu seste uyumam mümkün değildi.

"Bu ülkede yasalar var. Kurallar var. Herkes kurallara uyacak. Şimdi dersini veririm senin o komşunun" diyerek hışımla çıktım evden. Sertçe komşunun kapısını çaldım. Kapı açıldı. Ve "o"nu karşımda gördüm.

"Ne var? Ne istiyorsun? " dedi karşımdaki canlı. Canlı diyorum çünkü ilk görüşte karşınızdaki şeyin ancak bir canlı olduğunu tesbit edebiliyordunuz. Ve bu canlının karşısında yapılabilecek bir hatanın sizi bir anda cansızlar statüsüne getirebileceğini anlıyordunuz.

"Ne istiyorsun? " diye tekrarladı. Karşımda hem en hem de boy itibariyle iri bir yaratık duruyordu. İçerden gelen havlama sesleri evde bulunan iki hayvandan havlamayanının kapıyı açtığının bir kanıtıydı. Tacettin'in bu acayip komşusunun iri vücudunun üstünden bana doğru bakan suratında hiç bir hayat belirtisi yoktu. En son Jüpiter'de hayat olmadığını araştırma notlarıma ekleyen ben, hayat olmayan yeni bir yüzeyle karşı karşıyaydım.

Hayatıma devam etmek istediğimden iri yarı komşumuzun "Ne istiyorsun? " sorusunu cevapladım.

"Ta... Tanışmak istiyorum... Ben de Tacettin'in yanına taşındım da."

Komşu, "İyi" dedi. Başını salladı ve kapıyı kapattı.

Kapıyı kapattığında derin bir nefes aldım ve onu gördüğümden itibaren hiç nefes alamadığımı fark ettim. Ama bu mümkün değildi. Geçen süre içinde yaşamımı sürdürebilmem için mutlaka nefes almış olmam gerekiyordu. Demek ki şok anında nefes almak için alternatif bir organımı kullanmıştım.

Hışımla Tacettin'in yanına döndüm.

"Neden beni uyarmadın? " dedim.

Tacettin sırıttı.

"Hangi konuda? "

"Komşu yani. Hangi konu olacak? "

"Ne olmuş komşuya? "

"Bana bak ne demek ne olmuş komşuya? Eline bir kamera alıp bu adamı iki saat çeken sıradan biri Alfred Hitchcock'un kariyerini bitirir. Bunun için eve aldın değil mi beni? " dedim.

Tacettin, "Uykum var" deyip kaçtı. Benim de uykum kaçmıştı.

Sabah kahvaltıda Tacettin, komşuyla ilgili bildiklerini anlattı. Adam bekardı. Muhtemelen türünün dişisini bulamamış olmalıydı. Oto kaportacılığı yapıyordu. Ve eminim mesleğini icra ederken hiç bir alet kullanmıyordu. Yalnızdı. Köpeği ile birlikte yaşıyordu. Uzak akrabaları olduğu söyleniyordu. Yakın akrabası varsa da uzak kalmayı tercih etmiş olmalıydı.

O akşam karşı komşumuz kapıyı çaldı. Kapıyı çalanın o olduğundan emindik çünkü çelik kapıdan adeta, "Abi ben çelik falan değilim. Teneken olayım vurma" gibi sesler çıkıyordu. Tacettin'le kapıyı kimin açacağı konusunda kısa bir tartışma sonunda yazı tura attık. Ben kaybettim. Dualar ederek kapıyı açtım. Allah'ım... O... Yine karşımdaydı. Freddy'nin kabusları gibi. Bir kabustu bu. Freddy burada olsa o bile korkar, kaçacak delik arardı, sıvışırdı. "Şansa bak" dedim içimden. "Madem ben bunu görecektim. Bu güne dek ne diye onca korku filmine para verdim."

"Buyurun" dedim karşımdaki canlıya en sevimli halimle. O an yanındaki köpeği fark ettim. Köpek de iri yarıydı. Adamın yarısı kadardı. İçimden noter huzurunda "Hangisi daha sevimli? " diye bir anket yaptım. Ancak anket sonuçları bana ulaşamadı. Karşımdaki iki yaratık noteri parçalamış olmalılardı.

Karşımdaki yaratıklardan konuşmayı bileni,

"Boncuk biraz sizde kalacak" dedi.

O an geçmişimde hayatıma giren tüm "boncuk" kelimeleri birer birer silindi. Boncuk anlamını yitirdi.

Bu köpek nasıl boncuk olabilirdi ki?

Lafa bakın, "Boncuk biraz sizde kalacak."

"Kalabilir mi? " değil. Saygısızlığa bakın. Şeytan diyor, "Al bir şey geçir kafasına."

Ben de şeytana, "Sıkıysa gel sen geçir" diyorum. Şeytandan da ses yok.

"Elbette" dedim.

Komşu, "Benim biraz işim var dışarda. Hasta ziyaretine gideceğim" dedi.

Yürüdü.

"Geçmiş olsun" dedim.

Yanlış anlaşılmasın. Adama değil kendime...

Boncuk'la birlikte içeri girdim.

Tacettin, Boncuk'u görünce geriledi.

"Bunun ne işi var burada? " dedi.

"Kendisine sor" dedim.

Tacettin sinirlendi.

"Abi dalga geçme ya. Nereden çıktı bu köpek ya? Alışverişe gidecektik seninle markete."

"Sen git ben evde kalırım artık" dedim.

"Abi o kadar yükü ben taşıyamam tek başıma" dedi.

Sonunda ben, Boncuk ve Tacettin beraberce çıktık evden. Ben Boncuk'un tasmasını sıkı sıkıya tutuyorum. Bir apartmanın önünden geçerken Boncuk dışarıda bir süs köpeği gördü ve elimden kurtulup kaçtı. Bir anda karanlıkta kaybolup gitti. Tacettin ve ben panikle Boncuk'u aramaya başladık. Yok. Boncuk kayıp. Sonunda Tacettin, "Abi eve gidelim. Belki köpek eve gitmiştir" dedi. Apartmana döndük Boncuk yok. Çaresiz girdik eve.

Tacettin, "Bu adam köpeğini kaybettiğimizi öğrenirse ikimizi de öldürür" dedi.

Ben panikledim.

"Ne halt edeceğiz şimdi ya."

"Bilmiyorum."

"Acaba adamı beklemeden kendi imkanlarımızla mı ölsek? "

Tam o sırada kapı çaldı. Korkudan açamıyoruz.

Komşu bağırıyor.

"Heeeeeyyyy. Açın kapıyı. Verin Boncuğu...."

Tacettin'de ben de terler içindeyiz.

Adam kıracak gibi çalıyor kapıyı.

"Açsanızaaaa. Hooooop..."

Bir çare bulmalıyız.

"Tacettin. Hemen odaya gir. Kapıyı içeriden kitle havla" dedim.

"Havlayım mı? "

"Evet. Köpek takliti yapacaksın."

"Beni öldürsen taklit yapamam ben."

"Taklit yapmazsan öldürüleceksin zaten. Katil kapıda" dedim.

Tacettin girdi odaya başladı havlamaya.

Ben de kapıyı açtım.

"Niye açmıyorsunuz ya? " diye daldı içeri komşu.

"Boncuk nerede? " dedi.

Tacettin içeriden havlıyor.

Ben, "Boncuk içeride Tacettin'le birlikte. Yalnız Tacettin, Boncuk çıkar diye kitlemiş kapıyı. Anahtarı da kaybetmiş"

Tacettin içeriden sürekli havlıyor.

Komşu sinirlendi.

"Açıl hele kırayım şu kapıyı" dedi.

O an kapının yerinde olmadığım için şanslı hissettim kendimi.

Kapının yerinde olsam kendiliğimden kırılırdım.

Tam o sırada evin kapısından gerçek Boncuk'un havlama sesi duyuldu...

Bir anda hem Tacettin havlıyor hem Boncuk havlıyor.

Komşu bana bakıyor ben komşuya bakıyorum.

"Bu ne iştir" dedi adam. Şaşırdı.

Evin kapısını açtı. Boncuk girdi içeri.

Tacettin olanlardan habersiz hala havlıyor içeride.

Ben sırıttım, "Boncuk'un canı sıkılmasın diye bir köpek getirmiştik o içeride. Boncuk demek ki pencereden atladı kapıya dolandı"

Komşu, "Sesine bakılırsa dişiye benziyor. Yarın sabah çiftleştirelim Boncuk'la" dedi.

Bir an hayalimde Tacettin ve Boncuk canlandı.

"Harika olur" dedim.

Komşu çekti gitti Boncuk'la...

Tacettin nefes nefese çıktı odadan.

"Bravo çok güzel köpek takliti yapıyorsun" dedim.

Tacettin konuşmadı...

Hala olayın şokunu yaşıyordu.

Garip bir gece olmuştu.

Bir tarafta köpek takliti yapan Tacettin.

Bir tarafta insan takliti yapan komşu...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok güzel yazmışsınız, elinize sağlık ta.. Sonunda mutlu çift kavuşabildi mi? Yani Tacettin ile Boncuk. Anlattığınıza bakılırsa o adam ikisini birleştirmeden rahat etmezdi :) Allah kiracı milletine sabırlar versin. Bir de eskilerin bir lafı var "el alma, komşu al" diye. Bu hikayede onu hatırladım. Elinize sağlık.

xxxxxxxxxxxxxxxxx 
 06.02.2007 9:11
Cevap :
Siz de sağolun.  06.02.2007 20:58
 

Hayret sen bu saatte yazar mıydın? Hep gece geç saatte yazıyordun. (Desene sana mı sorucam ne zaman yazacağımı?) Evet her zamanki gibi yaratıcı-akıcı ve eğlenceliydi...

Medcezir 
 05.02.2007 12:21
Cevap :
Eğlenmek güzeldir dalgaya almak da.  06.02.2007 1:20
 

Sinir bozucu bir Pazartesi sabahında bile gülüyorsam, cidden komik yazmışsınız demektir. Kurgu ya da değil, dinamik diyaloglarla ve karikatürize karakterlerle çok eğlendirici bir yazı olmuş. Sevgilerimle

Yeşim Özdemir 
 05.02.2007 10:11
Cevap :
Gİerçekten yazdıklarım hem kurgu hem de değil.  06.02.2007 1:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 179
Toplam yorum
: 1563
Toplam mesaj
: 289
Ort. okunma sayısı
: 2562
Kayıt tarihi
: 21.01.07
 
 

Barışa ve kardeşliğe inanıyorum. Türkiye'nin yaşadığı tüm sorunların kardeşlikle çözümlenebileceğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster