​ Fren Lütfen, Acil Fren… / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Kasım '11

 
Kategori
Siyaset
 

Fren Lütfen, Acil Fren…

Fren Lütfen, Acil Fren…
 

Duvara Toslayan Aracın Hali


Prof. Mithat Sancar, Taraf Gazetesindeki bu günkü yazısını bu şekilde bitirmiş, “Fren Lütfen, Acil Fren”…

Her aklı başında insan, önümüzdeki siyasal sürece ilişkin ortaya çıkacak olumsuz gelişmelere karşın “acil fren” talebinde bulunuyor. Ben de bu “Acil Fren” talebinde bulunanlardan birisiyim ve kusura bakmayın kendimi de aklı başında birisi olarak addediyorum.  Zira içerisinde bulunduğumuz araç öyle bir hızla duvara doğru gidiyor ki, içerisinde bulunan herkesi un ufak edecek bir görüntüyü görmemek için gözlerimizi kapatıp, olana bitene kulaklarımızı tıkamamız gerekiyor.  

Ortada bir savaş koseptinin olduğu, bu konsept doğrultusunda hem devletin ve hem de PKK’nin savaş baltalarını ortaya çıkardığı besbelli.

Cumhurbaşkanı’nın “Çok güzel şeyler olacak” demesinden bu yana geçen zamanda atılan ilk adımlar sonrasında “Ne oldu da bu hale geldik?” diye bir soru sormak hiç de tuhaf değil. Bir tarafta KCK tutuklamaları ve PKK’ye yönelik operasyonlar olanca hızıyla devam ederken, diğer yanda PKK şiddet kartından ödün vermeksizin KCK tutuklamalarına ve devam eden operasyonlara cevap veriyor. Kaybedenler pek tabii ki mazlumlar. Ölenler, sakat kalanlar, ciğeri parçalananlar mazlumlar.

Herkesin şunu artık bütün bir çıplak hali ile anlaması gerekiyor ki, güvenlik ve asayiş yöntemleriyle PKK’yi yok etmek, bitirmek mümkün değildir. Zira PKK, Kürt sorunundan bağımsız olarak ele alınabilecek bir yapı değildir. Bizzat bu sorunun içerisinde ortaya çıkmış ve bu sorununun taşıyıcısı olmuştur. Zaten siyasal iktidar ve devlet vaziyeti bu şekilde algılamamış olsa PKK’yle masaya oturmazdı. Oysa görüyoruz ki her dem devlet PKK’yle masaya oturmuş, bir takım ödünler kopartmış ve yine her dem görüşmelere nokta koyan taraf olmuş. Daha ilginci ise PKK bu görüşmeler esnasında tasfiye edileceğini anladığında şiddet kartını hiç sakınmadan kullanmış. Devlet PKK’nin, tasfiye edileceğini anladığı anda şiddet kartına başvurduğunu çok zamanlar sınamış ve belli bir dönemden sonra görüşmelerinde daha dikkatli davranır olmuş. Oysa şimdilerde AKP iktidarını anlayamadığımız kimi çevrelerin yönlendirmesi ve AKP’nin bu yönlendirmeye boyun eğmesi sonrasında bütün varlığını PKK’yi yok etmeye endekslemiş olması anlaşılabilir bir durum değil. Zira, kendisine bu hedefi koyan siyasal iktidarların ortada kalmadığı malum.

O halde “Neden?” sorusunu sormak garip bir soru olmaz.

Şu aralar Cengiz Çandar’ın TESEV (Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı) adına yapmış olduğu “Dağdan İniş – PKK nasıl Silah Bırakır” başlıklı raporunu okuyorum. Bu raporda bir çok nokta hayli dikkat çekici. Özellikle devletin 1997 yılından beri, yani Abdullah Öcalan yakalanmadan önce dahi düzenli olarak PKK yöneticileriyle görüşmesi… Abdullah Öcalan’ın Uluslararası ilişkilerin arka planında yatanların ardından yakalanması ve Türkiye’ye iade edilmesi sonrasında devletin düzenli ve rutin bir şekilde Abdullah Öcalan ve diğer yurtdışında bulunan PKK üst düzey yöneticileriyle görüşmesi genel kamuoyu tarafından fazlaca bilinen gerçekler değildi. Oysa devlet düzenli olarak Abdullah Öcalan başta olmak üzere diğer PKK yöneticileriyle hayli sık görüşmeler yapmış. Özellikle TSK… 28 Şubat süreci ve sonrasında ordunun yönetimdeki gücünü göz önünde bulundurursak bu görüşmelerin merkezinde her zaman askeri yetkililer bulunmuş.

Cengiz Çandar raporu hazırlarken görüştüğü bir çok ordu mensubu kişilerden özellik duyduğu şeyin “PKK’nin silahla bitirilemeyeceği” yönündeki yaklaşımları. Ve hatta ve hatta bir çok ordu mensubu ve siyasal iktidar mensubu isimlerinde PKK’nin bitirilemeyeceği yönünde görüş bildirmiş olduklarını Cengiz Çandar raporunun kimi noktalarına açık ve seçik bir şekilde yerleştirmiş. O halde bu toz duman neden?

 Siyasal iktidar varlık nedenini PKK’yi yok etmek üzerine kurmuş olsa da hiçbir akademik çevre ve yapılan akademik araştırmalar PKK’nin hiçbir koşulda bitirilemeyeceği ve tasfiye edilemeyeceği yönünde sonuçlar veriyor. PKK’yi tasfiye etmeye dönük operasyonlar ve bitirmeye yönelik atılan adımların bu güne kadar ters teptiği ve kendisinin bitirileceği ve tasfiye edileceğini anladığı anda PKK şiddet kartını anında koz olarak kullanıyor. O halde son MİT-PKK görüşmesinin ortaya çıkmasıyla birlikte, bu görüşmeye kamuoyu son derece olumlu bir tepki verdi. Görüşmeleri sürdürmek ve şiddet kozunu hem devletin ve hem de PKK’nin bir kenara koymasını beklemek en ideal olanıdır. Çözüme ilişkin görüşmeler durduğu anda ölümler, acılar beraberinde geliyor. Şunu görmek gerekiyor ki, bu toplumun yeni ölümleri, yeni acıları taşıyabilecek gücü kalmadı. İşte bu yüzden “Acil Fren” diyoruz. Büyük bir hüsranla yüzleşmeden “Acil Fren”.

Cengiz Çandar’ın “Dağdan İniş – PKK nasıl Silah Bırakır” başlıklı raporundan kimi bölümleri zaman zaman buraya taşıyacağım. Hayli ilginç saptamalarda bulunmuş Cengiz Çandar. Mutlaka okumanızı öneririm.  

 

 

 

 
Toplam blog
: 1509
: 1145
Kayıt tarihi
: 07.08.07
 
 

Yazarım... Okurum... Öğrencilik yıllarımda çok yazdım... Kompozisyon derslerinde yazdım... Duvar ..