- Kategori
- İlişkiler
Fukaranın dileneniyle dilenmeyeni bir değil...

Kim ki gidip arayıp, bulup gerçek bir garibanı mutlu eder... İşte bunu yapanı alnından öperim.
Şimdi size anlatacağım konu hakkında, hangi seçeneği uygularsak uygulayım; sonunda aynı yere varacağız. İster gözlemleyerek, ister yaşanmış örneklere bakarak, ister deneyimleme yoluyla meseleyi inceleyince göreceğiz ki, fukaranın dileneniyle dilenmeyeni bir değil. El açıp boyun bükenle bunu yapmayı gururuna yediremeyeni aynı kefeye koymamak lazım. Halk arasındaki deyimiyle söylemek gerekirse… Hayır yapmak, gariban sevindirmek için “dilenmez dilencileri” bulmak gerek…
Bakıyorsun, adam sapasağlam… Elleri, gözleri, ağzı, burnu, eli, kolu tüm organları yerli yerinde… Gelgelelim, insanca çalışıp çabalamak yerine, en kestirme yolu, başkalarına el açmayı seçiyor.
Bi de şöylesine rastlamamız olası; günlük hayatta: Yoksulluğu her yanından aksa da… Başı dimdik. Açlıktan nefesi kokarken… Zerre eğmiyor başını. Gönüllü yardımlarını bile binbir ricanla kabul ediyor. Sen vermedikçe, yüzsüzce yapışmıyor yakana. Acından ölse, şurada bayılacak olsa, aman dilemiyor, iki dilim ekmek için eline, eteğine yapışmıyor. Kısacası, karşılaştığı tüm zorluklara karşın, insanca yaşama derdinde...
Birinci gruptakilere hayatım boyunca yüz vermedim. Diğer türlü davrananlaraysa, elimde avucumda ne varsa vermeye, önlerine sermeye çalıştım; gücüm kadar.
Sevgiyle merhamet, hak edenlere verilmeli, gösterilmeli. Aksi halde, arsızdan, yüzsüzden geçilmez memleket. Zaten fazlasıyla asalağımız mevcut. Bi de gariban kılıklı tembelleri başımıza dert etmeyelim.
Not: Yazıda kullanılan görsel internetten alınmıştır.