- Kategori
- Futbol
Futbol

Çevremdeki insanları şöyle bir araştırdım. Erkeklerin tamamı, bayanların aşağı yukarı yarısı bir takım taraftarı. Ben de Fenerbahçeliyim. Acaba nedir insanları bu ortak sevgide buluşturan şey? Bu sihirli oyun. Futbol. Sonuç olarak 22 kişi bir topun peşimde koşuyor. Hayatlarını bu işten kazanıyor. Bizde onların peşinden koşuyoruz. Bu öyle bir uyuşturucu etkisi yapıyor ki, maç ertesi günler gündemiz yalnız o. Tabir yerinde ise dünya yansa gündemin birinci maddesi olamıyor. Tıpkı ailemizi, çocuklarımızı sever gibi seviyoruz tuttuğumuz takımı. Başarıları hep aklımızda, başarısızlıklarını hemen unutuveriyoruz. Yeri gelince kendimiz eleştiriyoruz da, başkası eleştirsin istemiyoruz.
Ben de kendimi bildim bileli Fenerbahçeliyim. Ama fanatik olmayan ayakları yere basan bir Fenerbahçeli. Zaman zaman kendimi antrenörden bilgili sanır, taktiği belirlerim. Bazen de golü kaçıran oyuncuya sitem eder “ben olsam kaçırmazdım” derim. Sonrada kendime gülerim. Statlara küfür egemen olduğundan beri maça gitmiyorum. Ama takımımın lisanslı ürünlerini kullanıp destek oluyorum.
Çok eski yıllarda Fenerbahçe-Galatasaray maçına rakip takımı tutan arkadaşlarla beraber erkenden gidip, maç başlayana kadar götürdüğümüz tavlayı oynar, maçta duruma göre birbirimizi biraz kızdırır, maçtan sonra da güle oynaya evlerimize dönerdik. Fenerbahçeli Can Bartu' yu sevdiğimiz kadar Galatasaraylı Metin Oktay’ı sever sayardık. Rakip için en ağır sloganımız “bir baba hindi” diye başlayandı. Yani aslında sevdiğimiz futboldu.
O temiz, küfürsüz hakaretsiz, bayram havasında geçen maçları özlüyorum.