Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Kasım '09

 
Kategori
Güncel
 

G elin D üşünce O luşturalım

G elin D üşünce O luşturalım
 

Son günlerde gündemin en önemli konusu GDO 'lu ürünler. Ben bloglarda konuyla ilgili yazılanlara bakınca bir hayli fikirler olduğunu ve konu hakkında teknik anlamda oldukça yararlı bilgiler verildiğini gördüm. Aslında toplum olarak konuya çok ilgisiz olmadığımızı görmek sevindirici. Ama yeterli mi? Bilmiyorum! Sanmıyorum!

Bu günlerde çok popüler olan GDO 'nun öyküsü 20 /25 yıl öncesine dayanıyor. ABD öykünün başlangıç noktası. Halen de GDO 'nun öyküsü ABD odaklı olarak sürmekte. Çünkü dünyanın en büyük biyoteknolojik tohum üreten ve geliştiren kuruluşu bir Amerikan şirketi. Ne ilginçtir ki bu şirket geçtiğimiz yaz başında meclisteki iktidar ve muhalefet kanadından bazı milletvekillerini ABD 'de dört dörtlük ağırlamıştır. Tarımdaki gelişmelerin konu alındığı ve incelendiği bu gezi - gezinin amacının bu olduğu söylendi - üzerinden altı ay sonra yaşanan gelişmeleri hep beraber izlemekteyiz.

GDO başlangıçta oldukça iyi niyetli amaçlarla yola çıkılmış bir araştırmaydı. Amaç, artan dünya nüfusunu açlıktan kurtarmak , tarımsal alanda verimliliği artırmak ve ilaçlamadan doğan kimyasal kirlenmeye ve çevreye verilen zarara son vermekti.

Ama bugün kaderin şu cilvesine bakın ki; GDO 'nun aradan geçen şu kadar yılda ne dünyadaki açlık ve kıtlık sorununa, ne de tarım ilaçlarından dünyayı kurtardığına ilişkin minnet duygularımızı ifade etmek değil, başımıza nasıl bir dert açıldı onu anlamaya ve anlatmaya çalışıyoruz.

Çünkü, ya bu iş başlangıçta hiç de iyi niyetlerle başlatılmadı ya da daha sonra bilime ait olan bu konu bilimin etiğinden uzaklaşılarak paraya ve ihtirasa ve kapitalist sistemin vahşi tecavüzüne uğradı .Ya da hepsi birden oldu.

GDO genetik biliminin konusuna giren , bir organizmanın genetik yapısının değiştirilerek yeni veya farklı özelliklere sahip bir organizma elde edilmesi işlemidir. Özellikle ABD'de bu konuda ciddi laboratuvar yatırımları yapılmıştır. Özellikle gen transferi denilen yöntemlerle organizmaya başka bir türden DNA transferi yapılarak yeni bir tür ortaya çıkarılmaktadır.

Tarım ürünlerinin zararlı böcek, bakteri ve parazitlere karşı korunması amacıyla GDO 'lu tohumlar kullanılmakta. Ama insanlığın diğer yüce amaçları için ortada pek bir şey görülmemekte.

Bizim kafamıza takılan şey, geçtiğimiz günlerde yayınlanan yönetmelikle başımızın ne kadar dertte olduğudur. Aslında başımızın hiç dertten kurtulduğuda yoktur. Bu yönetmelik, tohum ithaline izin vermiyor ama işlenmiş ürünlerden de belli bir orana kadar zaten hesap sorulmuyor. Binde 9 orana kadar olan ürünlerde ambalaj üzerinde de belirtme zorunluluğu yok, ancak içindeki GDO 'lu madde bu oranı geçerse belirtilecek . İçinde bu tip madde bulunan gıdaların ithali aslında çok zor bir prosüdüre tabi gibi görünsede karşımızdaki firmaların dünyaya hükmeden sermaye şirketleri olduğunu unutmayalım.

Bakın GDO şu an bitkier için yapılan bir uygulamadır. Özellikle gıda sanayiinde hammadde olarak kullanılan ürünlerde ki bunlar da: soya ürünler, mısır yağı, bunların küspeleri, her tür hayvan yemlerinde, pamukta ve pamuk çekirdeğinden elde edilen pamuk yağında, kanola bitkisi yağ ve bunların küspelerinde kullanılmaktadırlar.

Aslında biz bunları yıllardır yiyoruz ama farkında değiliz. Çünkü burada yaptığımız bütün konuşmalar havada kalmak zorundadır. Bu konunun denetimine ait alt yapımız, elemanımız, laboratuvarımız ne yazık ki yoktur. Eldeki az sayıda imkanı varlık olarak saymıyorum.

Ne yazık ki yukarıda sözünü ettiğim ürünün ithaline ilişkin karmaşık prosüdürün çözümü imkansızlıklar nedeniyle ithalatçı firmanın sorumluluğuna terk edilmiştir. Durum bu açılardan bakınca biraz vahimdir.

Bakınız bu gen transferi işlemleri sonunda elde edilen gıdalar hayvanlar üzerinde denendiğinde ortaya çıkan sonuçlar ürkütücüdür. Kısırlık, organizmada deformasyon, bağışıklık sisteminde çökme, erken doğumlar, ölü doğum, doğum sonrası yavru ölümleri gibi.. Ne yazık ki insanlar üzerindeki etkilerini bilemiyoruz . Ya da bir yerlerde belki yapıldı da sonuçlar hayvanlardan bile korkunç çıkmış olabilir, onun için de açıklanmıyor olabilir. Bir varsayım tabii.

Şimdi market raflarındaki cipsler, gofretler, bisküviler, bebek bisküvileri dahil , hazır gıdalar, hayvansal ürünlerin nasıl etkilendiğini bilmiyoruz ama hayvanlara verilen yemlerin tamamına yakını GDO ' lu küspelerden elde ediliyor bunu yiyen hayvanların bundan uzak kalması olası değil.

Bakın şimdi hayvan yemi ithali serbest. Ama hayvan yemi olarak tohumda ithal ediliyorsa ve biz de pazardan filemize gönül rahatlığı ile bu sebzeleri dolduruyorsak vay halimize.. Ben de pek fazla kötümser olmuşum galiba..

Bizim vatandaş olarak yapacağımız birşey yok gibi görünse de öyle değil. En azından GDO ' lu yemleri yiyen koyunlardan olmadığımızı ortaya koymalıyız. Seçici davranmalı, uyarmalı, konuyu sıcak tutmalıyız.

Sağlıklı günler dileğiyle!...

 
Toplam blog
: 8
: 448
Kayıt tarihi
: 07.11.09
 
 

İzmir'de doğdum, büyüdüm, okudum, evlendim, çocuk sahibi oldum. İzmir'de yaşamaya devam ediyorum. Ta..