- Kategori
- Futbol
Galatasaray, içeride “kükrek”, dışarıda “ürkek”...

İçeride başka, dışarıda bambaşka.
Buna ne demeli?
Geleneksel çelişki!.
Galatasaray, özellikle ikinci yarıda TT Arena’da, geleni “gole boğarak” evine gönderdi. Ne garip ki, Beşiktaş dışında gelenler de, gol yemek için gelmişler gibiydi. Bursaspor 6, Eskişehirspor 3, Beşiktaş 1, Akhisar 6 gol yiyerek gittiler.
Galatasaray, bu 4 maçta tek gol yedi, buna karşılık 16 gole attı. Oysa ilk yarıda TT Arena oynadığı maçlarda 14 gol atmış, 7 gol yemişti.
İkinci yarıdaki durumu değerlendirmek gerçekten zor!
Kolayı ne olabilir?
İçeride, kendi evinde, “kükrek”; dışarıda “ürkek”...
Başka?
Özellikle 6 gol yiyenler, yanlış anlaşılmasın ya, sanki gol yemeye gelmişlerdi.
*****
Karabükspor, Galatasaray’ın ikinci yarıdaki 4. deplasmanı. Öncekiler gibi bunda da tek puan yetinildi. Bunun “niye”sini açıklamak, Mancini’ye düşer:
“Şampiyonluk yolu deplasmanlardan geçiyor.''
Mancini, böyle diyor, ama skordan memnun olduğunu da son yaptığı oyuncu değişikliğiyle gösterdi.
88. dakika Drogba çıkıyor, Ceyhun giriyor.
Son dakika değişikliğinin iki amacı olduğunu çocuklar bile bilir:
Skoru korumak, skoru değiştirmek...
Skor, o dakikada 0-0 olduğuna, Drogba “golcü”, Ceyhun “savunma” ağırlıklı olduğuna göre, demek ki, Mancini skordan memnun!..
O zaman, “Şampiyonluk yolu deplasmanlardan geçiyor.'' demenin anlamı da ne oluyor?
*****
Galatasaray da, Karabükspor da, gol atma becerisi göstermekten uzaktı. Orta alanlar çok çabuk geçildiği için, “Önce hangisi gol atacak?” diye bekleyenler, boşuna beklediler.
Bekleneni veremeyenlerin başında, sanıyorum, Selçuk, Drogba, Burak geliyordu.
Burak, bildiğimiz Burak’tı.
“Atma” dendi mi zaten o akla geliyor. Gol atamazsa, kendini yere atar. Daha çok, rakibin kart görmesi, penaltı kazanma düşüncesi, tek amacıdır. Yine kendini yere attı, ama çok kolay ve çoğu kez de yanlış düdük çalan İlker Meral, onsekiz içinde iki tarafa da düdük çalmadı.
Galatasaray’da çalışkanlığıyla göze batan Melo’ya gelince...
Melo, yine “uyarı” ile bitirdi bu maçı da... Melo’ya tanınan “ayrıcalık”, “kalıcı” olma yolunda.
*****
Sona doğru...
Galatasaray, 2 puan yitirdi ya, hele Fenerbahçe ile Beşiktaş kazanırsa, bir iki maça göre “şampiyon ilan etmek”le ün salanlar, yeni bir türkü tuttururlar:
Galatasaray, yarıştan koptu!.
Ya Mancini için denecekler?
Galatasaray kazanınca Mancini’ye övgü, kazanmayınca, “Futboldan anlamıyor” demeye getirmeler.
Mancini, değişiklik yapmaya seven bir teknik adam. Bu, sürekli bir arayış içinde olmasından ileri geliyor olmalı. Böyle olunca da, kazanınca övgüde aşırıya kaçılması , kazanmayınca da “futboldan anlamıyor” denmesi, “yorumculuk”un bir gereği sayılmalı!.
Bu tür yaklaşımlar, tam da Süleyman Demirel’in o “ünlü söz”üne uygundur:
“Dün dündür, bugün bugündür!”
*****
Karabükspor’un yakaladığı fırsatlar daha çoktu. Ancak onlarda gol atma becerisi eksikti. Muslera, zamanında yaptığı çıkışlarla Galatasaray’ı kurtardı sayılır.
Galatasaraylı futbolcuların kafasında, “moda deyiş”le söyleyelim, belki de Chelsea maçı vardı.
Ya hakem İlker Meral?
İkide bir düdük çaldı. Düdük çalmada, protesto yürüyüşüne katılan eylemcilerden farksızdı. Hele iki düdük çaldı ki, evlere şenlik... İlkinde Drogba’nın kendini yere güzelce atmasına aldandı, diyelim. İkincisinde ise, onsekiz civarında yaptığı faulü Sabri’yi de şaşırtacak biçimde, Sabri’nin lehine verdi.
Son söz:
Kimileri bir iki maça bakarak, “şampiyonluk”un sürekli el değiştiridiğinden dem vururken, aslında farkında olmadıkları, değişenin takvim yaprağı olduğudur!.
http://www.facebook.com/turgutcelik
https://twitter.com/#!/turgutcelik