- Kategori
- Basketbol
Galatasaray elendi

GS-Buducnost
Galatasaray dün akşam FİBA Erkekler Avrupa Kupası'nda, ikinci ön eleme turunda deplasmanda Karadağ temsilcisi Buducnost ile oynadığı karşılaşmayı 93-62 kaybederek elendi. İlk maçı Galatasaray evinde iki sayı farkla kazanmıştı.
Dün akşam maçın bir bölümünü TV'den izledim. Maçın gidişatı ikinci periyodtan itibaren belli olduğundan tamamını izleme gereği duymadım.
Görüntü şuydu;
Bir tarafta en yaşlısı 27 yaşında olan, kadrosunda ABD'li oyuncu bulundurmayan, genç ve dinamik Karadağ temsilcisi; bir yanda da geçen yıl bu kupada yarı final oynamış, Cafe Crown'ın sponsorluğunda transfer edilmiş ABD'li oyuncular dahil beş yabancılı Galatasaray.
İkinci periyod başından itibaren rakibin genç oyuncularının baskılı savunması sonucu sürekli yaşanan top kayıpları, hızlı hücumlarla Galatasaray potasında sayı oluyor. Galatasaray rakibin bu temposuna ayak uyduramıyor. Küçük salonu dolduran, basketbolü çok iyi bildiği belli olan seyircinin desteği ile rakip daha da coşuyor ve müsabakayı 31 sayı farkla kazanıp bir üst tura çıkan takım oluyorlar.
Galatasaray taraftarı olmama rağmen Karadağ ekibi basketbolde benim savunduğum düşüncelerle kurulmuş bir takım olduğundan elenmemize doğrusu ya üzülmedim. Taşıma su ile değirmen dönmüyor. Galatasay'ın kadrosunda bulunan, biri bu oynadığımız ekipten ikisi Karadağ'lı olmak üzere beş yabancının tümü bu yıl takıma katılmışlar. Belki çoğu Galatasaray ismini, hatta Türkiye'yi bile bu sezon başına dek hiç duymamışlar.Seneye onlar da geçen yıl oynayan yabancılar gibi gidecekler. Onlar bizi, biz onları unutacağız.
Böyle mi olmalı?
Belki bir basketbol altyapınız yoksa, paranız da varsa ve Uluslararası arenada isminizi duyurmak istiyorsanız EVET?
1)Ama Türkiye, altyapı Milli takımları'nda Yıldız,Genç ve Ümit kategorilerinde Avrupa'da devamlı ilk üçe oynayan gençlere sahip.
2)Türkiye'nin ve Galatasaray'ın sokağa atacak parası yok.
3)Galatasaray 100 yıllık geçmişi olan köklü bir spor kulübü.
Bu şartlarda işin doğrusu hangisi?
Üstelik harcanan bunca paralara rağmen Buducnost'tan 31 sayı fark yiyerek eleniyorsanız?
Bu soruları bu gün sabahtan itibaren umarım Galatasaray yönetimi kendi kendine sorar.
Sevgi ve saygılarımla.
Dün akşam maçın bir bölümünü TV'den izledim. Maçın gidişatı ikinci periyodtan itibaren belli olduğundan tamamını izleme gereği duymadım.
Görüntü şuydu;
Bir tarafta en yaşlısı 27 yaşında olan, kadrosunda ABD'li oyuncu bulundurmayan, genç ve dinamik Karadağ temsilcisi; bir yanda da geçen yıl bu kupada yarı final oynamış, Cafe Crown'ın sponsorluğunda transfer edilmiş ABD'li oyuncular dahil beş yabancılı Galatasaray.
İkinci periyod başından itibaren rakibin genç oyuncularının baskılı savunması sonucu sürekli yaşanan top kayıpları, hızlı hücumlarla Galatasaray potasında sayı oluyor. Galatasaray rakibin bu temposuna ayak uyduramıyor. Küçük salonu dolduran, basketbolü çok iyi bildiği belli olan seyircinin desteği ile rakip daha da coşuyor ve müsabakayı 31 sayı farkla kazanıp bir üst tura çıkan takım oluyorlar.
Galatasaray taraftarı olmama rağmen Karadağ ekibi basketbolde benim savunduğum düşüncelerle kurulmuş bir takım olduğundan elenmemize doğrusu ya üzülmedim. Taşıma su ile değirmen dönmüyor. Galatasay'ın kadrosunda bulunan, biri bu oynadığımız ekipten ikisi Karadağ'lı olmak üzere beş yabancının tümü bu yıl takıma katılmışlar. Belki çoğu Galatasaray ismini, hatta Türkiye'yi bile bu sezon başına dek hiç duymamışlar.Seneye onlar da geçen yıl oynayan yabancılar gibi gidecekler. Onlar bizi, biz onları unutacağız.
Böyle mi olmalı?
Belki bir basketbol altyapınız yoksa, paranız da varsa ve Uluslararası arenada isminizi duyurmak istiyorsanız EVET?
1)Ama Türkiye, altyapı Milli takımları'nda Yıldız,Genç ve Ümit kategorilerinde Avrupa'da devamlı ilk üçe oynayan gençlere sahip.
2)Türkiye'nin ve Galatasaray'ın sokağa atacak parası yok.
3)Galatasaray 100 yıllık geçmişi olan köklü bir spor kulübü.
Bu şartlarda işin doğrusu hangisi?
Üstelik harcanan bunca paralara rağmen Buducnost'tan 31 sayı fark yiyerek eleniyorsanız?
Bu soruları bu gün sabahtan itibaren umarım Galatasaray yönetimi kendi kendine sorar.
Sevgi ve saygılarımla.