​ Galatasaray-Eskişehirspor maçından notlar ve arkaplan / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Eylül '09

 
Kategori
Futbol
 

Galatasaray-Eskişehirspor maçından notlar ve arkaplan

Galatasaray-Eskişehirspor maçından notlar ve arkaplan
 

Ntvspor.net


İyi plan, iyi puan

Rıza Çalımbay doğru bir strateji ile sahaya çıkmış. Galatasaray’ı iyi analiz etmiş. Galatasaray’ın arkadaki oyuncularıyla öndeki üç oyuncusu arasındaki bağlantıyı baskıyla kesen takım Galatasaray’ı durdurur; bir de, önde topla etkili oynayabilen birkaç oyuncuya sahipseniz Galatasaray’ın savunmacıları karşısında etkili olabilirsiniz. Rıza Çalımbay dört forvet karakterli oyuncu seçimi ve baskılı oyun anlayışıyla bunu sağlamak istemiş. Ankaraspor'un hocası da Galatasaray'a karşı çok forvetli oyun anlayışıyla oynamış; ama baskıyı Hürriyet ve Adem ile daha arkada yaptırmıştı. Youla, Ümit Karan, Mehmet Yılmaz, Burak maçın başında bir arada sahadaydı. Mehmet Yılmaz sol dışta, Burak sağ dışta oynadı. Ümit ve Youla çift santrafordu; ama Youla, zaman zaman orta sahayı beşledi. Bu oyuncular, Galatasaray savunmasının top çıkarmasına engel olmaya çalıştı. Burak, Kewell korkusuyla öne pek çıkmadıysa da top kullanabilen oyuncu olması Eskişehirspor’a yaradı. Burak’ın oyun disiplinine sadık oyuncu olmaması, bana, maçtan önce bu seçimin yanlış bir seçim olduğunu düşündürmüştü; ama Burak oyunda kaldığı sürede kötü değildi. Arkada açık verme korkusu duymadan Galatasaray’ı kalelerine yaklaştırmamak için çok adamla bastılar; bu baskının bedeli, baskı yapan oyuncularınızın rakibe açtığı alandır. Galatasaray, bu alanlardan özellikle Keita ile ilk yarıda etkili oldu; gol de Keita’nın etkinliği sonucunda geldi. Stoper Vucko, Keita’nın kestiği topu ıskalayarak Galatasaray’ın golünün gerçek asistini yaptı.

Youla ve Vucko'dan kritik hatalar

İlk 30 dakika Eskişehirspor, topsuz oyunda, rakip savunmaya istediği baskıyı yaptı; ama otuzuncu dakikadan itibaren Galatasary Eskişehirspor’u yavaş yavaş savunmasına doğru itti; bunda Eskişehirspor’un topsuz oyunu iyi oynamasına karşın, top ayağındayken topun ayağında kalmasını sağlayacak oyuncu eksikliği yaşaması ve topa yeterince sahip olamamasının rolü vardı; gol de bu anlarda geldi. Eskişehirspor'un, Galatasaray'ın golü öncesi Youla ile kalktığı bir hızlı hücumda, Youla, topu, kaleye cepheden hareketlenmiş olan Karan'a aktarsa Galatasaray yenik duruma düşebilir ve attığı golün pozisyonunu doğuran Eskişehirspor oyunu değişebilirdi; Youla, pas vermek için dıştaki oyuncuyu seçti ve takımını bir golden etti. Maç kaybedilseydi, bu pozisyon Eskişehirspor soyunma odasında mutlaka gündeme gelirdi. Eskişehirspor, Galatsaray’ı bir süre daha yaklaştırmayıp kalesinden uzakta tutabilse ve topla kendisi oynayabilse Galatasaray savunması oyunun devamında mutlaka hata yapacaktı. Keita’nın gol pası verdiği pozisyonda Eskişehirspor'lu Doğa hatalıydı. Keita omzuyla şarj yapmasına engel bir süratle önüne geçti; tek seçenek kayarak topla kale arasına girmekti; mesafeyi kısa tutması halinde topu kornere gönderebilir, en kötü olaslıkla Keita’ya faul yapmış olurdu. Keita’nın ortası çok etkili bir orta olmamasına karşın, Vucko'nun ıskaladığı top Nonda’ya gol pası oldu. Önde basan bir takımın arkadaki oyuncuları çok yüksek konantrasyonla oynamalı. Gol öncesi de Galatasaray boşluk buldu ve etkili birkaç pozisyona girdi. Sarp kaleciyle karşı karşıya kaldı, değerlendiremedi, Keita'nın penaltı noktası civarından, ama zor pozisyonda yaptığı vuruşta kaleci başarılıydı. Rakibin önde Galatasaray’ı zorlayan birkaç pozisyonu da olmadı değil; ama son hareketleri iyi yapamadıkları için net bir pozisyon bulamadılar.

Çalımbay hamleleri

İkinci yarı Eskişehir anlayışını değiştirmedi; zaten önde oynamaya çalışan takım, 0-0 oyununu oynamayı sürdürdü; Galatasaray savunmasının beklenen açığı geldiği anda da gol geldi; oyunu önde ve çok adamla oynamanın karşılığını attıkları gol ile aldılar. Zaten Galatasaray’a gol atmayanı dövüyorlar; attıkları golden ziyade, yenilen golden sonra paniğe kapılmamaları ve oyun disiplinine sadık kalmaları övgüye değer. Trabzonsor’lu oyuncuların iki gün önce, iki farklı önde olmalarına karşın, yedikleri golün ardından yaşadıkları telaşla kıyaslandığında Rıza Çalımbay’ın, takımını zihinsel olarak iyi hazırladığı söylenebilir. Oyun 1-1 olduktan sonra Çalımbay’ın iki değişikliği de yerindeydi. Burak ve Karan yorulmuş, önde takımın direncini düşürmeye başlamıştı; bu, takıma bedel ödetmeden bu oyuncuların yerine iki dirençli orta saha oyuncusunu oyuna alarak takımı takviye etti. Takım bu dakikadan sonra oyunu belli ölçüde geriye yaslanarak oynamaya başladı; bu, değişikliklerin doğal sonucuydu. Bu oyunda Galatasaray’lı oyuncuların yapacağı olası top kaybı Youla ile Eskişehirspor’un çok etkili olmasını sağlayabilirdi. Rıza Çalımbay, tam bu anda Youla’yı Ragıp ile değiştirdi, bu değişikliğin Eskişehirspor’un kazanma şansını çok azalttığı söylenebilir; çünkü, takım kendi yarı sahasında bekliyordu; rakibin yapacağı olası bir top kaybında topu rakip yarı sahaya taşıma görevi Mehmet Yılmaz’a düşecekti; Mehmet Yılmaz iyi santrafor, ayağına hakim, futbolu biliyor ama hantal, Youla ile kıyaslandığında kontra oyununda seçilmesi cinayet. Burada Rıza Çalmbay, Mehmet Yılmaz'ın duran top savunmasında ve topun takımın ayağında kalmasını sağlamasındaki olası katkısını hesap etmiş olmalı. Yani skoru koruma oyununun gerektirdiği bir değişiklikti; bu nedenle cinayet değildi. Daum da Bursaspor maçında bunu yaptı: Guiza ile rakbin arkasına sarkmak yerine topa daha çok sahip olabilmek için Deivid'i oyuna aldı. Youla’nın varlığı Galatasaray’lı oyuncuların, arkadan hücuma çıkışlarını azaltabilir ve dolaylı olarak savunmanın üzerine binen yükü de azaltmış olabilirdi. Rıza Çalımbay seçimini Mehmet Yılmaz'dan yana kullandı. Ben olsam Youla'yı sahada tutardım.

Rijkaad, Elano'ya mesaj mi verdi?

Uzun boylu kalecileri İvesa da duran top savunmasında etkili olmalarını sağladı. Anlaşıldı ki Galatasaray duran top oyununda çok özel bir takım değil; rakip savunmacıların çok kötü olması Galatasaray’ın normal duran top etkinliğini gözümüzde büyütmemizi sağlamış. Eskişehirspor'lu oyuncular biraz dirençliydi ve Galatasaray'ın etknliği rafa kalktı. Keita ve Kewell’ı kademeli olarak savunan ve duran toplarda iyi konsantre olabilen bir takım, iyi top kulanan birkaç oyuncuya da sahipse Galatsaray’ı yenebilir; bu nedenle Beşiktaş da, Trabzonspor da “doğru yönetilmeleri halinde”, iddiasını kaybetmiş değil. İlk 60 dakikada iki farklı yenik duruma düşmeyen ve oyun disiplinine bağlı bir takıma, bu dakikadan sonra Kewell, Keita, Arda gibi oyuncuların oyundan düşmesi de artı olanak sunacaktır. Galatasaray'da Arda'nın dokunulmaz görünmesi takım için bir eksi; çünkü bu gerçekçi değil. Kulübede Elano varsa, Arda da çok etkili değilse, Elano oyuna girmeli. Arda'nın Panathinaikos maçında oynatılmamasını oyuncunun yorgunluğuyla açıklama ihtiyacı hisseden Rijkaard ilk açığını vermişti. Arda'yı oynatmadığı için hesap verme kaygısı duymasını gerektirecek bir durum yoktu. Oyuncuyu yorgun olduğu için oynatmamış olabilir; ama, bunu izah etmesi, yerine oynattığı oyuncuyu olumsuz etkiler; bu izah, Rijkaard'ın eleştiriden korkuyor olduğuna yönelik bir gösterge olabilir. Sonuç olarak Arda'nın yerine oynatmış olduğu oyuncu Baki Mercimek değil Elano. Arda'yı şişirme kaygısıyla Elano küstürülürse, bu işten Galatasaray zararlı çıkar. Nonda'yı oyundan çıkarması hatalı; Nonda yaslanan takıma karşı Baros'a göre daha yararlı. Baros'un aklı, kalabalık savunma arasında "nasıl penaltı alırım?"ı düşünmeye programlı. İlk yarıda Eskişehirspor'un savunmayı önde kurduğu anlarda, bir pozisyonda Nonda yeterince hızlı olamadığı için topu sürmeyip pas verdi; hızlı bir oyuncu, mesela Baros, topu sürebilir, kaleciyle karşı karşıya kalabilir, gol yapabilir, hatta rakibin kırmızı kart görmesine neden olabilirdi; ama son dakika oyununda , yani yaslanmış rakibe karşı Nonda daha etkili olabilecek bir oyuncu. Rakibin oyun anlayışına göre santrafor seçimi Galatasaray'ın yararına olur. Keita'nın son dakikada kaçırdığı gol pozisyonu ise, bize, topla etkinliği bu kadar üst düzeyde olan bir oyuncunun neden Türkiye'de oynadığının yanıtını vermiş oldu. Keita'yı boş bırakan Serdar'ın ise neden ilk onbirde başlamadığı bu pozisyon vesilesiyle anlaşıldı. Kewell'ın yerine Elano değil Aydın girdi. Rijkaard, doğru bir Aydın analizini anlaşılan ligin sonunda yapacak. Bu değişiklik, Elano'nun yedek kalmayı sorun ettiğini gösteriyor da olabilir; Rijkaard bu değişiklikle, yedeklikten ötürü eksi bir ruh hali görmüş olabileceği Elano'ya patronun kendi olduğu mesajını vermek istemiş olabilir. Her koşulda Aydın'ın oyuna girmiş olması hata; dersi/mesajı, yorgun Kewell ile oynamayı seçerek de vermiş olabilirdi.

futbolteknik@hotmail.com

 
Kayıt tarihi
: 05.03.09
 
 

Felsefe okudum. İnsan denilen sürüye hakikatini hissettirmeye seviyorum. Araba ile kıyafet ile kendi..