​ Galatasaray-Fenerbahçe derbisinde teknik adamların pozisyonu / Spor / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Mart '11

 
Kategori
Spor
 

Galatasaray-Fenerbahçe derbisinde teknik adamların pozisyonu

Galatasaray-Fenerbahçe derbisinde teknik adamların pozisyonu
 

Aykut Kocaman Fenerbahçe’deki teknik direktörlük kariyerine 3-2’lik Trabzonspor yenilgisiyle başlamıştı. Bunu iç sahada oynadığı Beşiktaş ve Galatasaray beraberlikleri izlerken; Kayserispor ve Gaziantepspor’a yenilmiş, Bursaspor ile de berabere kalmıştı.

Ancak bu takımların dışında sadece bir yenilgi daha yaşayıp, geri kalan maçlarından 3’er puan almayı başardı.

Bütün bu süreç boyunca öncelikle kendi oyun sistemini oturtmaya çalışmış, kafasındaki şablona uygun futbolcu seçimleriyle ilk yarı boyunca da çok önemli tartışmaların merkezinde kalmıştı.

Fenerbahçe yönetimi yılların verdiği deneyimle süreci bir taraftan kontrol altında tutmaya çalışırken, diğer taraftan futbolcular ve teknik adam arasında bir denge, uzlaşma sağlanması yönünde etkinlikte bulundu. Futbolcusuna tatlı sert mesajlar iletirken teknik direktörünün arkasında sağlam durduğunu net olarak gösterdi.

Kazım dışında hiçbir futbolcusunun dışlamadı.

Futbol kamuoyu da Fenerbahçe’nin dışarıya verdiği bütün mesajları aldı. Önceden Aykut Kocaman sorgulanırken, yönetimin net duruşu bu sesleri kesti.

Açıkçası Aykut Kocaman yıllardır bütün takımları dışarıdan izleyen, futbolu bilen bir teknik adam olarak birçok meslektaşından avantajlı bir yerde duruyordu. Özellikle ülkemiz için yeni teknik direktörlere karşı bu büyük bir üstünlük sağlıyordu.

Aykut Kocaman kaybettiği karşılaşmalardan çok önemli geri beslemeler aldı. Futbolcu tercihleri bakımından hangi oyuncudan nasıl faydalanacağı, nerde oynatabileceği, kimleri oynatırken diğerlerini kenarda oturtacağını tespit etti.

Özellikle Niang-Semih-Alex üçlüsünü nasıl oynatacağını çözmüş olması Fenerbahçe’ye çok önemli bir B Planı kazandırdı.

Kuşkusuz bir taraftan Aykut Kocaman belli bir kurgunun etrafında takımını şekillendirirken, diğer taraftan Gökhan Gönül, Mehmet Topuz, Emre Belözoğlu, Volkan Demirel, Lugano ve Alex’in her maç üzerine biraz daha ekleyerek form durumlarını yükseltmesi ve katkı yapmasının Fenerbahçe’nin 9 maçlık serisinin ortaya çıkmasını sağladı.

Hagi, kelimenin tam anlamıyla bir enkaz devraldı. Aslında Rijkaard’a biraz daha zaman tanınmış olsa Hollandalı çalıştırıcının da neden olduğu bu durumu yine onun yapacağı ekstra katkılarla ortadan kaldırabilirdi.

Galatasaray 17 maç önce Fenerbahçe karşısında tarihi farkla yenilmeyi göze alamadı.

Oysa o hava Rijkaard’tan ve yerine göreve başlayan Hagi’den bağımsız bir şekilde zaten Galatasaray’a Fenerbahçe karşısında direnç kazandırıyordu. Hagi işte bu ortamı kullandı.

Galatasaray, diyelim ki Fenerbahçe maçında bataklığın dibini görmüş olsa doktorun verdiği ilacı bir türlü tam kullanmadığı ve dinlenmediği için bir iyi olup bir kötü olan hasta gibi hastalığını ayakta geçirmeye çalışmazdı.

Ancak pragmatizm ile popülizm arasında sıkışıp kalan yönetim ileride zaten kendisini de içine alacak o kaosu Fenerbahçe maçıyla yaşamak istemedi.

Bugün her şey 17 maç öncesinden daha iyi mi durumdadır?

Hayır!

17 maçlık serüven yarın Arena’daki randevunun sonucuna bağlanmış durumdadır.

Üstelik girişte Aykut Kocaman için yazdığımız bütün olumlu şeylerin bir şekilde tam tersini yaşamış bir teknik adamlık süreci yaşamıştır Hagi.

Teknik adamlar için en zor şey; başka birinin kurduğu takımın başına geçmektir. Hangi teknik adam olursa olsun, kendi güveneceği oyuncuları ister. Hagi de gelir gelmez bir takım oyuncuları sahiplenip, diğerlerini dışarıda bırakmak istedi. Aslında son maçlarında da Hollandalı teknik adam bazı oyuncuları istemediğini net olarak bize göstermişti. Ne ilginçtir ki Rijkaard’ın istemedikleri Hagi’nin direkt oyuncuları oluverdi.

Bu durum bile bir takımın fay hattı gibi iki parçaya bölünmesi için yeter sebepti.

Sezonun ortasında yapılan transferler de bu parçalı yapının arasını kapatmak, yapıştırmak içindi.

Hagi 17 maç boyunca kendisinin istediği oyun düzenini oynayacak futbolcuları aradı durdu.

Galatasaray’ın bir de son üç sezondur sıkıntısını çektiği müzmin sakat futbolcu sorunu vardı. Kewell ve Baros’a bu sezon Arda’nın eklenmesiyle bir futbol takımını ve teknik adamının başına gelebilecek en büyük dert zaten yaşanmış oluyordu.

Rijkaard’ın elini kolunu bağlayan bu durum, Hagi’yi tamamen kilitledi.

Kazım, Pino, Yekta, Stancu, Culio, Cana, Neill, Servet, Hakan Balta, Sabri maç içinde birçok pozisyonda oynadılar. Belki de gerçek kimliklerini de karıştırdılar.

Galatasaray’ın yönetimsel sorunlarının da bu sürece eklenmesiyle Hagi futbol kamuoyunun önünde yalnız kaldı. Her yaptığı eleştirildi. O da aynen Schuster gibi kendisine eleştiri yöneltenlerle sahada cevap verir gibi davrandı.

Şimdi ortada bir tarafta her şeyi ile takımına, futbolcularına hâkim ve onlarla belli bir sistem çerçevesinde oyun kurabilen bir teknik adamla bütün bunları yapmayı başaramamış diğeri var.

Biri yaptıklarının karşılığını almış, şampiyonluk mücadelesi verirken; diğeri de prestijini koruma gayreti içindedir.

Sonuç olarak derbinin karakterinden ve geleneğinden gelen değerleri göz önünde bulundurmazsak, oldukça kötü bir eşleşme olduğunu söyleyebiliriz.

http://twitter.com/uzaygokerman

uzaygokerman@gmail.com

 
Toplam blog
: 2033
: 1268
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..