​ Galatasaray-Fenerbahçe derbisinin fay hatları ve Cüneyt Çakır / Spor / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mart '10

 
Kategori
Spor
 

Galatasaray-Fenerbahçe derbisinin fay hatları ve Cüneyt Çakır

Galatasaray-Fenerbahçe derbisinin fay hatları ve Cüneyt Çakır
 

Geçen sene 30. hafta oynanan Beşiktaş-Fenerbahçe derbisi öncesinde futbol kamuoyumuz maçın özellikle Beşiktaş açısından önemine dikkat çekmiş; olası bir yenilgide Sivasspor’un alıp götüreceğinden söz etmişti. Maçı Fenerbahçe kazandı ancak o hafta Sivasspor da yenilince sanki o hafta hiç yaşanmamış gibi oldu. Bir hafta sonraysa aynen Bursaspor’un İ.B.Belediye’ye yenilmesi gibi Sivasspor evinde hiç beklenmedik bir yenilgi alarak liderliği Beşiktaş’a devretmişti. Sonrasını biliyoruz.

Galatasaray-Fenerbahçe derbisi de yine bir var olma karşılaşmasına benzetiliyor ki daha ligin bitmesine yedi hafta var; 21 puan demektir. Yaşanılmış tecrübeler bu hesapların bu kadar önceden altının çizilemeyeceğini bize fazlasıyla göstermiştir. Bursaspor’un daha önünde uzun bir yol olduğu da bir gerçek.

Derbi!

Futbol tarihimizin en heyecanlı buluşmasına bir gün kaldı. Bizleri nasıl bir maç bekliyor olduğunu başlama düdüğüne kadar hiç bilemeyeceğiz, ancak bazı tahminlerde bulunabiliriz.

Galatasaray istikrar çizgisini bu sezon hiç tutturamadı. Bunda takım kadrosunu hala oluşturamamış olmasının çok büyük sıkıntısı var. Derbi öncesinde de Rijkaard’ın kafasında kimi nasıl oynatacağına yönelik çok ciddi belirsizlikler olacağını tahmin etmek hiç zor değil. Artık Keita'nın, Santos'un ve Arda'nın sahanın tam olarak neresinde oynayacağını belki futbolcular da maç saatine kadar bilemiyor. Trabzonspor maçında Keita'yı etkisizleştiren o sol kanat tercihi gerçekten fazlasıyla zorlama ve o maçta denenmemesi gereken bir taktikti.

Galatasaray’ın en yumuşak karnı orta sahadaki Topal, Sarp, Barış ve Ayhan’dan oluşan havuz. Rijkaard genellikle bu havuzdan iki futbolcu alıp onların yanına Elano’yu ekliyor. Bu dört futbolcunun hepsi şu an form olarak vasatın altında dolaşıyorlar. Trabzonspor maçının kaybedilmesinde değil ama Galatasaray’ın etkili atak geliştirememesinin en önemli nedenlerinden biriydi.

Rijkaard bir sürpriz yapıp bu havuzdan üç futbolcuya forma verirse şaşırmalı mıyız?

Fenerbahçe ise bu bölgede çok alternatifli ve Selçuk Şahin’i bir kenara koyarsak tercihlerinin hemen hepsi yaratıcı özellikleri taşıyorlar. Emre’nin sakatlığı devam ederse Daum’un burada M.Topuz veya Özer tercihini kullanabileceğini tahmin edebiliriz. Bizim bildiğimiz Daum, Selçuk’tan vazgeçmeyecektir.

Emre faktörü de Fenerbahçe için tam bir bombadır. Emre gibi sinirlerine hakim olamayan bir futbolcu için Ali Sami Yen nasıl bir etki yaratır? Kulaklarımı tıkar vazifemi yaparım, Emre için mümkün değildir.

Defansların karşılaştırmasında da Lugano-Bilica ikilisinin yükselen bir form grafiğini gözlemliyoruz ki her iki futbolcu da derbilerde çok dikkatli oynuyorlar. Ancak Galatasaray’ın Jo ve Santos gibi dikine gidebilen ve çalım atabilen özellikteki oyuncuları etkili olabilir. Fenerbahçe defans ile orta sahanın mesafesini yakınlaştırırsa bu iki oyuncu Trabzon’da gördüğümüz uzun mesafeli koşularını yapamayacaktır ki Daum Ali Sami Yen’e hücum etmeye gitmiyor.

Arda’nın oynayıp oynamayacağı da hala belirsizliğini koruyor.

Ligin ilk devresinde Galatasaray Keita’dan çok şey bekliyordu. Ancak Keita aynı zamanda Galatasaray’ın yenilgisini hazırlayan adam olmuştu. Bu maçta da bu futbolcudan beklentiler çok yüksek ve Keita büyük maçlarda kendisinden beklenmeyecek derecede sıradanlaşıyor. İlk maçta Carlos tarafından diskalifiye edilmişti; şimdi karşısında yine çok soğukkanlı bir futbolcu olacak. Keita Santos ile futbol dışı bir psikolojik mücadeleye girerse kaybedecektir. Üstelik Santos tam da Keita’nın sinirini bozacak tipte bir oyuncu. Keita sinirlerine hâkim olup, futboluyla Santos’a karşı üstünlük sağlar, hızı ile ağır Santos’u geçerse bu sefer Santos maçın sonunu göremeyebilir.

Her iki takım da büyük bir gol sıkıntısı çekiyor. Yetmiyor hücum da edemiyor. Bu anlamda bizi çok kısır bir futbol bekliyor olabilir. Duran toplarda her iki takımın da üstünlüğü ve aynı zamanda da zafiyeti bulunuyor. Her iki takım duran toptan gol de atabilir gol de yiyebilir.

Bu maçta Fenerbahçe adına oynarsa Deivid’in sürpriz yapabileceğini tahmin ediyorum.

Galatasaray’da da Caner isminin etkili olması sürpriz anlamında beklenebilir.

Rijkaard mutlak kazanmak için oynayacak. Üstelik bugün Galatasaray’ın kongresinden çıkacak sonuç da takım üzerinde etkili olacaktır. Adnan Polat zaferle çıkarsa ki beklediğimiz şey bu; Galatasaray’ın daha motive olacağını tahmin ediyorum.

Bursaspor’un puan kaybetmesi ligin havasını çok değiştirdi. Bu akşam Beşiktaş üç puan alırsa uzun süre sonra ilk defa derbi öncesinde bir maç fazlasıyla iki takımın da üzerine çıkacak. Kaybeden de dördüncü sıraya inecek. Ancak Bursaspor’un puan kaybetmesi bu üç takımı da rahatlatmış oldu. Hele Galatasaray ve Beşiktaş, Bursaspor ile oynayacakları için olası iki puanlık farkı dert etmeyeceklerdir.

Böyle havaları Mustafa Denizli çok sever. Aradan sıyrılıp birkaç hafta sonra da hiç kimsenin beklemediği o sürprizi de yapabilir.

Fenerbahçe kaybederse puan olarak değil psikolojik olarak lige havlu atabilir. Son beş senedir böyle final maçların içinde sadece birini kaybetti ve şampiyonluk gitti. Bu sezon Daum ve Fenerbahçe hep sürpriz maçları kaybetti. Başka şekilde söylememiz gerekirse kaybetmesini kimsenin beklemediği maçlarda puansız kaldı. Sanki bu maçta üç puana daha yakınmış gibi duruyor.

Maçın ilk bölümlerinde Fenerbahçe golü bulursa sonuna kadar götürebilir. İlk yarı berabere sonuçlanır, Galatasaray maçın ikinci bölümünde golü bulursa aynen Beşiktaş maçında Fenerbahçe'nin yaşadığı çözülüşü rakibine yaşatabilir.

Maçın hakemini konuşmamız için çok neden var.

Dün Milliyet Gazetesi ve diğer haber kaynaklarında yer alan ve çok ilgi çekici bir haber insanların kafasını çok karıştırdı. Haberin kaynağı çok yeni görevden ayrılmış olan eski hakemlerimizden Selçuk Dereli.

“Şu anda Türkiye’de mevcut hakemler içinde en önde bulunan hakem Cüneyt Çakır. Onun bu maça çıkması son derece normal. Ancak bir saptamada bulunmak istiyorum. Geçen hafta Kuddusi Müftüoğlu’na hakaret ettiği iddia edilen Aziz Yıldırım ile ilgili rapor tutup, disiplin kuruluna gönderten babası Serdar Çakır. Acaba müsabakanın devamında yaşanacak olaylardan sonra kamuoyu nasıl yorum yapacak?”

Bu yorumu Fenerbahçe tarafından biri yapmış olsa yeni yeni filizlenmeye başlayan barış ortamını bozacak bir açıklama olarak değerlendirirdik. Ancak Aralık ayında hakemliği bırakmış ve adı özellikle Fenerbahçe maçlarında yaptığı kritik hatalara karışmış birinin ağzından böylesi cümlelerin dökülmesi anlamlıdır. Kestirmeden söylemek gerekirse de yanlıştır. Bu yorumun kendisi özellikle Selçuk Dereli ile ilgili bir takım soruların ortaya dökülmesine kadar gider.

İki hafta önce oynanan Gaziantepspor-Trabzonspor karşılaşmasının maçıyla ilgili yorumumda Cüneyt Çakır’ın derbiye hazırlanıyor olduğu ile ilgili bir notum vardı.

“Cüneyt Çakır eğer iki hafta sonra oynanacak derbiye hazırlanıyorsa büyük hata yapılıyor demektir. Bugün verdiği bütün kritik kararlarda haklıydı. Tek bir pozisyonda da Burak’ın açık ofsaydını göremeyen yardımcısının kurbanı olacaktı. Ancak her şeye rağmen derbi için hazır değil.” Kupa'ya odaklanan Trabzonspor ligden kopuyor

Açıkçası Cüneyt Çakır’ın yanlış bir tercih olduğunu düşünüyorum. MHK derbiye her an patlamaya hazır bir bomba yerleştirmiştir. Her iki takımın da birbirleriyle oynadıkları karşılaşmalarda Cüneyt Çakır’la ilgili sıkıntıları olmuştur. Bu yeniden olacağı anlamına gelmiyor ancak Cüneyt Çakır’ın hakemlik yaklaşımlarının Türkiye’de bir Galatasaray-Fenerbahçe derbisi yönetmeye uymadığını düşünüyorum.

Bir kere Cüneyt Çakır çok kolay kart gösterebilen bir hakemdir!

Derbilerde bu ince çizginin çok iyi ayarlanabilmesi gerekiyor. Hani hakem şansı diye bir şey vardır ya; bunun bir anlamı maçta hakemin devreye girmemesi demektir. Ancak bazen öyle karşılaşmalar hakem kendisini olayların tam merkezinde olur ya da maçın önüne geçiverir. İşte Cüneyt Çakır böylesi zamanlarda kontrolü rahatlıkla elinden kaçırabilmekte, zaman zaman da duyguları kararlarını etkileyebilmektedir.

Hakemi maç içinde ön plana çıkaranlar da biraz futbolcular oluyor. Futbolcular yaptıkları işe konsantre olurlar ve hakemi sürekli zor kararlar vermek zorunda bırakmazlarsa bu maçı Cüneyt Çakır mı yönetmiş yoksa başka bir isim mi anlaşılmayacaktır bile.

Uzay Gökerman

 
Toplam blog
: 2033
: 1268
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..